Tektanrıcılığın İlk Ortaya Çıkışı Mısır'da
Eskiçağ tarihinin pagan inançlarının karşılaştıkları en büyük sorun olan tanrılar karmaşasına son vermek için yapılan girişimlerden biri olan Akhenaton'un Tanrı Aton'u tekleştirme gayreti hem insanlığın teoloji anlayışında büyük bir aşama olarak kabul edilmiş hem de sonraki dönemlerdeki girişimler için bir milat olmuştur. Bu girişim Zerdüştlük gibi düalizm anlayışı ile Asur krallarının tanrı Asur'u tekleştirerek kendi milli tanrıları haline dönüştürmesinden büyük farklılıklar gösterse dahi temelde bir tanrıyı diğerleri üzerine konumlandırma gayreti olarak kabul edilmektedir.
Mısır inanç sisteminde tanrılar listesi birçok defa yenilenmiş ilk dönemdeki Ptah'dan Amon - Ra'ya uzanan baş tanrı değişimleri görülmüştür. Bu baş tanrı değişimleri bir anda ortaya çıkmamış toplumsal kabulün hazır olduğu durumlarda zaman alan bir süreçle gerçekleşmiştir. Bu sürecin içerisinde, baş tanrı için diğer tanrılardan büyük tapınaklar yapılmasından, mitoslarda yeni baş tanrının en önemli rolü almasına; yeni baş tanrının doğanın en üstün yönlerini karakterinde toplamasından, krallara babalık yapmasına kadar uzanan büyük bir dönüşüm yer almıştır.
Yüzyılları alan bu dönüşümlerde tanrılar değişmiş olsa dahi bir bütün olan kozmik evrenin farklı yönlerini sembolize eden tanrıların varlığından asla vazgeçilmemiştir. Fakat sonraki dönemlerde Akhenaton adını alacak olan IV. Amenhotep, Mısır inanç sisteminin temelini oluşturan bu anlayıştan vazgeçerek tanrısı Aton'u tüm kozmik yapının yegane sebebi haline getirmeye çalışmıştır. Akhenaton, ısı ve ışık vererek hayatı ortaya çıkaran güneşin, zamanın da akışını belirlediğini kabul ederek, güneşin kozmolojik olarak yeterli olduğunu diğer her şeyin güneşe göre kendisini şekillendirdiğine inanmıştır. Bu inanış diğer tek tanrılı dinlerdeki gibi vahye dayalı bir açıklamadan çok doğal delillerle dayanan kabulleri içermiş ve Akhenaton, tüm Mısır inancını bu kabullere göre şekillendirmeye çalışmıştır.
Mısır'da önceki dönemlerde görülen birçok tanrının ismi ile tanrısal yönlerinin zikredildiği geleneksel yaklaşımın aksine kutsal olan her şey Tanrı Aton'a atfedilmiştir. İlahi, Tanrı Aton'un övülmesi ile başlamış, oğlu ve insanlar ile arasındaki bağdaştırıcısı olan Akhenaton için taşıdığı önemin vurgulanması ile sürdürülmüştür. Aton dininden önceki inanç anlayışında da tanrılar ile insanlar arasındaki bağlantıyı sağlayan kral inanışı mevcut olmasına rağmen kralla beraber kalabalıkbir ruhban sınıfı bulunmaktaydı. Kral resmiyette tanrı olarak kabul edilmekte ve diğer tanrılarla yönettiklerinin arasında yer almaktaydı. Fakat inancın sürdürücüsü ve toplumdaki varlığının sağlayıcısı ruhban sınıfı mensuplarıydı. Akhenaton, Tanrı Aton'u tekleştirmesiyle bu genel işleyişe son vermiş ve bu durum diğer tanrıların tapınaklarındaki ruhbanlar tarafından büyük bir tepkiyle karşılanmıştır. Bu tepki, Kralın aldığı önlemler ile bastırılmaya çalışılmışsa da Aton'un tekleştirilmesinin Akhenaton'un dönemiyle sınırlı kalmasına yol açmıştır.
