Thursday, 12 November 2020

Melik/Kral Allah - Muhammed Hamidullah

 Melik/Kral Allah - Muhammed Hamidullah

O, aklın alabilmesinden öte, insan idrak ve algılarının dışında (mâverâ'ül idrâk) dur. Böylesine bir varlığı tayin ve tavsif etmek, insanlara anlatıp tanıtmak için ne yapılabilir, kullandığımız dillerin sahip olduğu bütün imkanlardan başka hangi vasıtalara müracaat olunabilir? İşte Kur’an-ı Kerim, bu durumda, kullandığı teşbih ve mecazları epey ileri götürmüş bulunuyor. Allah Melik’tir. Bir hükümdar olarak O, bir takım hazinelere (hazâin), ordulara (cünûd), bir ülkeye diğer bir deyişle, bir hükümdarlık alanına (mülk, melekût) bir tahta (arş), bu taht’ta ayak uzatmada kullanılan bir yüksek eşiğe (kürsî), bir başşehre (Mekke’nin bir diğer adı olan Ümmü’l Kurâ), bir saraya (Beytullah, yani Kâ’be) da sahiptir. Kendi tebaasından köle (kul, abd) lerinden biat (yani sadakat yemini) almak ve ayrıca her istediği yapabilmek üzere elleri (yedullah, yedâhu) dahi vardır. Hadis metinlerinde bu konudan bahsedilirken parmaklardan (asabi) da bahsedilir; bu hadislere göre insan kalbi, onu iki parmağı arasında tutan Allah tarafından altüst edilebilir ve bambaşka bir şekle sokulabilir. Yine bu hadislerde, Kâ'be’nin (Beytullah'ın) kuzey köşesinde kakıllı bulunan Hacerü'l Esved (Kara Taş) Resulullah tarafından kelime olarak “Allah’a doğru kendini yöneten kimse“ manasına gelen “hacı”lar tarafından Allaha gösterilen teslimiyet (istilam) ve sadakat bağlılık yemini (biat yahut bey’a) sembolize etmek üzere öpülen Allah’ın “sağ eli“ (yemînullah) olarak gösterilmiştir. Bundan da ayrı, hükümdar resmî alay ve merasimler esnasında halk arasında yaya yürümezler, tahtırevan üzerine çıkar, ülkenin en iri ve kuvvetli uşakları kendisini omuzları üzerinde taşırlar. Böylesine bir tahtırevan teşbihi, Allah’tan bahsedilirken Kur’an’ı Kerim tarafından kullanılmıştır; burada ifade edildiği gibi (69 Hakka 17) İlahi Taht (Arşu'l Azîm), adeta bir tahtırevan gibi, sekiz melek tarafından taşınmaktadır.

Mademki Kur’an’ı Kerim’de bütün bu mecaz ve ifadeler kullanılmış vaziyettedir o halde böyle teşbihlere müsade var demektir. Ancak müsaade olunmayanlar ise küfür teşkil eder; bu teşbih ve mecazlar, bu çeşit cismani benzetişleri kendi dışına taşırmak suretiyle mesela, madem ki Allah’ın eli beş parmaklıdır ve her parmakta da bir tırnak vardır ve bu tırnak deriye yapışıktır, deri kasları örtüp kapamaktadır, kan damarları, kan, kemikler ve daha bir çok cismani organ ve kısımlar, hâşâ,  düşünmek de böyledir yani küfürdür. Böyle şeyleri düşünmekten Allah’a sığınırız.

Kaynak: Muhammed Hamidullah, İslam Peygamberi, Çev. Salih Tuğ, İrfan Yayıncılık, 5. Baskı, İstanbul 1993, ss. 131-132

O, bütün duygu ve idraklerin ötesinde (mâverâ'ül idrâk) dir. İşte bu noktada şu mesele ortaya çıkmaktadır: O'nu tarif ve tasvir etmek için yani insan denen varlığın mahdut imkanlarından istifade sûretiyle O'ndan bahsedebilmek için ne yapmak lazımdır? Bizzat Kur'an-ı Kerim bu tasviri şöyle yapar: Allah bir hükümdardır (Melik). O, bir hükümdar olması hasebiyle hazinelere (hazâin), ordulara (cunûd), ülkeye ve tebaaya (mülk ve melekût), tahta (arş), bu tahtın ayaklarının konmasına mahsus eşiğine (kürsî), Başşehre (Ummu'l-Kurâ) ''bu aynı zamanda Mekke'nin adıdır'', Saraya (Beytullah) sahiptir. Bundan başka, gerek kullarından ve gerekse kendine bağlı tebaasından sadakat yemini (biat yahut bî'a) almak ve istediği bir şeyi yapabilmek için O, bir ele (yedullah) dahi sahiptir. Bu konuda hadis parmaklardan (asâbi) bile bahseder ki, bu hadiste, ''Allah'ın parmaklarıyla tutması sonucu insan kalbinin tahavvülâta ve köklü değişikliğe uğrayacağı'' bildirilmektedir. Ayrıca yine hadislerde, Beytullah olan Kâ'be duvarında bulunan Hacer'ul Esved, Hz. Peygamber tarafından Allah'ın Sağ Eli (Yemînullah) olarak tarif ve tavsif edildiği ve hacc için gelenler (Hacc yahut Hacılar, bu kelimelerin burada sahip olduğu mana Allah'a doğrulan, kendini tevcih eden) tarafından yapılan itaat (istilâm) ve sadakat yemini (bi'at) anlaşılması için, uzatılan elin kabul ve sıkılması maksadıyla bu taşın Allah'ın elini temsil ettiği ifade olunmaktadır. Bundan başka, hükümdarlar, merasimler esnasında halk arasında yaya olarak yürümeyip bunlar bir tahtırevân üzerine oturdukları halde kuvvetli hizmetçi veya köleleri tarafından omuzlar üstünde taşınırlar. Bu tasvir aynı şekilde Kur'an'da Allah için kullanılmış ve orada, bu ilahiyi Taht (Arş) ı Revâ'nın sekiz adet melek tarafından taşındığı bildirilmiştir. (69 Hakka: 17) 

Bütün bunlar Kur'an-ı Kerîm tarafından kullanılmış olması dolayısıyla bizim tarafımızdan da isti'maline cevaz vardır. Fakat küfre sapmamak için müsaade olunmayacak şey, bu tasviri daha ileriye götürüp bu mecazi sahada mübalağa ve ifratta bulunmamaktadır. Mesela, ''Şayet Allah'ın beş parmağı varsa, her parmağında bir tırnak bulunacak, tırnak deriye yapışık olacak, deri, adeleleri, kan damarlarını, kanı, kemikleri vs. örtecektir'' şeklinde (neuzübillâh) düşünmeyi ifrata vardırmaktan Allah bizi korusun. 

Kaynak: Muhammed Hamidullah, İslam Peygamberi Hayatı ve Eseri, Çev. M. Sait Mutlu, İrfan Yayınevi, 3. Baskı, İstanbul 1972, ss. 103-104

No comments:

Post a Comment

Post-Oryantalizm - Hamid Dabâşî

Post-Oryantalizm: Terör Çağında Bilgi ve İktidar —  Hamid Dabâşî Kitabın Tümünün Özeti Hamid Dabâşî’nin Post-Orientalism: Knowledge and Powe...