Kur'an'da "Kadınları Dövün" Buyruğu Yok – Cengiz Özakıncı
Çevirmenlerin bir ayette "örtün" diye çevirdikleri sözcük ile bir başka ayette "dövün" diye çevirdikleri sözcük, Kur'an'ın Arapçasında aynı sözcüktür: D-R-B. Kur'an'da 58 yerde karşımıza çıkan D-R-B sözcüğüne çevirmenler neredeyse her ayette başka bir anlam veriyorlar. Kimi yerde yola "çıkmak", kimi yerde boyun "vurmak'', kimi yerde karanlığa "bürümek", kimi yerde parmakları "doğramak", kimi yerde örnek "vermek", kimi yerde verilen bir şeyi geri "almak", konulan bir şeyi "kaldırmak", birini "dövmek", birini "yatırmak", "uyutmak", "örtmek" ve daha pek çok birbirine uymaz anlamların hepsi aynı sözcüğe, Kur'an'daki D-R-B sözcüğüne yüklenmiştir, Örneğin Kur'an'da geçen "Kulakların üzerine D-R-B etmek" kimi çevirmenlerce; "Kulaklarının üzerine yatırıp uyutmak," diye anlamlandırılırken, kimilerince; "Kulaklarının üzerine vurmak," diye çevrilmektedir. "Bu nasıl böyle olabilir?" diye sorulduğunda; "Tümcenin gelişine göre (Arapça deyimle "siyak"ına göre) uygun bir anlam yakıştırıldığı" söylenmekte! Yani, "Arapça değil mi? Uydur uydur söyle!"
Çevirmenlerin ve yorumcuların büyük bir çoğunluğunun; "O kadınları dövün," diye çevirdikleri ayette de karşımıza çıkan bu D-R-B sözcüğü hakkında, 1050 yıllarında yazılmış bir Arapça sözlük -ki tüm İslam bilginleri kaynak olarak benimsemişlerdir- şöyle der:
D-R-B: Bu sözcük hakkında ihtilaf vardır. (Bkz: Ragıb el Müfredat)
Yine tüm İslam bilginlerinin kaynak olarak benimsedikleri Firuzabadi'nin 1450 yıllarında yazdığı büyük sözlüğünde de aynen şöyle söylenir:
D-R-B: Bu sözcük hakkında ihtilaf vardır.
Evet, bu sözcüğün anlamının ne olduğu konusunda bilginler arasında "ihtilaf', yani uyuşmazlık vardır; gelgelelim bu sözcüğü "dövün" diye çeviren hiçbir çevirmen, hiç değilse bir açıklama koyarak: "bu sözcüğün anlamının ne olduğu konusunda kesinlik bulunmadığını, bu nedenle "dövün" diye yakıştırılan Türkçe anlamın doğru olmayabileceğini" belirtmek gereğin! duymamış; sanki bu sözcüğün "dövmek" anlamı kesinmiş gibi, hepsi de ağız birliği ederek "dövün" diye çevirmişlerdir. İlginç olan bu çevirmenlerin tümünün de erkek olmasıdır. Yalnız kimi çevirmenler, bir parantez açarak "(acıtmadan, azıcık) dövün," diye çevirmişlerdir. Oysa Kur'an'ın Arapçasında "acıtmadan", "azıcık" gibi uyarılar bulunmamaktadır. Eğer "D-R-B" sözcüğü "acıtmadan, azıcık dövmek" anlamına geliyor ise, aynı sözcük, aynı kipte, bir başka ayette (Enfal, 12), niçin "hiç acımadan parmaklarını doğrayın," anlamına gelsin?
Evet, Kur'an'da "O kadınları D-R-B edin," diye bir buyruk gerçekten de vardır; ancak bunun "O kadınlan dövün," mü, "yatırın" mı, "gönderin" mi, "yollayın" mı, "doğrayın" mı, "atın" mı, yoksa "örnekleyin" mi anlamına geldiği "ihtilaflı"dır, tartışmalıdır. Çünkü Arapçada "kitap D-R-B etmek"; kitap yayımlamak, piyasaya kitap çıkartmak anlamına gelir. "Para D-R-B etmek"; dolaşıma para sürmek, tedavüle sokmak anlamına gelir. Arapçada "D-R-B ' ül evvel" deyimi; ilk yaratıklar, anlamına gelir. Arapçada "iki insanın birbirleriyle D-R-B'laşması"; dövüşmeleri anlamına gelmez, tersine, birbirleriyle ortak olup bir işletme kurmaları anlamına gelir. B irinin kendi parasını D-R-B ettiği, diğerinin de yalnızca işgücünü, emeğini D-R-B ettiği ortaklıklara da Arapçada "D-R-B'laşma" (Mudaraba) adı verilir. Öyleyse, Kur'an'da geçen "O kadınları D-R-B edin," tümcesi, nasıl olup da "dövün" demek olabilir? Arapçada "kitap D-R-B etmek,"; bir kitabı pataklamak, dövmek midir ki, bir kadını D-R-B etmek, o kadını dövmek anlamına gelsin? Arapçada "çadır D-R-B etmek"; çadır "kurmak" anlamına gelir; yoksa çadırı "dövmek" değil.
Kaynak: Cengiz Özakıncı, Dil ve Din, Payel Yayınevi, Üçüncü basım: Haziran 1998, İstanbul, ss. 235-237