Akhenaton, Tanrı Aton inancını ilana başladığı ilk dönemlerde diğer tanrıları tamamen yasaklama yoluna gitmemiş fakat Aton'un inanç alanını genişlettikçe diğer tanrıların tapınaklarında kendi tanrısına daha fazla yer verilmesini istemiş olmalıdır. Aton inancının ilk dönemlerdeki bu değişim girişimi, Mısır inanç sistemindeki sıradan tanrı hiyerarşisi değişimlerinden biri gibi algılansa dahi Akhenaton'un tekleştirdiği Aton, diğer tanrılar gibi tabiat kökenli olmayıp sahip olduğu kozmolojik temellendirme ve kapsayıcılık ile diğer tanrıların varlığını sürdürmesine ihtiyaç bırakmamaktaydı. Aton'un sahip olduğu kapsayıcılık, kozmolojik olarak her şeyi içerirken onun temsilcisi ve oğlu olan kral da yeryüzündeki tüm insanların yöneticisi konumuna yükselmekteydi. ss. 103-106
Akhenaton'un Tanrı Aton için yazmış olduğu bilinen ilahiden alınmış olan bölümden:
"Kutsal ışığın gökyüzünün yükseklerinden parlasın! Ey yaşayan Aton, bütün hayatın kaynağı! Doğu ufkundan yükselen ve akan, dünyayı güzelliğin ile doldurdun. Görkemli, müthiş, göz kamaştırıcı yüceltilmiş, tüm dünyanın efendisi, ışıkların aydınlatarak yarattığın her şeyin sınırlarının ötesindeki topraklara (kadar) dokunuyor. Orada güneşle, sevdiğin oğlun (Akhenaton) için kapsadığın en uzaklara kadar ulaşıyorsun. Uzakta olmana rağmen ışığın bütün yeryüzünde yayılıyor ve senin yolunu izleyenlerin hepsinin yüzünde senin parlaklığın ışıldıyor. (...) Yumurtanın kabuğunun içerisindeki civciv ile konuşan sensin! Ona (civcive) korumak ve (hayata gelişinde) başarı için hava verirsin. Ve ona (civcive) kabuğunu kırmadan önceki (gelişme) zamanını tanıdın. Sonra o (civciv) doğum saati geldiğinde öterek kabuğundan (senin isteğin ile) çıkar. Kendi başına iki ayağı üzerine kalkar ve oradan gider."
"Yarattığın dünya ne kadar çeşitli, her şey gizemli, (görünen her şey) kutsal, Ey, tek tanrı, ondan başkasının olmadığı Sen (Tanrı Aton) (hâlâ) yalnızken (teksen varken) kalbinin isteğine göre dünyayı şekillendirdin. Khor (günümüz Doğu Akdeniz kıyıları) ve Kuş (günümüz Nübye) ülkesinin uzaklarını ve Mısır'ın zengin siyah topraklarını insan ve ayakları üzerinde duran, kanatları ile uçan her çeşit yarattıklarının ailesiyle doldurdun. (...) Sen (Aton) tek tanrısın, yaşayan güneş, Aton olarak biçimlenerek uzaklardan parlayansın, yaşayan güneş, şanlı bir kral gibi açığa çıktı, ışığı yükseldi, uzaklaştı, şimdi yakına geldi. Bu dünyadaki sayısız şeyi sen kendinden yarattın, tek olan (Aton), şehirler, köyler, tarlalar, yollar, nehir (yarattın) ve her bir göz gün ışığının mükemmelliğinde seni görür. Ey tanrı, günün güneş diski sensin. Bütün yaratılanları görensin, sonsuza kadar var olacakların üzerinde senin kanıtın var çünkü senin evrenini anlayanların biçimlerini sen yarattın, onlar tek bir ses (dua) ile seni överler." [J. L. Foster - Ancient Egyptian Literature-An Anthology. University of Texas Press, (2001) ss. 2-6.] ss. 105, 107
