Tuesday, 8 February 2022

Kendi Kendinin Öğretmeni Filozof: Hayy bin Yakzan - Maxime Rovere

 Kendi Kendinin Öğretmeni Filozof: Hayy bin Yakzan

İki adam, Jan Rieuwertsz'in kitapçı dükkânına girdi. Öndeki diğerine dönüp, "Kim diyordun?" dedi.

"Hayy bin Yakzan."

"Ama dostum… telaffuz bile edemiyorum!"

"Anne demesini öğrendin. Hayy bin Yakzan demesini de öğrenirsin elbet."

Öndeki adam ağzını büzdü ve Jan Rieuwertsz'e yaklaşıp, "Günaydın, efendim. Bana çok ilginç bir kitap yayımladığınızı söylediler... Arapçadan çevrilmiş ..." dedi.

Rieuwertsz hemen, "Hayy bin Yakzan mı?" diye atladı lafa. "Kesinlikle, kesinlikle. Doğrusunu söylemek gerekirse, Edward Pococke'un Latince basımından çevrildi. Evet. Zaten, Pococke'un Oxford'da yaptığı her şey çok mükemmel. Dünyada onun üstüne bir oryantalist yok. Yani, güvenebilirsiniz. Buyurun."

Kitapçı müşterisinin eline Kendi Kendinin Öğretmeni Filozof (Felemenkçe, 1672) alt başlığını taşıyan bir cilt verdi. Her zamanki coşkusuyla sunumuna devam etti.

"12. yüzyılda yazılmış, hayvanlar tarafından büyütülen küçük bir yetimin hayatı üzerine son derece etkileyici bir roman. Adadaki tek insan küçük Hayy, masumiyetini yitirmesine ve onda tabiatı öğrenme isteği doğmasına yol açan annesinin ölümüne kadar –annesi de bir ceylan- hayvanların seslerini taklit etmeyi, aletler yapmayı öğreniyor. Sonra, Tanrı'nın Tek olduğunu kavrayıncaya kadar, yalnızca aklının yardımıyla çevresinde gözlemlediklerini incelemeye koyuluyor. Bu esnada genç Asal'la karşılaşıyor…"

" Özür dilerim, efendim, yazarın adı neydi?"

"Ebu Bekir Muhammed bin Abdal Malik bin Muhammed bin Tufeyl el Kaisi."

Genç adam ürkmüş gözlerle Rieuwertsz'e bakıyordu.

Kitapçı hemen, "İbn Tufeyl de diyebilirsiniz, kimse ayıplamaz," dedi.

"Peki ama… Müslüman mı?"

"Ha! 12. yüzyıl İspanyolu. Anlarsınız işte… Şey, çeviri Johannes Bouwmeester'in. Büyük bir yazar, harika bir çevirmen. O ve arkadaşları yüz yirmiden fazla tiyatro oyunu çevirdi. Pococke'un İngiltere'de bir öğrencisi olduğunu söylediler, John ... Locke ... sanırsam. Hayy bin Yakzan'da çeşitli bakış açıları keşfetmiş. Neyse, önemli olan bu değil. Bu felsefi ve edebi deneyim, İslam'ın Avrupa modernliğine yaptığı büyük katkılardan biri ve bu okuma ..."

Muhatabının beti benzi attı.

"Buna inanıyor musunuz? Bizim modernliğimizde bir Müslüman? Ama, ama... Bu doğrulanmışsa... Nasıl oluyor da hiç ondan söz edilmiyor?"

Rieuwertsz gülmeye başladı.

"Aydın insanlar her yerde. Benim işim kitap satmak. Cehaleti açıklamıyorum, onu yok etmeye çalışıyorum."

Kaynak: Maxime Rovere, Spinoza Tayfası, Çev. Osman Senemoğlu, Kolektif Kitap, 2020, ss. 354-355.

Sunday, 6 February 2022

Kızılderili Ahlak Yasaları

 Kızılderili Ahlak Yasaları

1 – Dua etmek için güneşle birlikte kalk. Tek başına dua et, sık sık dua et. Büyük Ruh dinler. 

2 – Yollarında kaybolmuş olanlara karşı anlayışlı ol. Cehalet, kibir, öfke, kıskançlık ve açgözlülük, kayıp bir ruhtan kaynaklanır. Rehberlik bulmaları için dua et. 

3 – Kendini, kendi kendine araştır, keşfet. Başkalarının senin yolunu senin için belirlemelerine izin verme. O senin, sadece senin yolundur. Diğerleri o yolu seninle birlikte yürüyebilirler, fakat hiç kimse o yolu senin için yürüyemez. 

4 – Misafirlerine evinde saygıyla davran. Onlara en iyi yiyeceklerini ver, en iyi yatağı ver ve onlara saygı ve onurla muamele et. 

5 – Herhangi bir kişiden, bir topluluktan, bir çölden ya da bir kültürden olsun, senin olmayan şeyi alma. O ne kazanılmıştır ne de verilmiştir. Senin değildir. 

6 – Yeryüzü üzerindeki her şeye saygılı ol – ister insan ister hayvan veya bitki olsun. 

7 – Diğer insanların düşüncelerini, isteklerini ve sözcüklerini onurlandır. Başka birinin sözünü asla kesme, alay etme ya da taklidini yapma. Herkese kişisel ifadeleri için izin ver. 

8 – Başkalarına asla kötü bir şekilde konuşma. Evrene bıraktığın negatif enerji, sana katlanmış olarak geri döner. 

9 – Herkes hatalar yapar. Ve tüm hatalar bağışlanabilir. 

10 – Kötü düşünceler zihinsel, bedensel ve ruhsal hastalıklara neden olur. İyimser ol. 

