İyi nedir/kimdir?, Kötü nedir/kimdir?
İyi nedir/kimdir?
İyi, sevgi vermek ve nazik olmak ister; karşılıklı anlayış arar, hoşgörü arar. Her söylenen ve yapılan her şeyde kendi dışındakilerleaynı duyguları paylaşmak ister. Yapıcı olarak eleştiri getirir yıkıcı olarak değil. Kurallara kuru kuruya uymaz; tam tersine her ayrı duruma göre özgü esnek davranışlar gösterir, duyarlılık ve coşkuyu göz önünde tutar. Çevredeki insanların düşüncelerini ve gereksinimlerini de saygıyla karşılar. Değişik ırklardan ve sosyal sınıflardan da olsa, tüm insanlara aynı değeri verir. Tüm insanlara ve tüm canlılara büyük değer verir ve saygı gösterir. Sevginin yerini hep yukarıda tutar; tüm davranışları yaşamın doğrudan kendisine ve sağlıklı bir yaşama duyulan sevgi ile doludur. İnsancıllık eylemlerinin odağındadır. Başkalarının iç dünyasını ve hassasiyetlerini dikkatlice korur.
Kötü nedir/kimdir?
Kötü genel olarak, iyi diye nitelenen her şeyi reddeder. Kötü, iyi olan her şeyi kıskanır ve her türlü yola başvurarak onu yok etmeye çalışır. İyiye açıkça karşı çıkamadığı için ''örtülü'' olarak dolaplar çevirir. Kötü için tüm iyiler can sıkıcı şeylerdir. Ve bu nedenle de kötü iyiyi yok etmeye çalışır, ondan tiksinir ve ona çamur atar. Kötü, dışa karşı gerçek yüzünü göstermek istemez ve iyinin görünüşüne bürünür. Kötü, hiçbir zaman açıkça söylemez ama iyinin başarısızlığına içten içe çok sevinir.
Kötü, gerçek duygularını gizler. Duruma göre bazen öyle bazen böyle konuşur ama hiçbir zaman gerçeği söylemez. Duygularını açıklayan ve gerçek düşüncesini ortaya koyan iyi, ona göre aptalın biridir. Kötü kendini zeki olarak görür. Zeka onun için araştırıcılıkla ilgili bir kavram değil, başkalarına karşı kendi çıkarını koruyup kollama ile doğrudan bağlantılı bir kavramdır. Zeki kişi, başkalarını aldatan, dolandıran ve yalanlarla kandıran ama bunları yaparken karşındakine hiçbir şey fark ettirmeyen kişidir. Fark edecek olanlar da içinde bulunulan güç ilişkileri nedeniyle susmak ve çenelerini tutmak zorunda kalırlar.
Kötü, neyin gerçek olduğunu ve gerçeğin ne olduğu konusu ile hiç ilgilenmez. O duvarın dışıyla ilgilidir yalnızca. Çünkü herkes dış tarafı görür. O ise duvarın arkasında, bencilce ilgilendiği şeyleri gerçekleştirmek ister. İnsancıllık ve duygudaşlık ona vız gelir. Gerçeği aşağılar ve yalanın büyüsüne kapılmıştır.
Zeki ve akıllı kötüler kusursuz yalanlar uydurabilirler. Tabii onlar kendilerini de kandırırlar ama bu onları ilgilendirmez. Onlar başkalarını aldatmaktan, kandırmaktan ve parmağında oynatmaktan büyük bir zevk duyar. İyi gerçeklerle birlikte mutludur, kendine özgü yaşam biçimi ile mutludur. Kötü ise bunu aptalca bulur, zayıflık olarak görür. Söylediği bir yalanla hiçbir bir sonuç aldığında sevinir, düğüm düğüm örgü yalanlara yeni yalanlar ekleyebildiği ya da bunları daha geliştirildiği zaman kendini daha zeki, daha kurnaz daha soğukkanlı olarak görür.
Kötü, alaycı ve küçümseyicidir. Kötünün çevirdiği dolaplar ortaya çıkarıldığında o yine hazırlıklıdır.