"Kutsal ışığın gökyüzünün yükseklerinden parlasın! Ey yaşayan Aton, bütün hayatın kaynağı! Doğu ufkundan yükselen ve akan, dünyayı güzelliğin ile doldurdun. Görkemli, müthiş, göz kamaştırıcı yüceltilmiş, tüm dünyanın efendisi, ışıkların aydınlatarak yarattığın her şeyin sınırlarının ötesindeki topraklara (kadar) dokunuyor. Orada güneşle, sevdiğin oğlun (Akhenaton) için kapsadığın en uzaklara kadar ulaşıyorsun. Uzakta olmana rağmen ışığın bütün yeryüzünde yayılıyor ve senin yolunu izleyenlerin hepsinin yüzünde senin parlaklığın ışıldıyor. (...) Yumurtanın kabuğunun içerisindeki civciv ile konuşan sensin! Ona (civcive) korumak ve (hayata gelişinde) başarı için hava verirsin. Ve ona (civcive) kabuğunu kırmadan önceki (gelişme) zamanını tanıdın. Sonra o (civciv) doğum saati geldiğinde öterek kabuğundan (senin isteğin ile) çıkar. Kendi başına iki ayağı üzerine kalkar ve oradan gider."
"Yarattığın dünya ne kadar çeşitli, her şey gizemli, (görünen her şey) kutsal, Ey, tek tanrı, ondan başkasının olmadığı Sen (Tanrı Aton) (hâlâ) yalnızken (teksen varken) kalbinin isteğine göre dünyayı şekillendirdin. Khor (günümüz Doğu Akdeniz kıyıları) ve Kuş (günümüz Nübye) ülkesinin uzaklarını ve Mısır'ın zengin siyah topraklarını insan ve ayakları üzerinde duran, kanatları ile uçan her çeşit yarattıklarının ailesiyle doldurdun. (...) Sen (Aton) tek tanrısın, yaşayan güneş, Aton olarak biçimlenerek uzaklardan parlayansın, yaşayan güneş, şanlı bir kral gibi açığa çıktı, ışığı yükseldi, uzaklaştı, şimdi yakına geldi. Bu dünyadaki sayısız şeyi sen kendinden yarattın, tek olan (Aton), şehirler, köyler, tarlalar, yollar, nehir (yarattın) ve her bir göz gün ışığının mükemmelliğinde seni görür. Ey tanrı, günün güneş diski sensin. Bütün yaratılanları görensin, sonsuza kadar var olacakların üzerinde senin kanıtın var çünkü senin evrenini anlayanların biçimlerini sen yarattın, onlar tek bir ses (dua) ile seni överler." [J. L. Foster - Ancient Egyptian Literature-An Anthology. University of Texas Press, (2001) ss. 2-6.] ss. 105, 107
Akhenaton'un binyılların tanrısallık birikimini geride bırakarak yeni bir inanç sistemi oluşturmak için harcamış olduğu çabanın temel motivasyonunun ise yönetim anlayışında gerçekleştirmek istediği değişimden kaynaklandığı iddia edilebilir. Bu değişim, Akhenaton'un diğer tanrıları yok sayarak Tanrı Aton'u tekleştirmesi, yeni bir başkent inşa ederek yönetimini Amarna kentine taşınması, yeni bir ruhban ile seçkin sınıf ortaya çıkarması ve Aton ile tüm bağlantıyı kendi üzerine almasıyla gerçekleşirken yönettiklerinin eksiksiz sadakatini kazanmayı istemiş olmalıdır. Yönettiklerinin tamamını sahip olduğu inanç gücüyle kuşatmayı hedefleyen Akhenaton, siyasi gücüyle de kendisine rakip gördüğü diğer tanrıların ruhbanlarını tasfiye etmeye çalışmıştır. Bu gayelerinden dolayı haleflerinin ulaştığı tanrı unvanından vazgeçerek bir tanrının en yüce ruhbanı olan Akhenaton, alçalış gibi görülen bu durumu siyasi bir yükselişe dönüştürmeyi denemiştir. Haleflerinin kullandıkları unvanların ardındaki temel gerçeklik olan mitolojik anlatıları da kabullenmeyen Akhenaton, yeni inancın doğası gereği tüm tanrısal bilgiyi kendisinde toplamış ve inancın öğretileri Kralın belirlediği düsturlara dönüşmüştür. Böylece yeni inanç, Akhenaton'un Tanrı Aton ile birlikteliğinin oluşturduğu inanma biçimini iktidarının siyasi gücü ile bezemiş, ülkedeki Aton'a dayanan birliğin sonsuza kadar sürmesini amaçlamıştır.
