Queimada (Kemada) Film Replikleri (1969)
Sir William (İngiliz Görevli):
Adanı kim yönetecek Hose?
Endüstrini kim geliştirecek?
Ekonomiyi kim yürütecek?
Kim tedavi edecek?
Kim eğitim verecek?
Bu adam mı, yoksa bu mu, ya da diğeri?
Uygarlaşma kolay bir iş değil Hose.
Bir gecede bütün sırları öğrenemezsin.
Bugün uygarlık beyazların elinde.
Yararlanmayı öğrenmelisin.
O olmadan ilerleyemezsin
Hose Doleres (Yerli Kabile Reisi):
Peki nereye İngiliz?
Daha iyiye mi?
Sen öyle mi olacağını sanıyorsun?
***
Sir William'ın tutuklatıp getirttiği siyahi bir delikanlıyla diyalogu:
Bak, Hose Doleres der ki: Ülkemizde Uygarlığa dair ne bulunuyorsa beyazların uygarlığıdır. Uygarlaşmamak daha iyidir; çünkü nereye gideceğini bilmen çok daha iyi, nereye ve nasıl gideceğini bilmemekten çok daha iyi.
Peki başka?
Ve sonra Hose Doleres der ki: Biri başkası için çalışıyorsa ona işçi de dense, o yine köledir ve her zaman öyle olacaktır. Fidanlıkların sahibi varsa diğerleri de birer bıçak sahip için çalışır.
Peki başka?
Ve başka Hose Doleres der ki: kamışlar yerine kafa keselim.
Yani hedefi bu?
Evet
Öyle olsun. Hose'ye de ki: Sorun neyse hemen konuşmamız gerek, ne zaman isterse anladın mı?
Evet
***
Sir William:
Şunu anlamalıyız beyler (İngiliz yöneticilere hitaben, toplantı masasında): Hose Doleres'den kurtulmayı başarırsak, bunu sebebi, ondan iyi olmamız değil ya da daha cesur olmamız değil sebep çok açık, silahımız ve adamımız ondan daha çok. Ayrıca şunu da anlamalıyız ki, askerler ya para için savaşıyor ya da ülkeleri buna zorladığı için. Ama diğer yandaki gerilla amaç uğruna savaşır. Ve bu yüzden gücünü, 20, 30, 50'ye katlayabilir. Doğru mu?
General: Hayır, sir William katılmıyorum.
Sir William: Yaaa, peki, bakın, şimdi basit bir hesap yapalım?
Gerilla hayatı dışında ne kaybeder? Ama sizin kaybınız çok olur, karınız, çocuklar, ev, iş, mallar, özel zevkleriniz, tutkularınız... Utanılacak bir şey değil bunlar. Hayat böyle bir şey. Şimdi, edinilen bilgilere göre Hose Doleres'in yüzden az adamı, az sayıda silahı var ve donanımı yok. Sizin binlerce askeriniz, silah ve donanımınız var. Yine de 6 yıldır onu alt edemediniz. Neden? Çünkü merkezleri burada. Madre dağlarında bulunuyor. Ve Madre dağlarında hayatta kalmak imkansız; bir ağaç yok, hiç yeşillik yok, orada yaşayan canlılar örümcekler ve akrepler ve son 6 yıldır gerillalar burayı merkez üssü yaptı. Şu dağların zirvelerine bakın. Avuç içi kadar küçük köyler var ve bu insanlar yoksul. İnsanlık dışı bir hayatları var. Onların da kaybedecek bir şeyi yok. Tek umutları bu gerillalar. Bu köylüler gerillaları ayakta tutan güçler. Yakalanmalılar!
***
İngiliz yönetici:
Siz de iyi biliyorsunuz ki bu trajedinin sorumlusu hükümet değildir, ama Hose Doleres bu savaşı başlattı. Ancak biz, savaşın yakında sonra ereceğine dair söz veriyoruz, barış gelecek ve asayiş tekrar sağlanacaktır ve sizler de evlerinize, işlerinize döneceksiniz. Bize biraz daha güvenin, acılarınızı dindirmek için elimizden geleni yapacağız. Yalvarıyorum, sevgili vatandaşlarım, beni dinleyin, bana inanın, bize güvenin.
***
Bay Shelton: Hiç fidanlık kalmadı, hepsini yaktılar.
Sir William: Onlar yine büyür.
Bay Shelton: 10 yılda sir William.
Sir William: Bir 8-9 yıl onlara bakarsın, hassastırlar. Anlaşmada belirtmedin mi yoksa?
Bay Shelton: Anlaşmaya göre bizim çıkarlarımızı koruyacaktır, yok ekmek yerine.
Sir William: Dünya çıkar üzerine dönüyor değil mi, bay Shelton? Ucunda para varsa her şey yapılabiliyor, fazlasını istemekse bazen yok etmeye yol açıyor. Evet bence kaçınılmaz bir şey.
