Altının Gücü
İnsanlar yeni altın kaynaklarını aramak ya da başkalarına ait olan altınları yağmalamak için en barbarca maceraları göze alabilecek şekilde kışkırtıldıklarından, bu doyumsuzluk tarih boyunca her türlü tahribata neden olmuştur. s. 50
*
''Altın getirin, mümkünse insani yöntemlerle, ama ne pahasına ve ne kadar tehlikeli olursa olsun altın getirin!''
İspanya Kralı Ferdinand, Yeni Dünya'ya üçüncü yolculuğunda bile hâlâ Asya'da olduğunu düşünen Kristof Kolomb'a böyle emrediyordu. Emir kesindi ve Kolomb rotasını İspanya"ya çevirdiği 12 Ekim 1492’den 17 Ocak 1493'e kadar geçen süre içinde günlüğünde tam 65 kez altından söz ermişti. Kolomb'u Yeni Dünya'da olağanüstü bir zenginlik bekliyordu; o topraklarda dünyayı bambaşka bir yer yapacak, insanlığın önünde yepyeni yollar açacak muazzam keşifler yapacaktı. Ama Kolomb tek bir hedefe odaklanmıştı: Altın.
Oysa o ışıltılı sarı metalin gücü ve yarattığı tutku, nadiren insani ve her daim tehlikeli olmuştu. Ferdinand'dan ve Kolomb'dan önce de, ne hükümdarlar tutkuyla, hatta saplantılı bir ihtirasla altına sahip olmak istemişti. Ancak gerçekte onlar altına değil, altın onlara sahip olmuştu: İşte altının gücü buydu.
*
Musa halkına On Emri bildirmek için Sina Dağı'ndan indiğinde Yahûdîleri altın bir buzağıya tapınmanın hezeyanı içinde bulmuştu. Onları tıpkı kızdıkları Mısırlılar gibi bir putun önünde eğilmiş görünce o kadar kızmıştı ki, Sina Dağı'ndan taşıyıp getirdiği, Tanrının Sözleri'nin (On Emir) yazılı olduğu tabletleri parçalamıştı. s. 20
*
Mısır’da altın kullanımı krala ait bir ayrıcalıktı. Firavunlar dışında hiç kimse altın kullanamazdı. Bu kısıtlama firavunların kendilerini halkın gözünde tanrıya benzetmelerini kolaylaştırmış ve tanrılarını güzelleştirdikleri maddeyle kendilerini de süslemeleri, onların ilahi niteliğini halkın gözünde kanıtlamıştı. s. 22
*
Yarattığı tüm karmaşık tutkulara rağmen, altın özünde olağanüstü basit bir madendir. Kimyasal simgesi AU, “tan vakti beliren ışıltılar” anlamında (aurora) seher sözcüğünden türetilmiştir. Ancak, AU simgesi parıltıyı çağrıştırmasına rağmen, altın kimyasal tepkimeye girmez. Sahip olduğu sonsuz ışıltının kaynağı budur. Kahire'de bir yerlerde tesadüfen bulacağınız, bundan 4.500 yıl önce bir Mısırlı için yapılmış altın diş köprüsü, bugün rahatlıkla ağzınıza takıp kullanabileceğiniz kadar iyi durumdadır.
*
Pindar, M.Ö. 5. yüzyılda, altını, "O Zeus'un çocuğudur. Ne güveler ne de pas onu yok edebildi, fakat insan aklı onun yüce mülkiyeti altında yok olup gitti," diye tasvir ederken, bütün hikayeyi aslında tek tümceyle özetliyordu. John Stuart Mill, 1848'de, "Altına güvenle dokunabilirsiniz, ama elinize bir kez yapışırsa, sizi çok çabuk yaralar," derken aynı noktayı vurguluyordu. Gerçekten de altın bir çelişkiler yumağıydı. İnsanlar altını bir sığınak olarak görüyorlar, ama bir noktadan sonra lanete dönüşüyordu. s. 14
*
On dokuzuncu yüzyılın sonlarında, John Ruskin talihsiz bir adamın hikayesini anlatıyordu. Hikayenin kahramanı büyük bir çuvala doldurduğu altın sikkelerden oluşan tüm servetini de yanına alarak bir gemiye binmişti. Yola çıktıktan birkaç gün sonra korkunç bir fırtına patlamış, herkesin gemiyi terk etmesi bildirilmişti. Çuvalı beline saran adam güverteye çıkmış, aşağı atlamış ve tabii derhal denizin dibini boylamıştı. Ruskin soruyordu: battığına göre, adam hâlâ altının sahibi miydi yoksa altın mı adamın sahibi olmuştu?
*
Adam Smith’in zengin insanları anlatırken kullandığı ifadeyi hatırlayalım: “Zengin insanlar ancak sahip oldukları serveti ve zenginliklerini gösteren, başka kimsede bulunmayan, ayırt edici işaretleri taşıdıklarında kendilerini zengin addederler... Bu yüzden de bu tür eşyalara rahatlıkla çok yüksek paralar öderler; çok daha güzel ve yararlı olan eşyaları ise, sırf yaygın oldukları için istemezler.“ s. 174
*
Kaliforniya’da altın ilk kez 1848 yılında, bu bölgeye eyalet ünvanı verilmeden iki yıl önce, hatta Meksika Savaşı devam ederken bulunmuştu.
Kaliforniya’dan gönderilen ilk altın ABD Darphanesi’ne 8 Aralık 1848’de ulaşmış ve bir dergide “Yeni Efendi” olarak selamlanmıştı. s. 218
*
“Para insanın hizmetçisi olmalı, parayı baş tacı edip insanlığı aşağılayan bütün kuramları protesto ediyorum.”
William Jennings Bryan, 1896. s. 253
Kaynak: Peter L. Bernstein, Altının Gücü, Çev. Levent Konyar, Scala Yayıncılık, 2. Baskı, 2008, İstanbul
No comments:
Post a Comment