Kötü için tüm yaşam ve yaşamla bağlantılı her şey, kendini yükseltmek, başkalarına alçaltmak için bir taktikten başka bir şey değildir. O hep kendi maddi çıkarlarının peşindedir. Kötü şöyle düşünür: Bu ne işime yarar? Bu bana ne getirir, ne götürür? Sonuçta eline ne geçecek? Kötü, kendi dışındaki herkese düşmandır; onun işine yaramayan her şey yararsızdır. Bundan dolayı, kötü, esnektirİ her yeni duruma kendini uydurabilir, her durumda elindeki gücü korumayı bilir o gücün hakkını verir.
Kötü, kendini iyiden daha fazla güvencede ve daha canlı hisseder. Kötü, kendini güçlü olarak görür ve iyiyi de zayıf diyerek aşağılar.
Kaynak: Peter Lauster - Sevgi ve Özgürlük, ss. 107-110
********* . ************ . *********
Ancak Bencil Çıkarları İçin Yaşayanlar İçin Her Araç Meşrudur. + "Eğer rakiplerinin ayakkabısına gizlice bir taş koyarsan, bu, rezilce bir davranış olur. Ben kötüyü böyle tanımıyorum işte. Daha başarılı olmak için yapılan yarış olağandır, buna karşı çıkılmaz." - "Yani bu şekilde yarışmaya evet diyorsun ama her türlü yol ve araçla olmasına "hayır" diyorsun. Ne var ki, başarılı olmak için tüm yol ve araçlara başvurmak zorundasın. Sonuçta başarılı olup olmadığına bakılıyor. Başarının nasıl kazanıldığı unutulup gidiyor, kimse araştırmıyor bunu. Herkes oturduğun villayı görüyor, kullandığın arabayı görüyor, çalıştığın insanları görüyor. Sadece bu göstergelerle bir yerin oluyor toplum içinde. Ve bu noktaya nasıl geldiğini sormuyor hiç kimse, siparişlerini uygunsuz yol ve yöntemlerle mi aldığını hele hiç soran olmuyor." + "Ama ben bunu soruyorum işte. Ben bunun için bilincimi keskinleştiriyorum. Adem Baba gibi dolaşmanın iyi olacağını öne sürmedim. Ama açgözlülüğe ve daha fazla, daha fazla sahip olma isteğine karşıyım. En başta söylediğim şey, yüreği sahip olma tutkusuna kaptırmamak. Çalışıp çabalayarak elde ettiklerinin keyfini sür, ama içten bağlanıp kalma onlara."
- "Ama bencil olmamız zorunluluğu, her birimizin bir diğerine düşman olmak zorunluluğu, olduğu gibi duruyor. İnsanların birlikte yaşaması, düşmanlık içerir. Güçlüler güçsüzleri yenerler."
+ "Hâlâ anlayamadın. Üstün başarılar gerekli bize. Ancak uygun olmayan yöntemler istemiyoruz. Çünkü böyle olunca, gerçek başarı olarak algılanan şeyin görüntüsü bozulmuş oluyor. Bir cerrah, gerçekte olmadığı halde olağanüstü başarılarından haber yapsın diye bir gazeteye rüşvet verecek olursa sen de rüşvet alanlardan biri olmuş olursun. Sorun tam da burada işte. Kötüyü, güçlü diye övdüğünde ve iyiyi zayıf diye yerdiğinde yalnızca kendine zarar verirsin. Özünde, sen de mutlu olmak istiyorsun, tıpkı başkalarının istediği gibi. Ama hangi yolla bunu yapacağın önemlidir. Eğer kötüyü savunursan yanlış yoldasındır."
Konuşma üzerinde biraz kafa yordum. Kötüyü temsil eden aslında, hayatta başarılı olabilmek için bencil olmak gerektiğini, gücünü göstermek gerektiğini; amaca varabilmek için gerekiyorsa uygun olmayan yol ve araçlara da başvuru olabileceğini anlatmaya çalışıyor. Bu kişi pek çok şeyi kendine yarar getirip getirmeyeceği açısından gören bir pragmatistten başka bir şey değildir. O, yaşamı, kendi başarısını kalıcılaştırma mücadelesi olarak görüyor.