Bay Shelton: Niye öyle söylüyorsunuz?
Sir William: Neyi niye söylüyorum?
Bay Shelton: Bu ne zaman bitecek?
Sir William: Söylediğim gibi: Hose Dolores bitince.
Bay Shelton: Ama bu bedel hep ödenemez.
Sir William: Ödeyen sen değilsin, hatta şirket de değil.
***
Bay Shelton: Londra'ya yazacağım.
Sir William: Yazın bay Shelton
Bay Shelton: Olanları anlatacağım.
Sir William: Öyle ümid ederim.
Bay Shelton: Ada'nın tamamen yandığını bildirmem gerekiyor ve Hose Doleres'in yine kaçtığını.
Sir William: Anlatın bay Shelton, beni sinir ettiğinizi de belirtin.
Bay Shelton: Sir William!?
Sir William: Adanın adı niye Kemada biliyor musun? Çünkü hep yakıyorlar. Niye biliyor musun? Çünkü insanların isyanın bastırmanın tek yolu bu ve buna karşılık Portekizliler yaklaşık 3 asırdır adayı sessizce sömürüyorlar.
Bay Shelton: Evet ama, ben aslında...
Sir William: Yangın denizi açamıyor, bu adada kalıyor. Ama bazı haberler, fikirler, gemi mürettebatıyla dolaşıyor. Şeker firması kaç adaya ayrıcalık tanıyor haberin var mı? Bilmen gerek. bizim işverenlerimizin başına ne gelir, bir fikrin var mı? Örneğin Hose Doleres o adalara giderse?
Shelton, ben, bilmiyorum ve ben burada ne işim var onu da bilmiyorum. Para önemli ama ücretim sana göre daha az, o yüzden daha önemsiz. Niye bunları yaptığımı da bilmiyorum. belki de her şeyi yapamamaktan doğan bir tatmin duygusudur. Belki hiçbir şey yapmadım, ama şunu biliyorum; bir şey yapmak istersem iyi yapmaya çalışırım. Ve artık sona geldiğimizi görüyorum, anlıyor musun?
***
Sir William: Evet... Ateşkes borusunu çal!
Ateşkes borusu çalınır...
Evet, o Hose Doleres, askerlerin peşine düştüğü... baksana...
Evet, iyi bir örnek, değil mi? Örnek olacak bir hikaye... başta bir hiçti, hamallık yapıyordu, İngiltere onu bir lider yaptı ve ona hizmet etmeyince bir kenara atıldı, ama o devam etti, İngiltere'nin ona öğrettiği ideallerin peşinden gitti. İngiltere de ondan kurtulmak istedi. Sence bir başyapıt olmaz mı?
Görevli asker: Başrolde de siz, sir William?
Sir William: Hayır, sadece bir maşa... gidelim.
***
Hose Doleres:
Hayır, yangının her şeyi yok ettiği doğru değil, her zaman bir umut kalır, otların dibinde olsa da. Beyazlar beni nasıl alt edebildi, nasıl olur da beni yenerler? Bazı Beyazlar hep kalıcıdır ve yakında diğerleri gelecek... ve diğerleri... anlayacaksınız... sonunda siz de anlayacaksınız. Beyazlar sizin sayenizde delirecek. Böyle olacağını biliyorum... arkadaşları yaklaşınca çılgın gibi koşacak... son koşu. Bütün adada izlenip avlanacak... korkunç alevler arasında koşarken yardım arayacak ve o bütün benliğiyle arkadaşının özgürlüğü için haykıracak. Biri olur duyar... uzak... çok uzaklardan.
***
Sir William:
Hadi hazırlanın dönüyoruz.
Bu kaçınılmazdı Hose. Hâlâ yaşadığın için Tanrı'ya şükür.
Hayır, birinin kaybedeceği kesindi ve kaybeden sen oldun. Yoksa biz nasıl kazanırdık? Her şeyini kaybetmişsin, konuşma yeteneğini de. Bağlayın!
Aaa... anladım, artık içmiyorsun ha? Susamadığından emin misin? Onca konuşmadan sonra boğazın kurumuştur!
Yürümene gerek yok, at sırtında da sessiz kalabilirsin.
Asker... atını tutukluya ver...
***
Sir William Hose Doleres'e:
Beni iyi dinle kara maymun! Beni dinle: Bu savaşı ben istemedim ve onun da ötesinde başlatan ben değilim. Ben geldiğimde sen ortalığı yağmalıyordun.
Doleres sir William'ın yüzüne tükürür...
***
Doleres, at üstünde, elleri arkadan bağlı, milletin/kabilenin toplandığı meydana doğru getirilmektedir...
Doleres siyahi bir askere: Sağol... Beni er ya da geç öldürecekler...
Siyahi asker Doleres'e: Bunu kimse bilemez general... belki öldürmezler...