Tanrı Aton'un sınırsız gücünün ortaya konulması için yazılmış olan ilahide, Aton'a benzersiz bir yaratma gücü verildiği gibi yarattıklarının da onun isteklerini sorgusuz yerine getireceğinden bahsedilmiştir. Ayrıca Akhenaton'un yeni güneş tanrısı Aton'un yarattığı her şeyi kendisinden bir parça olarak oluşturduğu da anlatılmıştır. Bu iki açıklamanın temelinde ise kozmik bilginin tek elde toplanmış olduğunun ve evreni kapsayan her şeyin Aton'dan bir parça olduğunun vurgulanması bulunmaktadır. Akhenaton'dan önceki dönemlerde kozmik var oluş bile birden fazla tanrının aralarındaki kaosa dayandırırken yeni güneş tanrısı kozmik yaratılışta hiçbir kargaşaya meydan vermeyecek şekilde hakim gösterilmiştir.
Tanrı Aton'un tekliğinin müjdeleyicisi, yeni inancın öğretilerinin açıklayıcısı, tanrı ile insanlar arasındaki tek aracı olan Akhenaton'un hayvan biçimli cisimleştirmelerle var olan Mısır tanrılarının yerine ışık saçan bir güneş diski ile temsil edilen tanrısını getirmesi, önceki tanrılara olan nefretinden çok eski inanca bağlı gelişen yönetim anlayışının kendisine yetersiz gelmesinden kaynaklanmış olmalıdır. Tanrı Aton'a ulaşmanın tüm yollarını elinde tutan Akhenaton, Mısır halkını tek tanrı olan Aton'a inandırarak yönettiklerinin üzerinde karşı konulamaz bir kontrol sağlayacağı gibi seçkin sınıfın da itaatini eksiksiz şekilde temin etmeye çalışmıştır. ss. 107-109
Tanrı Aton'un sınırsız gücünün ortaya konulması için yazılmış olan ilahide, Aton'a benzersiz bir yaratma gücü verildiği gibi yarattıklarının da onun isteklerini sorgusuz yerine getireceğinden bahsedilmiştir. Ayrıca Akhenaton'un yeni güneş tanrısı Aton'un yarattığı her şeyi kendisinden bir parça olarak oluşturduğu da anlatılmıştır. Bu iki açıklamanın temelinde ise kozmik bilginin tek elde toplanmış olduğunun ve evreni kapsayan her şeyin Aton'dan bir parça olduğunun vurgulanması bulunmaktadır. Akhenaton'dan önceki dönemlerde kozmik var oluş bile birden fazla tanrının aralarındaki kaosa dayandırırken yeni güneş tanrısı kozmik yaratılışta hiçbir kargaşaya meydan vermeyecek şekilde hakim gösterilmiştir.