Peter Lauster - Sevgi ve Özgürlük, ss. 117-120
Kaynak: Peter Lauster - Sevgi ve Özgürlük, ss. 107-110
********* . ************ . *********
Ancak Bencil Çıkarları İçin Yaşayanlar İçin Her Araç Meşrudur. + "Eğer rakiplerinin ayakkabısına gizlice bir taş koyarsan, bu, rezilce bir davranış olur. Ben kötüyü böyle tanımıyorum işte. Daha başarılı olmak için yapılan yarış olağandır, buna karşı çıkılmaz." - "Yani bu şekilde yarışmaya evet diyorsun ama her türlü yol ve araçla olmasına "hayır" diyorsun. Ne var ki, başarılı olmak için tüm yol ve araçlara başvurmak zorundasın. Sonuçta başarılı olup olmadığına bakılıyor. Başarının nasıl kazanıldığı unutulup gidiyor, kimse araştırmıyor bunu. Herkes oturduğun villayı görüyor, kullandığın arabayı görüyor, çalıştığın insanları görüyor. Sadece bu göstergelerle bir yerin oluyor toplum içinde. Ve bu noktaya nasıl geldiğini sormuyor hiç kimse, siparişlerini uygunsuz yol ve yöntemlerle mi aldığını hele hiç soran olmuyor." + "Ama ben bunu soruyorum işte. Ben bunun için bilincimi keskinleştiriyorum. Adem Baba gibi dolaşmanın iyi olacağını öne sürmedim. Ama açgözlülüğe ve daha fazla, daha fazla sahip olma isteğine karşıyım. En başta söylediğim şey, yüreği sahip olma tutkusuna kaptırmamak. Çalışıp çabalayarak elde ettiklerinin keyfini sür, ama içten bağlanıp kalma onlara."
- "Ama bencil olmamız zorunluluğu, her birimizin bir diğerine düşman olmak zorunluluğu, olduğu gibi duruyor. İnsanların birlikte yaşaması, düşmanlık içerir. Güçlüler güçsüzleri yenerler."
+ "Hâlâ anlayamadın. Üstün başarılar gerekli bize. Ancak uygun olmayan yöntemler istemiyoruz. Çünkü böyle olunca, gerçek başarı olarak algılanan şeyin görüntüsü bozulmuş oluyor. Bir cerrah, gerçekte olmadığı halde olağanüstü başarılarından haber yapsın diye bir gazeteye rüşvet verecek olursa sen de rüşvet alanlardan biri olmuş olursun. Sorun tam da burada işte. Kötüyü, güçlü diye övdüğünde ve iyiyi zayıf diye yerdiğinde yalnızca kendine zarar verirsin. Özünde, sen de mutlu olmak istiyorsun, tıpkı başkalarının istediği gibi. Ama hangi yolla bunu yapacağın önemlidir. Eğer kötüyü savunursan yanlış yoldasındır."
Konuşma üzerinde biraz kafa yordum. Kötüyü temsil eden aslında, hayatta başarılı olabilmek için bencil olmak gerektiğini, gücünü göstermek gerektiğini; amaca varabilmek için gerekiyorsa uygun olmayan yol ve araçlara da başvuru olabileceğini anlatmaya çalışıyor. Bu kişi pek çok şeyi kendine yarar getirip getirmeyeceği açısından gören bir pragmatistten başka bir şey değildir. O, yaşamı, kendi başarısını kalıcılaştırma mücadelesi olarak görüyor.
Peter Lauster - Sevgi ve Özgürlük, ss. 117-120
Kaynak: Paul Lauster - Sevgi ve Özgürlük, Çev. Nurettin Yıldıran, Doruk Yayıncılık, 2. Baskı, Ankara, 2000
Araçlar da Amaçlar Kadar İyi ve Temiz Olmalıdır
Mesleğini sürdürmek için hangi araçları kullanıyorsun? Senin için amaç kadar önemliler mi? Değillerse, yalnızca tek bir şeyi istemen olanaksızlaşacaktır. Ebediyet açısından bakarsak, yalnızca tek bir araç ve yalnızca bir tek amaç vardır: Araç ve Amaç tek ve aynıdır. Yalnızca tek bir amaç vardır: Gerçek İyi ve tek bir araç vardır: Yalnızca gerçekten iyi olan araçları kullanmaya istekli olmak.
İyi olan, kesinlikle amaç olandır. İnsan başlıca meselenin amaç olduğunu ve araç konusunda titizlik göstermesine pek o kadar gerek olmadığını düşünebilir. Ama böyle değildir. Bir amaca bu şekilde ulaşmak, kutsal olmayan bir sabırsızlık edimidir ve amacı kirletir.
Kaynak: Soren Kierkegaard - Tanrı’ya İhtiyaç Duymak, 416