Doleres: Yaşamama izin verirlerse bir çıkarları var demektir. Onlara yarar sağlayacağıma ölmeyi tercih ederim.
Siyahi asker: Neden?
Doleres: Çünkü beni boşuna yaşatmazlar... ancak yem gerekiyorsa ya da bir av varsa kafeste yaşatırlar...
Siyahi asker: Ama sonra, bir süre sonra sizi özgür bırakabilirler...
Doleres: Hayır evlat, bu iş öyle yürümüyor... Biri seni özgür bırakıyorsa o özgürlük olmaz. Özgürlük tek başına elde ettiğin bir şeydir. Anlıyor musun? Neyse bir gün anlarsın. Çünkü şimdiden düşünmeye başladın.
***
Sir William (İngiliz yöneticilere hitaben, toplantı masasında):
Şimdi iş ona ne yapacağımıza karar vermek...
İngiliz general: Peki bir bakalım. Kesinlikle Portekizlilerin yöntemini kullanmam... ya Sanchez gibi, onu da vuralım veyahut asalım, İngilizler gibi. Düşünüyorum da, asmak en iyisi, daha vakur. Sonuç kesin.
Bay Shelton: Doğru.
Sir William: Doğru. Ama bu adam bir görüş peşinde, bir kahraman. Kahraman asılırsa şehit olur ve o şehit de efsane olur... efsane canlıdan daha tehlikeli... çünkü onu öldüremezsin. Öyle değil mi Shelton? Hayaletinin burada gezindiğini düşünsene! Efsaneyi düşün, sonra şarkılar...
Bay Shelton: Uğursuz şarkılar vardır.
Sir William: Sessizlik daha güzeldir.
İngiliz general: Demek öyle?
Sir William: Kahraman hainse hemen unutulur.
İngiliz general: Hain olup olmadığını anlayacağız.
Sir William: Peki düşünün, Hose Doleres neye karşıydı? İsyan kimeydi? Tedi Sanchez'e... ve siz general, onu hallettiniz, öyle değil mi?
Bence ortak noktanız var, Sanchez makul bir başlangıç. Hose Doleres'in böyle bir şeyden fazla utanacağını hiç sanmam.
Bence ortak noktanız var, Sanchez makul bir başlangıç. Hose Doleres'in böyle bir şeyden fazla utanacağını hiç sanmam.
Bay Shelton: Sizce kabul eder mi?
Sir William: Onun yerinde olsanız?
Bay Shelton: Ben mi? Yapmayın sir William... yaşamak için her şeyi yaparım, ama Hose Doleres?
Sir William: Yaşamak için neler yapılır, onu bilemezsin. Ve onu denemezseniz öğrenemezsiniz.
İngiliz general: Evet, Kemada'da yaşadığı sürece...
Bay Shelton: Ve Antiller'de general...
İngiliz general: Ve Antiller'de bay Shelton...
İngiliz general sir William'a: Bekleyecek misin?
Sir William: İşim bitti general, bu sizin göreviniz.
***
Sir William, elleri arkadan kıskıvrak bağlı Hose Doleres'in ellerini çözer ve ona: Seni kamptan dışarı çıkaracağım. Uzun bir süre seni bulabileceklerini sanmam.
Sir William etrafı kontrol ettikten sonra: Tamam, yürü...
Ama Doleres hiç oralı olmaz.
Sir William: Hose... Hose bir kaybın olmaz, sakın vazgeçme. Senden bir şey istemiyorum. Bir daha yakalanmamaya çalış. Hadi, fazla vakit yok, hadi...
Ama Doleres hâlâ oralı değildir.
Sir William: Hadi be adam, yürü... vakit kaybediyorsun... hadi... özgürsün... Hose özgürsün özgür, anlamıyor musun?
Doleres'ten yine ses yok.
Sir William: Neden? Sana ne faydası var, ne anlamı var Hose? Sen benden öç mü alıyorsun? Ama ölürsen intikamın ne anlamı var ki? Anlamıyorum Hose... bence bu çılgınlık... Niye?
***
Hose Doleres:
İngiliz! Bana ne demiştin, hatırlıyor musun? Uygarlık beyazların elinde.
(Ben de diyorum ki):
Ama hangi uygarlık?
Ne zamana kadar?
***
Sonuç:
Hose Doleres kaçmayı kabul etmez, elleri bağlı darağacına götürülür... Çünkü kaçarsa İngilizler onu kolayca hain ilan edeceklerdir, onun kahraman olup efsaneleşmesini istememektedirler, planları budur.
Ve sir William, valizi elinde İngiltere'ye doğru yola çıkmak üzere gemiye doğru giderken, (muhtemelen Hose Doleres'i seven bir yerli siyahi genç William'a yaklaşır ve: Sir, çantanız? diyerek bir çanta uzatır kendisine ve ardından da elindeki bıçağı karnına saplar. Sir William oracıkta yere yığılır, geberir.