Tanrı Aton'un tekliğinin müjdeleyicisi, yeni inancın öğretilerinin açıklayıcısı, tanrı ile insanlar arasındaki tek aracı olan Akhenaton'un hayvan biçimli cisimleştirmelerle var olan Mısır tanrılarının yerine ışık saçan bir güneş diski ile temsil edilen tanrısını getirmesi, önceki tanrılara olan nefretinden çok eski inanca bağlı gelişen yönetim anlayışının kendisine yetersiz gelmesinden kaynaklanmış olmalıdır. Tanrı Aton'a ulaşmanın tüm yollarını elinde tutan Akhenaton, Mısır halkını tek tanrı olan Aton'a inandırarak yönettiklerinin üzerinde karşı konulamaz bir kontrol sağlayacağı gibi seçkin sınıfın da itaatini eksiksiz şekilde temin etmeye çalışmıştır. ss. 107-109
Metinde tekliği ve kendi içinde çelişmezliği sembolize eden bir güneş diski olarak tanımlanan Tanrı Aton'a itaat edecek olanlara verilecek olan nimetler anlatılmaktadır. İnanlara vaatlerde bulunarak onların itaatlerinin sağlanması her dönem oldukça genel bir uygulama olduğu gibi Akhenaton döneminde de hayata dair her güzelliğin Aton ile geleceği açıklanmıştır. Bu açıklama ile hem Aton'un tekliğine önemli bir vurgu yapılmış hem de Mısır'ın diğer tanrıları tamamen dışlanmıştır. Akhenaton'un yönettiklerini itaat altına alma süreci inananların gördüklerinde tanıyacakları bir sembol ile başlayıp yeni inancı halka benimsetecek bir ruhban sınıfının oluşturulmasına kadar uzanmıştır. Oluşturulan bu yeni ruhban sınıfı aynı zamanda Mısır toplumunun yeni seçkinleri olmuş ve bunların halk tarafından kabul görmeleri gerekmiştir. Uzun yıllar boyunca Mısır'ın tanrılarına ruhbanlık yapan insanlar, sahip oldukları inanç gücünün yanında ekonomik ve bilimsel bilgi açısından zenginleşmişti. Aton'un yeni ruhbanlarının eski tanrıların ruhbanları ile mücadele etmek için sahip oldukları siyasi gücün yanında yeni güçler eklemeleri gerekmekteydi. Diğer tanrıların ruhbanları ile açık bir savaşa girmek yönettiklerinin nazarında Akhenaton'u zor bir durumda bırakacağından Kral, eski geleneklerin hâlâ sıkı sıkıya yürütüldüğü başkentten ayrılarak kendisine yeni bir kent kurmaya karar vermiştir. Bu kentin kurulmasıyla Aton'a bağlı olan ruhban sınıfı mensupları yürüttükleri bürokratik işlerde daha özgür davranabilecek ve diğer tanrıların ruhbanlarının etkisinden kurtulacaklardır. s. 110
Akhenaton'un kurduğu ve Amarna olarak isimlendirilen kent hem bir yönetim merkezi hem de Tanrı Aton'un yeryüzündeki ikametgâhıdır. Amarna kentinin kurulacağı yerin daha önce hiçbir tanrının kült merkezi olmamış bakir topraklardan oluşan alanını bizzat kendisinin seçtiğini belirten Akhenaton, haleflerinden devraldığı hâzinesinin büyük kısmını harcayarak hızla Amarna kentini kurdurmuş ve maiyeti ile oraya taşımıştır. Taşınmasından sonra da şehre yeni tapınaklar ve yönetim binaları inşa ettirmeye devam etmiştir. Amarna kentinin yönetimsel merkez olmasıyla tüm ülkeden toplanan ayni ve nakdi vergiler yeni başkente akmaya başlamış önceki krallarının büyük tahsisatlar ayırdığı diğer tanrıların tapınaklarına bu gelirlerden pay verilmemeye başlanmıştır. Akhenaton, aldığı bu önlemle, ekonomik olarak desteklenmeyen tapınakların zamanla önemini kaybedeceğini ve insanlara ekonomik menfaatler sunan yeni dinin hızla kabul göreceğini planlamış olmalıdır. s. 111
