KANARALAŞMA’ya Karşı Çözüm: Nuh’un Gemisi
İhtiyar başlamış anlatmaya..
“Şu karşıdaki dağı görüyor musun evladım” demiş. O dağın arkasında bir köy var. O köyde Hasan Ağa derler bir ağa varmış. Artık yaşlanmış ve istemiş ki, oğulları kendisi hayatta iken işlerini çekip çevirmeyi öğrensinler. Çağırmış üç oğlunu ve demiş ki “Evlatlarım!. Bakın artık sizlerin işlerimizi elinize almanızın zamanı geldi. Henüz ben hayatta iken tarlamızı, takkemizi, davarlarımızı yönetmeyi öğrenin. Herhangi bir güçlükle karşılaştığınızda da kendiniz çözmeye çalışın. Lâkin herhangi bir çare bulamamanız halinde bana gelin ve müşkilinizi anlatın, size yardımcı olayım.” demiş.
Başlamışlar çocuklar işle, güçle uğraşmaya.. Derken günün birinde sürüden koyunların eksildiğini görmüşler. Şuraya bakmışlar yok, buraya bakmışlar yok, kurt izi yok, çakal izi yok. Şu mağarada yok, bu yarda yok.. Derken çözemedikleri bu durumu babalarına anlatmaya ve çözüm istemeye karar verip gelmiş babalarına durumu anlatmışlar. Babaları da çocukların bahsetmediği filan mağradan, falan yardan da sormuş, lakin çocuklar oraya da, şuraya da baktık fakat hiçbir emare yok babacığım demişler.
Babaları düşünmüş, taşınmış ve demiş ki şu halde bir tek ihtimal kalıyor. O da köpeklerin, -sürüyü korumakla görevli köpeklerin- ‘kanaralaşmış’ olmasıdır. Şimdi gidin ve sürüye sahip olmakla görevli ne kadar köpek varsa, hepsini bilâ istisna öldürün ve başka bir köyden küçük enikler (köpek yavruları) alın getirin de ileride işimizi görsünler demiş. Çocuklar babalarının dediklerini yapmışlar. Derken aradan geçen zaman içinde başka köyden alınan enikler de büyümüş ve kocaman kocaman koyun köpeği -şimdilerde kangal diyorlar- olmuşlar. Fakat yıllar önce karşılaştıkları cinsten bir olayla yeniden karşılaşmışlar. Yine sürüden koyun eksilmeye başlamış. Ara, tara bir türlü bir ize rastlayamamışlar ve son çare olarak dönüp babalarına gelerek durumu anlatmışlar. Babaları yine şu ihtimali, bu ihtimali de hatırlatarak sormuş fakat aldığı cevap “yok” olmuş. Bu defa adam oğullarına demiş ki “Bakın oğullarım!.. Bir kaç yıl önce yine böyle bir olay olmuş ve bana gelmiştiniz. Ben de size köpeklerin kanaralaşması ihtimaline karşı bunların hepsini öldürün ve yeni enikler alın büyütün demiştim. O zaman dediğimi yapmış mıydınız? Ortanca ve büyük oğlu “evet” derken, küçük oğul başını önüne eğerek “babacığım bir küçük enikleri gözüme baktı ve gelip ayaklarımı yaladı, kuyruğunu salladı ve ben de bu küçük enikten ne olacak dedim ve bir bu eniği öldürmedim.” demiş. Babaları bunun üzerine “Bakın oğullarım, bu kanaralaşan köpeklerden, ana-babalarından kanaralaşmayı az da olsa öğrenmiş ve yeni getirdiğiniz eniklere de öğretmiş ve onları da kanaralaştırmış. Şimdi gidin ve istisnasız bütün köpekleri öldürün ki böylesi bir olayla bir daha karşılaşmayasınız.” demiş.
Ve hikayeyi bitirmiş.
Kaynak: Ercüment Özkan (1995) - İktibas Dergisi