Neden kötünün dediği olur?
İyi nedir? Aşağıdakileri iyinin nitelikleri olarak sayıyorum: Sevgi vermek ve nazik olmak ister, karşılıklı anlayış arar, hoşgörü arar. Söylenen ve yapılan her şeyde kendi dışımızdakilerle aynı duyguları paylaşmak önemlidir. Yapıcı olarak eleştiri getirilir yıkıcı olarak değil. Kurallara kuru kuru ya uyulmaz tam tersine her ayrı duruma özgü esnek davranışlar gösterilir. Duyarlılık ve coşku göz önünde tutulur.
Çevredeki insanların düşünceleri ve gereksinimleri de saygıyla karşılanır. Değişik ırklardan ve değişik sosyal sınıflardan da olsa tüm insanlara aynı değer verilir. Çoğunluktan ayrı düşünme özgürlüğüne saygı gösterilir. Tüm insanlara ve tüm canlılara büyük değer verilir ve saygı gösterilir. Sevginin yeri hep yukarıda tutulur. Ve tüm davranışlar yaşamın doğrudan kendisine ve sağlıklı bir yaşama duyulan sevgiyle doludur. İnsancılık eylemlerin odağındadır. Bağlantı ve iletişim büyük bir duyarlılık içinde gerçekleşir. Başkalarının duygularına iliş kin ilgi hep vardır. Başkalarının iç dünyası, hassasiyeti dikkatlice korunur. Başkalarının ruhunun hakları ve gelişmesi hoşgörüyle karşılanır. Başkalarının başkalığına saygı gösterilir. Sabırlı olarak iletişim kurabilmek için, saldırganlıklar bilinçli biçimde yumuşatılır. Duygu ve düşünce özgürlüğüne değer verilir ama yargılanmaz.
Kötü nedir? Kötü genel olarak, iyi diye nitelenen her şeyi reddeder. Kötü, iyi olan her şeyi kıskanır ve her türlü yola başvurarak onu yoketmeye çalışır. İyiye açıkça karşı çıkamadığı için, "örtülü" olarak dolaplar çevrilir. Kötü için tüm iyiler can sıkıcı şeylerdir. Ve bu nedenle de kötü iyiyi yoketmeye çalışır, ondan tiksinir ve ona çamur atar. Kötü, dışa karşı gerçek yüzünü göstermek istemez ve iyinin görünüşüne bürünür. Kötü hiçbir zaman, siyah ırkın "aptal, tembel ve kültürsüz" olduğunu açıkça söylemez ama bir zencinin her başarısızlığına içten içe çok sevinir. Kötü, zencilerin Alman üniversitelerinde okumasına karşıdır ve yakın çevresine, sığınmacıların ilk uçakla hemen ülkelerine geri gönderilmeleri gerektiğini söyleyecektir. "Politik kovuşturmalar" kavramı onu hiç mi hiç ilgilendirmez ama yasadışı yollarla ülkeye gelmiş bir sığınmacıyı kendi firmasının inşaatında gizlice çalıştırmaktan geri kalmaz. Çünkü bu tür emek sömürüsü çok işine gelir. Kötü yabancı işçilere -uluorta ama ortam uygunsa tabii - söver sayar ama yabancı bir kadın işçiyle büyük bir keyifle ve zevkle yatağa girmekten de kaçınmaz.
Kötü, gerçek duygularını gizler, duruma göre bazen öyle bazen böyle konuşur ama hiçbir zaman gerçeği söylemez. Duygularını açıklayan ve gerçek düşüncesini ortaya koyan iyi, ona göre, aptalın biridir. Kötü kendini zeki olarak görür. Zeka onun için araştırıcılıkla ilgili bir kavram değil, başkalarına karşı kendi çıkarını koruyup kollama ile doğrudan bağlantılı bir kavramdır. Zeki kişi, başkalarını aldatan, dolandıran ve yalanlarla kandıran ama bunları yaparken karşısındakine hiçbir şey farkettirmeyen kişidir. Farkedecek olanlar da içinde bulunulan güç ilişkileri nedeniyle susmak ve çenelerini tutmak zorunda kalırlar.
