Bir Kanaat ve Bir Özgürlük Çağı
Kanaat: Bu çağa katlanmayacağım. Özgürlük: Kanaatime dayanarak eyleme geçme özgürlüğüm var. Ve eyleme geçeceğim de. Benden başka hiç kimse hem o kanaate hem de o özgürlüğe sahip değil. Birçokları benimle aynı fikirde, o kanaate sahipler ama eyleme geçmiyorlar. Bazıları eyleme geçiyor, katlediyor, bombalıyor, yakıyor vesaire ama onlar deli olanlar. Deli insanların delice eylemleri. Ama ya bir tek, kendine hakim, mantıklı ve onurlu adam eyleme geçerse ve kusursuz bir kendine hakimiyet, mantık ve onurla eyleme geçerse'? O zaman yeni bir çağın başlangıcı olur. Biz yeni bir düzen başlatacağız.
Biz mi? Biz kim miyiz'? Biz bildiğin anlamda gizli bir cemiyet bile olmayacağız. Üyeleri işaretler ya da parolalar olmaksızın birbirlerini tanıyacaklar. Söylevler, mitingler, siyasi partiler yok. Böyle şeylere ihtiyaç olmayacak. Bir adam eyleme geçecek. Başka bir adam eyleme geçecek. Birbirimizi, bir zamanlar beyefendilerin birbirini tanıdığı gibi tanıyacağız -hayır, eski anlamda beyefendiler değil sosyal sınıflardan söz etmiyorum. Erkekler tarafından ortaklaşa sahip olunan ve aralarında böylece tanınan bir şeyden söz ediyorum, Yahudiler, Yahudi olmayanlar, Yunanlılar, Romalılar, köleler, özgür insanlar, siyahiler, beyazlar tarafından: katı bir yasa, kadınlara karşı bir şefkat ve hoyratlığa karşı hoşgörüsüzlük, bağlı kalınan bir gaye ve her şeyden önemlisi, eyleme geçmeye ve gerekirse tek başına eyleme geçmeye hazır olma -hayatî bileşen işte bu- çünkü henüz 200 milyon Amerikalıdan biri bile kusursuz bir kendine hakimiyet ve özgürlükle eyleme geçmeye hazır değil. Eğer bir erkek tek başına eyleme geçmekte özgürse, bir topluma ihtiyacın olmaz.
Bu çağa katlanamıyorum. Ve katlanmayacağım da. Eğer kendine sadık kalsaydın, sana ve senin Katolik Kilise'ne katlanabilir ve hatta ona katılabilirdim. Şimdi çağın bir parçasısın. Birlikte yattığın köpeklerle senin pirelerin aynı.
Ne yapmak niyetindeyiz diye soruyorsun, öyle mi? Biz mi? Ben sadece kendi adıma konuşabilirim. Sonra başkaları da aynını yapacaklar. Ama sana gelecekteki hayatımdan bir örnek vereyim. Evet! Geçmişten, neler olup bittiğinden emin olmayabilirim -her şey karmakarışık, bunun hakkında düşünmemeyi tercih ederim- ama geleceğin ve yeni düzenin ve hayatımın nasıl olacağını biliyorum. Yeni düzen, Katoliklik ya da komünizm ya da faşizm ya da liberalizm ya da kapitalizm ya da herhangi başka bir izm üzerine kurulmayacak; sadece yeni soyun değer verdiği ve ihlaline eşlik edecek olan şiddetle kendini gösterecek o katı fazilet üzerine kurulacak.
Bu çağa katlanmayacağız. Bana Hıristiyanca sevgiden söz etme. O ne sonuç vermiş ki? Ne sonuç verdiğini söyleyeyim sana. Radyoda ve televizyonda, kürsüden anlamsızca dile getirildi ve bu da onun sonu oldu.
Eğer Hıristiyanca sevgiyle değilse, nasıl yaşayacağız o halde? İnsanlar çalışacak ve yakınlarına bakacak, yaşayacak ve başkalarının yaşamasına izin verecek ve başkalarına doğru dürüst bir saygıyla davranacak. Eğer sevgi olamıyorsa -dışarıda buna sevgi mi diyorsunuz'?- insanlar arasında ketum bir nezaket olacak. Ve kadınlara karşı şövalyelere özgü bir kibarlık. Kadınlar seçmiş oldukları fahişelikten kurtarılmalı. Kadınlar yeniden güçlü ve alçakgönüllü olacak. Çocuklar neşeli olacak çünkü ne yapmaları gerektiğini bilecekler.
Bu çağa katlanmayacağız. Onu yıkmak yeterli değil. Yeni bir düzen kuracağız. Aslında, endişe etmene gerek yok. Cinayet işlemeye gerek olmayacak. Bir şey keşfettim. Bu tımarhanede bile, eğer birisine, yüz yüze, tam bir ciddiyet içinde, duygu göstermeden, doğruca ona bakarak bir şey söylersen, sana inanacaklarını keşfettim. Sadece otoriter bir biçimde konuşman gerekiyor. İnsanların senin Tanrında farkına vardığı yeni özellik bu değil miydi, otoriter bir biçimde konuşması?
Anlatmak istediğim şu ki bu çağa katlanmayacağım. Milyonlarca insan benimle aynı fikirde ve bu çağın katlanılır olmadığını biliyor; ama delilerden başka hiç kimse eyleme geçmiyor ve bu deliler de çağın bir parçası. Biz yalnız ona öldürücü darbeyi indirmek için buradayız. Onun daha fazla çürümesini ve kokuşmasını beklemeyeceğiz. Onu öldüreceğiz.
Yeni bir düzen olacak ve ben bunun bir parçası olacağım. Bunu daha önce duyduğun herhangi bir şeyle karıştırma. Hele hele senin Kutsal Ad Cemiyeti'nle ya da Müstehcen Neşriyata Karşı Kaygılı Hıristiyanlarınla. Bunun Mesih'le ya da boykotlarla hiçbir ilgisi yok. Nazilerle de karıştırma. Onlar aptaldı. Eğer aslında Weimar Cumhuriyeti'ni temizleme ihtiyacı var idiyse ve eğer aslında bunu kısmen yaptılarsa da hınçlarını Yahudilerden alarak her şeyi berbat ettiler. Ne aptallık! Yahudilerin bir suçu yoktu. Naziler ahmaktı, eşkıyaydı. Yapmaları gerekeli şey, Yahudileri davet etmekti. Yahudilerin yarısı onlara katılırdı, tıpkı Katoliklerin yarısının katıldığı gibi. Klux Klan'la da karıştırma, o zavallı, cahil piç kurularıyla. Siyahiler, Yahudiler, Katolikler... Hiçbirinin konuyla bir ilgisi yok; onları suçlamak sadece meseleyi karıştırıyor.
Dünyanın bu durumuna katlanmayacağız. Yeni bir düzen olacak ve ben bunun bir parçası olacağım.
Kaynak: Walker Percy - Lancelot, Çev. Suzan Aral Akçora, Ayrıntı Yayınları, Birinci Basım 2010, İstanbul, ss. 136-141
No comments:
Post a Comment