11 – Doğa bizim için değildir, o bizim bir parçamızdır. Onlar senin dünyasal ailenin parçalarıdır. 

12 – Çocuklar geleceğimizin tohumlarıdır. Onların yüreklerine sevgi ek ve bilgelik ve hayatın dersleriyle sula. Onlar büyürken, onlara büyümeleri için yer bırak. 

13 – Başkalarının kalplerini incitmekten kaçın. Verdiğin acının zehri sana geri döner.

14 – Her zaman dürüst ol. 

15 – Kendini dengede tut. Senin Zihinsel ben'in, Ruhsal ben'in, Duygusal ben'in ve Fiziksel ben'in – hepsinin güçlü, saf ve sağlıklı olmaya gereksinimi var. Zihnini güçlendirmek için bedenini çalıştır. Duygusal rahatsızlıkları iyileştirmek için ruhsallıkta büyü. 

16 – Kim olacağını ve nasıl davranacağını belirlerken bilinçli kararlar ver. Kendi eylemlerinin sorumluluğunu üzerine al. 

17 – Başkalarının mahremiyetine ve kişisel yerlerine saygılı ol. Başkalarının kişisel eşyalarına dokunma, – özellikle kutsal ve dini eşyalarına. Bu yasaktır. 

18 – İyi talihini başkaları ile paylaş. 

19 – Başkalarının dini inançlarına saygı göster. Kendi inancını başkalarına kabul ettirmeye çalışma. 

20 – Önce kendine karşı dürüst ol. Önce kendini besleyemezsen ve kendine yardım edemezsen, başkalarını besleyemezsin ve onlara yardım edemezsin.

Wednesday, 2 February 2022

Eksen Çağı ve Kadın Sorunu

Eksen Çağı ve Kadın Sorunu 

İnsan türü son derece yapaydır. Durmaksızın doğamızı geliştirmeye ve bir ideale yaklaşmaya çabalıyoruz. Kadim felsefeden vazgeçtiğimiz bu çağda bile insanlar modanın dayattıklarını körü körüne takip  ve taklit ediyor, mevcut güzellik standardını yeniden üretmek adına yüzlerine ve bedenlerine şiddet uyguluyor. Ünlülerin el üstünde tutulduğu kült gösteriyor ki "üst insanlığı" örnekleyen modellere hâlâ saygı duyuyoruz. İnsanlar kimi zaman idollerini görmek ve onların varlığında olmanın heyecan verici coşkusunu hissetmek için uzun yollar katediyorlar. Onların giyim kuşam ve davranışlarını taklit ediyorlar. Öyle görünüyor ki insanların modellere ve paradigmaya karşı doğal bir eğilimi var. Eksen Çağı bilgeleri, bu ruhaniliğin çok daha orijinal bir versiyonunu geliştirmişler ve insanlara kendi içlerindeki ideal modeli aramayı öğretmişlerdi. 

Eksen Çağı o kadar da mükemmel değildi. Başlıca problemlerinden biri kadınlara karşı kayıtsızlığıydı. Bu ruhanî düşünceler neredeyse bütünüyle askeri güç ve saldırgan ticari faaliyetlerin hâkim olduğu, kadınların kırsal ekonomide sahip oldukları statüyü yitirdikleri kentsel bir çevrede gelişti. Bir tane bile kadın Eksen Çağı bilgesi yok. Yeni inanışta aktif bir rol üstlenmesine izin verilen kadınlar ise genelde arka plana itiliyorlardı. Bunun sebebi Eksen Çağı bilgelerinin kadınlardan nefret etmesi değil, büyük oranda onları fark etmemeleriydi. "Büyük" veya "aydınlanmış" insanlardan söz ettiklerinde kastettikleri "erkekler ve kadınlar" değildi. Ancak sorulsaydı, birçoğu kadınların da bu özgürleşmeyi gerçekleştirebileceklerini kabul ederdi. 

Kadın sorununun Eksen Çağı için fazla ikinci planda olması sebebiyle, bu konudaki ısrarcı tartışmaların dikkat dağıtıcı olduğunu düşünüyorum. Ne zaman bu sorunu ele almaya kalksam, sanki araya fazladan bir konu katmışım gibi geliyor. Bunun tamamen kendine özgü bir çalışmayı hakettiğinden şüpheliyim. Bu, Eksen Çağı bilgelerinin örneğin bazı kilise babaları gibi su katılmamış misojinistler (kadın düşmanı, kadından nefret eden) olduğu anlamına gelmiyor. Bunlar kendi çağının adamlarıydı ve kendi hemcinslerinin saldırganlığıyla öyle meşgullerdeki nadiren kadınlara ayrıca kafa yoruyorlardı. Eksen Çağı reformcularını körü körüne takip edemeyiz. Hiç şüphesiz, bu şekilde davranmak, bu türden bir benzeşmenin insanları bayağı ve olgunlaşmamış bir özde sıkıştıracağını savunan Eksen Çağı ruhunu temelden sarsacaktır. Yapabileceğimiz şey, Eksen Çağı'nın herkes için kaygılanma idealini kadınları da kapsayacak şekilde genişletmektir. Eksen Çağı bakışını yeniden yaratmaya giriştiğimizde modernitenin en iyi taraflarını da tartışmalıyız.

Kaynak: Karen Armstrong, Büyük Dönüşüm, Eksen Çağı ve Dinsel Geleneklerin Başlangıcı, Çev. Barış Baysal, Pegasus Yayınları, 1. Baskı, İstanbul 2019, ss. 20-21

Post-Oryantalizm - Hamid Dabâşî

Post-Oryantalizm: Terör Çağında Bilgi ve İktidar —  Hamid Dabâşî Kitabın Tümünün Özeti Hamid Dabâşî’nin Post-Orientalism: Knowledge and Powe...