İsa'nın Tanrı Kompleksiyle Denenmesi
İsa, İblis'in denemelerinden geçmek üzere Ruh tarafından çöle götürüldü. Kırk gün kırk gece oruç tuttuktan sonra acıktı. O zaman Ayartıcı Şeytan O'na gelip, 'Tanrı'nın Oğluysan, söyle de şu taşlar ekmek olsun' dedi. İsa ona şu karşılığı verdi: 'Kutsal Yazılarda, insan yalnız ekmekle değil, Tanrı'nın ağzından çıkan her sözle yaşar' diye yazılmıştır'. Sonra İblis O'nu kutsal kente götürdü. Tapınağın tepesine çıkarıp dedi ki, 'Tanrı'nın Oğluysan, kendini buradan aşağı at. Çünkü şöyle yazılmıştır: 'Tanrı, senin için meleklerine buyruk verecek. Ayağın bir taşa çarpmasın diye seni elleri üzerinde taşıyacaklar. İsa İblis'e şu karşılığı verdi: 'Tanrın olan Rabb’i sınama' diye de yazılmışta, İblis aynı şekilde İsa'yı çok yüksek bir dağa çıkarıp O'na tüm görkemleriyle dünyanın bütün ülkelerini gösterdi. 'Yere kapanıp bana taparsan, bütün bunları sana vereceğim' dedi. İsa ona şöyle karşılık verdi: 'Çekil git, Şeytan! Tanrın olan Rab'be tap, yalnız O'na kulluk et' diye yazılmıştır. Bunun üzerine İblis İsa'yı bırakıp gitti. Melekler de gelip İsa'ya hizmet ettiler, o günden itibaren İsa şu çağrıda bulunmaya başladı: Tövbe edin! Göklerin Egemenliği yaklaştı. (Matta, 4:1-17; Markos, l: 12-13; Luka, 4:1-13).
İsa'nın en öncelikle misyonu "Göklerin Egemenliği" düzeninde Tanrının krallığının ilan edilmesidir. Bu yüzden yıkması gereken Şeytanın kral olduğu yeryüzü egemenliğidir. Birinci düzenin ilahı Tanrı RAB iken ikincisinin ilahı da Tanrı kompleksleridir. Tanrı kompleksinin krallığını temsil eden Şeytan, İsa'ya bu düzenin vezirliğini teklif etmektedir. Şeytan, Adem örneğinden de çok iyi bilmektedir ki ölümlü hiçbir insan yeryüzünün Tanrısı olmayı reddedemez. Bu yüzden şeytan İsa'ya Tanrıya ait üç Tanrı kompleksi vaat ediyor, öncelikle Tanrının yaratan ve Rezzak sıfatı konusunda onu deniyor. Eğer İsa söylediğinde "taşlar ekmek olursa" hem Tanrıdan izinsiz olarak onun iradesini kendi iradesi kılmakla kendini Tanrı ilan edecek hem maddeyi istediği gibi yaratıp dönüştürebilme gücü ile Tanrılık iddia edecek hem de hem kendini hem de tüm insanları doyurabilen bir Rezzak olarak kendini Tanrı gibi zannedip Tanrı kompleksine kapılacaktır. Oysa İsa'nın varlığı ve misyonu maddi ve fiziki evrenin gerçekleri ile değil kutsal, ilahi, manevi ve metafizik evrenin idealleri ile ilgili idi. o, göklerin egemenliğinde yeryüzünün değerleriyle yaşanmayacağım çok iyi biliyordu, o , gökyüzünün öğrencisi olmadan yeryüzünün öğretmeni (Rab) olunamayacağını da çok iyi biliyordu. Bu yüzden o, asli misyonunu Şeytana hatırlatarak "insanın yalnız ekmekle değil, Tanrı'nın ağzından çıkan her sözle yaşayacağını", her şeyde, her mekânda her zaman sadece "söz vardı" ilkesinin geçerli olduğunu ilan eder. Çünkü İsa çok iyi bilmekteydi ki "Başlangıçta Söz vardı. Söz Tanrı ile birlikteydi ve Söz Tanrıydı. Başlangıçta o. Tanrıyla birlikteydi. Her Şey O 'm m aracılığıyla var oldu, var olan hiçbir şey O 'nsuz olmadı, olmazdı da. Yaşam O 'ndaydı ve yaşam insanların ışığıydı. Işık da karanlıkta parlar ve karanlık onu alt edememiştir" (Yuhanna, 1:1-5).
