Mitoloji Felsefesi - Friedrich Schelling
Mitoloji felsefesinin temeli, insanlığın bilincindeki teogonik bir sürecin var oluşuna dayanır. Bu olgu, yeni bir dünyayı açığa çıkarır, bilgimizin alanını genişletir. İnsanlığın ilk olaylarını örten karanlık, mitoloji ile aydınlatılabilir. "Soyumuzun ilk başlangıçlarına dek geri giden araştırmalarımızda, (...) sonunda daima, yalnız ancak mitolojinin doldurduğu o "karanlık çağa", o karanlık yere toslarız." (29) Mitolojinin bu karanlık zamana ışık rutması, onun tarih öncesi bir tarih olduğunu gösterir. Ve bu da mitoloji felsefesini doğrudan doğruya tarih felsefesi ile ilişkiye sokar.
Schelling, tarih ve histori kavramlarını birbirinden ayrı olarak ele alır. Birincisi olayların kendisi, ikincisi bunların bilgisidir. Buna göre şöyle bir dizi elde edilir: "a) tarih öncesi çağ, b) histori öncesi çağ, c) historik çağ" (30). Bunlardan yalnızca üçüncüsü bilinir. Ancak historik çağla başlayan tarih felsefesine mitoloji bir zemin oluşturur. Böyle bir zeminden yoksun kalan tarih felsefesi temelsizdir. "Tarihe ilişkin hiçbir başlangıcı bilmeyen bir tarih felsefesi , ancak büsbütün zeminsiz bir şey olabilir ve felsefe adına hizmet etmez." (31). Bilinen tarih ile histori önceki zaman arasında kesin bir sınır çizmek olanaklı değildir. Mitolojinin doğuşu, histori öncesi zamana rastladığından o, histori öncesi zamanı bilmemize yardımcı olur.
Mitoloji felsefesi, tarih felsefesiyle bir ilgiye sahip olmakla birlikte, sanar felsefesi için de yoksun kalınamaz bir temel oluşturur. Tüm sanatın ilksel malzemesini de mitolojide araştırmalıdır. "Böyle ilksel poesiyi önceleyen düşünceler-üretimi olarak görünmeye izin veren bir şey, tamamiyle yalnız mitolojide bulunur." (32). Mitolojik dünya, Tanrıların dünyası ne anlayışın ne de usun nesnesidir. O, ancak hayalgücüyle kavranmak içindir. Sanat da ürünlerini verebilmesi için anlayıştan ve ustan başka bir araca ihtiyaç duyar. Bu da hayalgücüdür. Mitoloji, sanattaki hayalgücü için uygun nesne olur. Mutlak bir dünyada yaşayan şeyler, ancak hayalgücü için olanaklıdır.
Mitolojinin başka bir ilgisi de din felsefesi iledir. Mitoloji, doğal olarak meydana gelen din olarak anlaşılır. Mitoloji doğayı tanrılaştıran insanın dinidir. O, vahyedilmiş dinden ayrılır. Vahiy dini ustan ve felsefeden bağımsız değildir; o, bilincin Tanrı'yla ussal bağıntısıdır.
Schelling'e göre us dini yoktur: "Us, dine götürmez, Kant'ın kuramsal sonucunun da olduğu gibi, hiçbir us dini yoktur. Tanrı hakkında hiçbir şey bilmeme, halis, kendi kendisini anlayan her usçuluğun sonucudur." (33). Felsefi din de var değildir. Ancak o, vahyedilmiş tarihsel din sayesinde temin edilir. Bu, felsefenin din, elinin felsefe olmasıdır. Schelling, "kendi ilkesinde zaten din olmayan bir felsefeyi felsefe olarak da onaylamıyoruz" (34) der. Felsefi din meydana gelmekte olan bir dindir. O, mitolojik-doğal dinle başlayan, Hıristiyanlık'la vahiy dini olarak oluşan sürecin sonunda ortaya çıkacaktır. Bu süreçte Tanrılığın bildirimi hedeflenir.
Mitoloji, dünyanın ilk tasvirinden başka bir şey olmadığı , evrenin ilk genel algılanışı olduğu için felsefenin de temeli idi. İlkin ortaya çıkan Yunanlıların doğa felsefesi henüz saf realistti. Bu bakımdan o, henüz mitolojinin etkisinde idi. Özetle söylersek, mitoloji, tarihin, dinin, sanatın ve felsefenin ortak köküdür.
Dipnotlar:
Schelling'den yapılan alıntılara ilişkin notların büyük çoğunluğu SW (Samtliche Werke) kısaltmasıyla ve orijinal baskı sayfa numaralarıyla verilmiştir.
(29) SW, I, V, 472(30) Bkz. SW, I, V, 470
(31) Bkz. SW, I, V, 473
(32) Bkz. SW, I, V, 472-3
(33) Bkz. SW, I , V, 472
Kaynak: Ömer Naci Soykan, Schelling Felsefesinde Bir Araştırma, Kabalcı Yayınları, İstanbul 1995, ss. 24-25
No comments:
Post a Comment