Allah'ın, Melekleri Aracılığıyla Müslümanları Desteklemesi
“Öyleyse Allah'tan korkun ki, şükretmiş olasınız.” Sizi nimetlere şükür makamına, ancak o nimetleri size kazandıran takva ulaştırır. Nefsini takvaya razı etmeyen kimseye hevasına uyma arzusu galip gelir. O takdirde ondan, şükredici olması beklenemez. Nimeti de veriliş hikmet ve menfaatlerine uygun şekilde kullanamaz. s. 44
“O zaman sen mü'minlere şöyle diyordun:” denildi ki bu ayet, “Andolsun ki Allah, size yardım etmişti.” cümlesine taalluk etmektedir. Bunun sözün ge lisine uygun olarak sadece Uhud savaşına has olduğu da söylendi. Nitekim “iz hemmet tâifetâni” ayeti de “tubevviu” veya “semîun”a taalluk etmektedir veya birinci “iz”den bedeldir. Buna göre ayetlerin toplu manası şöyledir: Allah size, azlığınıza ve zayıflığınıza rağmen, Bedir'de yardım ettiği halde onlardan bir kısmının bozulmaya yüz tuttuğu ve senin, mü'minlere şöyle söylediğin sırada, onları savaş nizamına sokuyordun. Onlara o esnada söylediğin şuydu: “İndirilen üç bin melekle Rabbinizin sizi takviye etmesi sizin için yeterli değil midir?” Tercih edilen takdir budur. Birinci takdire göre ise mana şöyledir: Sen onlara: “Allah yeterli değil midir?” dediğin vakit Allah size Bedir'de yardım etmişti. İbn Ebi şeybe, İbn Münzir ve diğerlerinin Şa'bi'den tahric ettiklerine göre; Bedir günü Kurz b. Câbir el-Muhâribi'nin müşriklere yardım ettiği haberi Müslümanlara ulaştığında bu, onlara ağır gelmişti. Bunun üzerine Allah; “Size yeterli değil midir?” ayetini indirdi. Kurz'e, müşriklerin hezimet haberi gelince onları desteklemedi. Ibn Cerir bunu Şa'bi ve başkasından rivayet etti ve bilfiil bu yardımın gerçekleşmesi konusundaki ihtilafı zikretti. Bir kısmı fiilen bu yardımın Bedir'de gerçekleştiğini, bir kısmı da gerçekleşmediğini söyledi. Bir kısmından nakledildiğine görede Allah'ın yardımı Bedir'de olmamış olsa bile bu yardım her harp için geçerlidir. Nitekim onlara Kureyza, Nadir ve Ahzbâb savaşında yardım edilmiş fakat Uhud da edilmemiştir. Zira sabretmemişler, takvaya sarılmamışlardı. Dahhak'tan rivayet edildiğine göre, bu Uhud günü için Allah'ın bir vadiydi. Şayet mü'minler sabreder ve sakınırlarsa kendilerini beş bin melekle destekleyeceğini Hz. Muhammed'e (s) bildirmişti. Bunun benzeri İbn Zeyd'den de rivayet edilmiştir. İbn Zeyd şöyle söyledi: “Ashab müşriklere bakarak Rasulullah 'a (s) şöyle dedi: “Allah bize Bedir'de yardım ettiği gibi, burada da yardım etmez mi? Rasûlullah (s) da: 'Allah'ın sizi, indirilen üç bin melekle desteklemesi size yeterli degil midir? Sizi Bedir'de bin melekle desteklemişti.” İbn Zeyd şu ayetle daha fazlasının geldiğini söyledi: “Evet, sabreder ve Allah'tan korkarsanız onlar hemen şu anda üzerinize gelseler, Rabbiniz size, işaretli beş bin melekle yardım eder.” Ayette geçen “fevr” kelimesi aslında “tencere ve benzeri kapların kaynaması” anlamınadır. Bilahare istiare yoluyla “sürat/hız” manasında kullanılmıştır. Gecikmesi olmayan durum ve kişinin zikzak çizmediği hale isim olarak verilmiştir. Buna göre “yetûkum min fevrihim”in manası, “O anda hiç beklemeksizin size gelirler.” demektir. “Musevvimin” kelimesi “tesvim”den gelmedir. İbn Kesir, Ebû Amr, Ásım ve Ya'kub “musevvimin”; diğerleri ise, “musevvemîn” şeklinde okudular. Bu kelime şu şekillerde kullanılmıştır: “Sevvemehu'l- emre” (işi ona yükledi.), “sevveme fulânen” (Filanı salverdi.), “sevvemehû fi mâlihî” (Onu hakem kıldı.), “sevveme'l-hayle” (Atları serbest bıraktı). Bütün bu manalar, “musevvemîne” kıraatine göre zahirdir. Buna göre mananın şöyle olması uygundur: Bu melekler Allah tarafından mü´minlerin kalplerine sebat vermek için görevlendirilmişlerdir. Veya: Bu meleklere, gönüllere ilham verme, kalpleri güçlü ve sabit kılma işi verilmiştir. Yahut da: Bu melekler Allah katından salınıp gönderilmiştir. Şayet “musevvimin” şeklinde okunursa o takdirde şu ifadeden gelmedir: “Serveme ale'l- kavmi” (Kavme hücum etti ve onları dağıttı). Bu, manevi destek şeklinde de olsa böyledir. Bazı müfessirler ise bunun tesvim; yani, bir şeyin simasını, alametini ortaya koymaktan geldiğini söylemişlerdir. Buna göre: Kendilerini veya atlarını işaretleyen melekler demek olur. Sen de bilirsin ki, geliş haberleri bildirilmese kimse onları fark edemezdi. Şöyle de denebilir: Tespit ettikleri İslam alametleriyle Müslümanları işaretleyen melekler... ss. 45-46
Not: Bu çalışma tamamlanmalıdır.
No comments:
Post a Comment