Wednesday, 15 June 2022

Enflasyon Kapitalizmin Yapısal Unsurudur

 Enflasyon Kapitalizmin Yapısal Unsurudur

Richard Pelton

Türkçesi: Gülümser Solmazyaprak

Enflasyon, ağır vergiler, roket hızıyla yükselen faiz oranları, sürekli düşme halinde olan gerçek ücretler, büyüyen işsizlik gibi çelişik unsurlar, son derece patlayıcı bir karışım halinde bir araya gelmiştir. Çelişik unsurların bir araya gelmesi kapitalizm için yeni birşey değildir. Düzenin kendisi kadar eskidir; gerçekte düzenin doğurduğu birşeydir. Ama şimdi bu durum, Vietnam'daki yağmacı savaşta uğranılan yenilginin zemini üzerinde ortaya çıkmıştır ve Amerikan kapitalizmi kaçınılmaz çöküşüne yaklaştıkça büyümekte, keskinleşmektedir. 

Bu gelişmenin en derininde enflasyon vardır. Bütün öbür unsurların ortaya çıkmasına en büyük katkıyı yapan temel olgu budur. Enflasyonla başı dertte olan, yalnızca Birleşik Amerika değildir. Hastalık dünya çapındadır. Emperyalist savaşlar ve proletarya devrimleri çağının başlamasından bu yana enflasyon Birleşik Amerika'da bazan ılımlı, bazan yıkıcı olan, ama hiç bir zaman ortadan kalkmamış sürekli bir süreç olagelmiştir. Üstelik enflasyon şimdi ekonomik gerilemeyle birliktedir. İşçi sınıfı ikili bir musibetin karşısındadır: Bir yandan ihtiyaç maddelerinin fiyatlarının yükselmesi son ucu hayat standardı düşerken, bir yandan da işsizlik durmadan artmaktadır.

1969 sonlarında enflasyon burgacı 20 yıl öncek Kore savaşından bu yana görülmemiş bir yüksekliğe yaklaşmaktaydı. O savaşın mahmuzladığı enflasyon, 1951'de fiyatlarda yüzde sekiz yükselmeye neden olmuş, bunun üzerine ücret ve fiyat kontrolu konmuştu. 1952 -1962 yılları arasındaki on yıllık barış sırasında fiyatlar her yıl yüzde iki kadar yükselmeye devam etti. 1965-1967 yılları arasında ise fiyatlar yüzde üçlük bir ortalama ile yükseliyordu. 1968'de oran yüzde dört, 1969'da ise yüzde altıdan fazlaydı. Emekçilerin hayat standartlarını etkileyen yiyecek ve giyim fiyatları ile sağlık giderleri daha da kesin bir biçimde yükselmekteydi.

Soruna başka bir açıdan bakıldığında, uluslararası finansı "egemenliği» altında bulunduran, herşeye kadir Amerikan dolarının değerinde keskin bir düşüş görülmektedir. US. News & World Report dergisi 1 Eylül 1969 sayısında, Burean of Labor Statistics'in fiyat indekslerine dayanarak, 1939 - II. Dünya Savaşı dolarının 1950'de 57.8 sent'e, 1960'ta 46.9 sent'e, 1969 haziranında ise 37.9 sent'e düştüğünü hesaplamıştır.

Gerçekte ise; dörtnala kalkmış enflasyonun daha aşırı örnekleri, dünyanın başka yerlerinde görülmüştür. Çin'de Chiang Kai-shek yönetimi sırasında olanı, hepsini gölgede bırakmıştır. Şöyle ki, Japon emperyalist saldırısını defetmek üzere savaşa girişildiği 1973'den, kurtuluşun hemen öncesine, 1949 Mayısına kadar geçen on iki yıl boyunca Kuomintang yönetiminin çıkardığı banknot miktarı 140 milyar kere artmıştı. Mal fiyatları gözle izlenemeyecek bir hızla yükselmişti. Başlangıçta 1 Kuomintang yuan'ı olan kalemler bu son dönemde· 8.5 milyar yuan'a çıkmıştı. Kurtuluştan sonra ülkedeki fiyatlar istikrara kavuştu.

İşi neresinden tutacağını bilemeyen burjuva iktisatçıları

Ocak 1969'da eski Başkan Johnson, son iktisadi duruma ilişkin raporunu Kongre'ye sunarken şöyle demişti: "1969'da önümüzdeki görev fiyat istikrarını sağlamak yolunda kesin bir adım atmaktır. Bu gezinin yalnızca başlangıcıdır. Her sanayi ülkesinin kuşaklardır peşinden koştuğu yüksek istihdam ile istikrarlı ücretleri bir arada gerçekleştirmek hedefine bir yıl içinde ulaşmayı bekleyemeyiz."

Johnson'un yerine geçecek kimseye bıraktığı görev buydu işte. Ekonomik Danışmanlar Konseyi'nin Başkana sunduğu raporda ise şunlar belirti lmekteydi: "Maliyetlerin ve fiyatların bünyesine derin kök salmış bulunan enflasyoncu kuvvetleri kontrol altına almak zor ve nazik bir iştir... Hem Birleşik Amerika, hem de öbür sanayi ülkelerinin tarihi gösteriyor ki genel olarak yüksek istihdama enflasyoncu eğilimler eşlik eder ve fiyatlar iyice istikrara kavuştuğu zaman bu, sürüyle işsiz adam ve atıl kalmış makine bahasına olur."

Bunun ardından da daha bir sürü parasal kısıtİamalar uygulandı. Federal harcamaları kısmak için tedbi rler alındı. Kongre, Vietnam savaşı için konulmuş ek verginin geçerlik süresini uzattı, Banka kredilerinde esas faiz oranı şimdiye kadarki en yüksek düzeyine, yüzde 8.5 gibi baş döndürücü bir rakama doğru yükselmeye devam etti. "Kızışmış" ekonomiyi soğutmak için iş hayatında yavaşlamayı hedef alan belli başlı tedbirler bunlardan ibaretti. "Sürüyle işsiz adam ve atıl kalmış makine" durumuna doğru gezi işte böyle başladı.

Başkan Truman'ın Ekonomik Danışmanlar Konseyinin başında bulunan Le­on Keyserling alınan tedbirlerin karşısındaydı. Hükümet, iktisatçıların enflasyo­nun ekonomik gelişmeyle ilgili olduğuna inanmakla Kore savaşından bu yana esaslı bir hata işlemekte olduklarını belirtiyordu. Buna karşılık Keyserling, Kore savaşı sırasında Başkanlık Ekonomi Danışmanlığı gibi yüksek bir mevkide bulunduğu sıralar acaba enflasyonu nasıl tahlil ediyordu? O sıralar Konsey üyelerine verdiği bir raporda şunlar yazılıydı:

"En basit şekilde ifade edilirse enflasyon cari fiyatlarda, arza karşılık genel bir talep fazlası bulunduğu zaman ortaya çıkar... Artan savunma çabaları, sivil malların arzında buna uyan bir artış olmaksızın ek gelirlerin yaratılmasına yol açıyor."

No comments:

Post a Comment

Post-Oryantalizm - Hamid Dabâşî

Post-Oryantalizm: Terör Çağında Bilgi ve İktidar —  Hamid Dabâşî Kitabın Tümünün Özeti Hamid Dabâşî’nin Post-Orientalism: Knowledge and Powe...