Saturday, 29 August 2020

Entellektüeller ve Kitleler - Eric Hoffer

Entellektüeller ve Kitleler

Modern batının doğuşundan önce, zayıfları ve mazlumları savunmak için seslerini yükselten "söz ehli" bir grupla ancak bir tek toplumda karşılaşıyoruz. Antik İbranilerin Akdeniz'in doğu sahillerindeki küçük ulusu, birçok yüzyıl boyunca, kurumları ve manevi hayatı itibariyle komşularından dikkat çekici bir farklılık arz etmedi. Fakat, M . Ö. VIII. yüzyılda, müphem çevresel nedenlerden dolayı, son derece tuhaf bir farklılık sergilemeye başladı. Geleneksel söz adamlarının -rahipler, danışmanlar, kahinler, katipler- yanıbaşında, yönetici seçkinlere ve mevcut toplumsal düzene karşı bayrak açan bir dizi olağanüstü insan ortaya çıktı. Peygamber olan bu kişiler, birçok açıdan, çağdaş militan entellektüelin ilk örnekleriydiler. Renan bu kişilerden, makalelerini caddelerde, çarşılarda ve şehrin kapısında okuyan "açık hava muhabirleri" olarak söz eder. "Uzlaşmaya yanaşmaz bir muhabirlik örneği olan ilk makale, aşağı yukarı M. Ö . 800 yılında Amos tarafından yazılmıştır. " Çağdaş entellektüelin -kendisini özdeşleştirdiği her grubu seçilmiş insanlar topluluğu, sarıldığı her hakikati tek ve yegane hakikat olarak görme eğilimi; yeryüzünde bin ·yıllık bir toplum kurgulayabilme yeteneği gibi- karakteristik özelliklerinin bir çoğu bu peygamberlerde mevcuttu. Günümüz entellektüellerinin savunduğu ve yaymaya çalıştığı idealler ve kutsal davalar da, bu peygamberlerin faal oldukları üç asır içerisinde son şekillerini aldılar. s. 42

Söz adamları ile eylem arasındaki husumet bir tarihi motif olarak ilk kez M. Ö . VIII. yüzyılda İbraniler arasında ortaya çıkarak onları ilginç bir halk haline getirmiş, onaltıncı yüzyılda modern batı hayatında yeniden ortaya çıktığında da batıyı diğer medeniyetlerden farklı bir yapıya büründürmüştür. s. 44

Entellektüeller, yığınlara itibar ve liderlik elde etmek için yanaşırlar. Eylem adamlarından farklı olarak, söz adamları, etki elde edebilmek için kelimelerin büyüsüne ve ideallerin kutsallaştırılma sına ihtiyaç duyarlar. Yönetmek, emretmek ve fethetmek isterler, fakat bu açlıklan tatmin ederlerken adi bir benliğin ihtiyaçlarını karşılayamadıklarını hissediyor olmalıdırlar. Yaptıklarını meşrulaştırmaya ihtiyaç duyarlar ve bunu muhteşem bir tertip içerisinde, kelimeleri kanlı canlı hale getirme ayiniyle gerçekleştirmek isterler. Ezilmiş, yoksun bırakılmış halklar için, özgürlük, eşitlik, adalet ve hakikat için savaş verirler, ama, Thoreau'nun da belirttiği gibi, bir entellektüeli harekete geçiren saik temelde "muzdarip hemcinsleri için duyduğu muhabbet değil, Tanrı'nın en kutsal oğlu olduğu halde yakasım sıyıramadığı özel sıkıntısıdır. "Özel sıkıntı"sı giderildiğinde, entellektüelin mazlumlar için duyduğu şevk hatırı sayılır ölçüde azalır. Entellektüelin kafa yapısı esasında aristokratiktir. Heraklitus gibi, o da, "[yığınlar arasındaki] onbin kişi, değerli bir tek adama karşı teraziyi dengeleyemez" ve "insanların çoğu bayağı, ancak az bir kısmı asildir" diye inanır. Kendisini bir lider ve bir üstat olarak görür. Yığınların kendi başlarına değer ifade eden herhangi bir şey yapıp yapamayacağından şüphe etmekle kalmaz, böyle bir şey yapmaya kalkıştıklarını gördüklerinde de içerlerler. Yığınlar itaat etmelidirler. Hem savaşta hem de barışta kendilerine yön gösterecek bir lidere muhtaçtırlar. Yığınların müreffeh bir hayatın olanaklarından yararlandıkları bir toplumda tipik entellektüelin kendini tam anlamıyla yuvasında hissedip hissetmeyeceği gerçekten şüphelidir. İnsanların hemen hemen dertsiz oldukları bir yerde pek liderlik şansı elde edemeyeceği gibi, müreffeh halkın kendini beğenmişliği ve cakası yüzünden muhtemelen aristokratik duyarlılığı da incinecektir. s. 44-45

Kaynak: Değişim Sancısı, Eric Hoffer, Çev. İhsan Durdu, Ayışığı Kitapları, İstanbul, Mayıs 2003

No comments:

Post a Comment

Post-Oryantalizm - Hamid Dabâşî

Post-Oryantalizm: Terör Çağında Bilgi ve İktidar —  Hamid Dabâşî Kitabın Tümünün Özeti Hamid Dabâşî’nin Post-Orientalism: Knowledge and Powe...