Kötü sevgiye fazlaca önem vermez, onun için öncelikle önemli olan cinselliktir yani cinsel isteklerinin karşılanmasıdır. Kötü, evlidir doğal olarak ve medeni kanuna uyulmasına büyük değer verir; belli ki dışa karşı. Ama bu paravanın arkasında yapabileceği her şeyi elde etmek ve satın almak için elinden geleni ardına koymaz. Kötü, neyin gerçek olduğu ve gerçeğin ne olduğu konusu ile hiç ilgilenmez. O, duvarın dışıyla ilgilidir yalnızca. Çünkü herkes dış tarafı görür. O ise duvarın arkasında, bencilce ilgilendiği şeyleri gerçekleştirmek ister. İnsancılık ve duygudaşlık ona vızgelir. Gerçeği aşağılar ve yalanın büyüsüne kapılmıştır.
Zeki ve akıllı kötüler kusursuz yalanlar uydurabilirler. Tabii onlar kendilerini de kandırırlar ama onları ilgilendirmez. Onlar, başkalarını aldatmaktan, kandırmaktan ve parmağında oynatmaktan büyük bir zevk duyar. İyi gerçeklerle birlikte mutludur, kendine özgü yaşam biçimiyle mutludur. Kötü ise bunu aptalca bulur, zayıflık olarak görür. Söylediği bir yalanla bir sonuç aldığında sevinir, düğüm düğüm ördüğü yalanlara yeni yalanlar ekleyebildiği ya da bunları daha geliştirebildiği zaman kendini daha zeki daha kurnaz ve daha soğukkanlı olarak görür.
Kötü, alaycı ve küçümseyicidir. Alayla oynamayı sever, başkalarıyla alay eder, alay ettiği kişiyi ağına düşürmek ister.
Kötünün çevirdiği dolap ortaya çıkarıldığında o yine hazırlıklıdır. O bir oyuncudur; ama ne yazık ki bir filmde değil gerçek yaşamda bir oyuncu.
Hayatın gerçek, tiyatronun ise bir oyun olduğuna inanmak büyük bir safsatadır. İyi için ne yaşadığı ve nasıl yaşadığı gerçekliktir. Ne var ki kötü bunu gülünç bulur, onun için hiçbir şey gerçek değildir, onun için her şey zekice oynanan bir oyundur. O, gereksinme duyduğunda işin içine duyguyu hatta gözyaşını da sokar. Ama bunların hepsi bir taktiktir. Kötü için tüm yaşam ve yaşamla bağlantılı her şey, kendini yükseltmek ve başkalarını alçaltmak için bir taktikten başka birşey değildir. O hep kendi maddi ya da cinsel çıkarlarının peşindedir. Kötü şöyle düşünür: Bu ne işime yarar? Bu bana ne getirir, ne götürür? Sonuçta eline ne geçecek? Kötü, kendi dışındaki herkese düşmandır. Onun işine yaramayan her şey yararsızdır yani ilginç değildir, karşı çıkılması gereken bir şeydir. Bundan dolayı, kötü esnektir, adeta bir bukalemun gibidir. Her yeni duruma kendini uydurabilir. Ama her durumda elindeki gücü korumayı bilir, o gücün hakkını verir. Naziler mi iktidarda, hiç ilgisi, eğilimi olmasa da o bir nazidir. Yok, komünistler mi iktidarda elbette ki o da komünisttir. Hiçbiri değil de liberaller mi iktidarda, o da liberaldir. Kötü gerçekte ne katoliktir ne nazi ne komünist ne de liberal. Sorulacak olsa kendisine herhalde, realist olduğunu söyleyecektir.
İyi için realistlik, kötü için olduğundan tamamen bambaşka şeyler ifade eder. İyi, gerçeğe kendi duygularını da katar. Kötü, gerçekten yalnızca şunu anlar: Kendine çıkar sağlamak için gerçeği nasıl kullanabilirim, öteki insanlara ve hayvanlara nasıl zarar verebilirim? Başkalarının uğrayacağı zarar zerrece ilgilendirmez. Çünkü başkalarına zarar vermek yalnızca kendine yarar sağlamak, işte bu ona çok akıllıca görünür. Bu zekiliğe ve akıllılığa ölçüsüz sevinir. Kötü, özellikle hayatta her şeyin çevresinde dönüp dolaştığı şeyden yana iken kendini iyiden daha fazla güvencede ve daha canlı hisseder. Kötü kendini güçlü olarak görür ve iyiyi de zayıf diyerek aşağılar.
Kaynak: Paul Lauster, Sevgi ve Özgürlük, Çev. Nurettin Yıldıran, Doruk Yayımcılık, İkinci Baskı, Nisan 2000 Ankara, ss. 106-110
No comments:
Post a Comment