Tıpkı karanlığın ışığı alt edemeyeceği gibi İsa'yı bu şekilde alt edemeyeceğini anlayan Şeytan bunun üzerine ikinci Tanrı kompleksini denemeye karar verir. Şeytan yılların tecrübesi ile çok iyi bilmektedir ki büyük kibirler büyük tevazuların arkasına gizlenmiş ve zafer/üstünlük anlarında ortaya çıkmıştır. Çünkü Şeytan çok İyi bilmekte idi ki, kibir insanın kendi değerini abartması iken tevazu da insanın kendi değerini küçültmesi, alçaltmasıdır. Her ikisi de "değer"e karşı bir ihanet ve zulümdür. Bu açıdan her ikisi de Tanrı kompleksine giden yolda Şeytanın yol azığıdır. Bu yüzden Şeytan İsa'ya Tanrı tarafından seçilmişliğinin, kutsanmışlığının, ayrıcalıklılığının melekler tarafından korunuyor olmaklığının ona kazandırdığı tekebbürle onu imtihan eder. Şeytan, İsa'ya "haydi, kendini bu tepeden aşağı at. Çünkü şöyle yazılmıştır: 'Tanrı, senin için meleklerine buyruk verecek. Ayağın bir taşa çarpmasın diye seni elleri üzerinde taşıyacaklar." Tanrının seçtiği, meleklerin koruduğu, ruhani evrende eller üzerinde taşınan ilahi bir güçsün sen. Sen, eğer Tanrıyı seni korumaya icbar edip onu test edersen onun öğrencisi değil öğretmeni olursun ve ondan bile üstün olursun. Şeytan nasıl ki tüm bu tecrübeleri daha önce Musa ve İsrail halkı üzerinde deneyerek başarılı olduysa şimdi de İsa üzerinde denemektedir. Fakat İsa'nın da dedeleri vardır ve onlardan öğrendiği tecrübelerden çok iyi bilmektedir ki "Tanrın olan Rab'bi sınamayacaksın". Çünkü sadece güven ilişkisine değer veren Tanrı Rab'bi şüphe içinde sınamaktan daha fazla kızdıran hiçbir şey yoktur. İsrail halkının, Harun'un, Musa'nın başına gelen cezaların da sebebi budur.
Şeytan ikinci Tanrı kompleksi teklifinin de reddedilmesi üzerine son olarak İsa'ya sahip olduğu "yeryüzü egemenliğinin" krallığını teklif eder: "İblis aynı şekilde İsa'yı çok yüksek bir dağa çıkarıp O 'na tüm görkemleriyle dünyanın bütün ülkelerini gösterir. 'Yere kapanıp bana taparsan, bütün bunları sana vereceğim' der". Şeytan, İsa'ya yeryüzü egemenliğine ait tüm ülkelerin yönetimi, insanların kaderine tahakküm etme iktidarı, ihtişam, güç ve zenginlik içinde bir hayat vaat eder. İsa'nın sınavında Şeytan veya Tanrı için önemli olan vaatler, onların kabulü veya reddedilmesi değildi. Önemli olan İsa'nın pazarlık yapıp yapmayacağı veya pazarlığa meyyal olup olmadığı idi. Şeytan gökyüzü egemenliğine ait bir şeyden vazgeçilmedikçe yeryüzü egemenliğine ait bir şeyin elde edilemeyeceğini çok iyi biliyordu. Bu yüzden Şeytan, yeryüzü egemenliğine ait şeyler değil bizzat yeryüzü egemenliğini teklif eder. Şeytan, yeryüzüne ait tüm Tanrı kompleksi iktidarlarını İsa'nın ayaklarının altına serer. Fakat küçük bir şartla, İsa'nın bu denli görkemli iktidara ulaşması için sadece eğilmesi gerekir: "Yere kapanıp bana taparsan, bütün bunları sana vereceğim ". Oysa İsa'nın ilk misyonu insanların Tanrıdan başka hiçbir şeyin önünde eğilmemesini sağlamak idi. Hele hele göklerin egemenliğine ait değerleri bırakıp yeryüzünün egemen kişileri, kurum lan, değerleri önünde eğilmek "Kutsal Yazılarda" asla yazmayan bir şeydi. İsa anladı ki yeryüzünü ayakları altında çiğnemeden gökyüzüne ulaşılamaz. Yeryüzü lanetlenmeden gökyüzü kutsanamaz. Tanrıdan başka tüm Tanrı gibiler, tüm Tanrı kompleksleri reddedilmeden Tanrı Rab'be sadık kalınamaz, iki Tanrıya birden asla kulluk edilemez. Şeytan taşlanmadan Tanrı komplekslerinden kurtulunamaz. Şeytana ve vaatlerine "defol/çekil git" denmeden insanlığın tek "Tanrısı olan Rab'be tapılamaz, yalnız O'na kulluk edilemez". Ancak "bunun üzerine İblis İsa'yı (insanı) bırakıp gidebilir. Ancak bunun üzerine melekler de gelip İsa'ya (insana) hizmet edebilir." Çünkü "böyle yazılmıştır tüm Kutsal Yazılarda."
İsa, Tanrıyı denemeden Tanrının denemesinden geçmiş ve sınavı kazanmıştır. İsa için artık müjdesini ve misyonunun tem insanlara duyurma vakti gelmiştir. İsa'yı kendi misyonuna ihanet içinde olan İki büyük düşman olan İsrail din adamlarının devleti ve Roma yeryüzü devleti beklemektedir. Onlardan ilki insanlığın yüzüne Tanrının sevgi, rahmet ve af kapılarını kapatmışken ikincisi de göklerin egemenliğinin kapılarını sıkı sıkı kapatmıştır. O halde İsa'nın yapması gereken ilk çağrı da bu iki kapının ardına kadar açılması olacaktır.
Kaynak: Halis Çetin, Tanrı Kompleksi I, ss. 172-175