Amarna kenti çölün ortasındaki bir vaha gibi hızla yükselirken daha önce orta sınıfa mensup olup üst sınıfa yükselememiş fakat yeni inancın ve kralın sunduğu fırsatı değerlendirmiş olan Aton'un takipçileri, Amarna'ya yerleşmeye başlamıştır. Amarna kentine gelerek Akhenaton'a koşulsuz itaatini ve Tanrı Aton'a inancını sunmaya başlayan insanlar yeni inanç sistemini överek sahip oldukları konumu yükseltmeye çalışmışlardır. Metinde de görüleceği üzere Tanrı Aton'a inancı ve Kral Akhenaton'a bağlılığı sağlanan yeni seçkin sınıf bir yandan devletin işleyişini sürdürürken diğer taraftan Aton'un Mısır'ın diğer tanrıları karşısındaki yükselişini desteklemişlerdir. Mısır'da yeni bir üst sınıfın oluşmasına yol açan inanç değişikliği Akhenaton'a bağlı yeni bir sınıfa hayat verirken bu sınıfa mensup olanlar kendi yerlerini garanti altına almak için eski üst sınıfa karşı düşmanca bir tavır takınmış olmalıdır. Zamanla Aton'a bağlı ruhbanlar fanatikliklerini artırmış ve diğer tanrıları yok saymanın ötesinde onların tapınaklarına ve kabartmalarına zarar vermeye başlamıştır. Bu durum yeni inancın önceki inanç üzerindeki sıradan bir asimilasyon girişimi gibi gözükse dahi Aton'a karşı sempati yerine tepki oluşturmuştur. Bu tepki ise Akhenaton'un ölümünden sonra daha açık bir hal alıp Aton inancının terk edilişini hızlandırmıştır. s. 112
Akhenaton, kurmuş olduğu yeni kent ve oluşturduğu seçkin sınıf ile Mısır'ın yönetim sistematiğini değiştirmeye başladıktan sonra; sıra bu değişimin halk tarafından da kabul görmesini sağlamaya gelmişti. Akhenaton, tek bir tanrıya inanan bütünleşmiş bir halkın daha kolay yönetilebileceğini ve bölgesel ayrımların sonlanacağını düşünmüş olmalıdır. Tarih boyunca krallar yönettiklerinin farklılaşmasından çok benzeşmesini istemişlerdir. Bu isteğin temelinde tek tipleştirilmiş toplumların daha kolay yönetilmiş olması bulunmaktaydı. Akhenaton, bu tek tipleştir- meyi ekonomik olduğu kadar sosyal olarak da gerçekleştirmesi gerektiğini bildiğinden toplumun daha önceki temel ayrımları olan ekonomik, siyasal ve inanca dair farklılıkları kendi varlığıyla ortadan kaldırma yoluna gitmiştir. Akhenaton, varlığıyla ülkenin tek tanrısı olan Aton ile diğer insanlar arasında bağdaştırıcı bir rol üstlenmiş ve yeni tanrının yolunda ilerleyenlerin hepsini aynı statüde kabul etmiştir. Böylece bir diğerinden inanç noktasında ayrımı olmayan insanlar ayrışmak yerine tek kralın yönetiminde tek tanrının varlığında buluşmuş olacaktı. Akhenaton'un bu girişimi dönemine göre oldukça gelişmiş bir yaklaşım olsa dahi ardıllarının Kralın bu temel motivasyonunu tam olarak kavrayamamalarından dolayı sürdürülememiştir. ss. 112-113
Akhenaton dönemindeki inanç sistemi değişiminden dolayı hakim olunan bölgelerdeki otoritenin sarsılmış olduğu da yapılan yazışmalardan anlaşılmaktadır.
"Efendim, tanrım, güneşim, hayatımın soluğu olan krala söyle; Sidon'un yöneticisi olan Zimreddi. Ben Efendim, tanrım, güneşim, hayatımın soluğu olan efendimin ayaklarına yedi defa ve yedi defa kapanırım. Kral, efendim bilsin ki, kralın hizmetkarı ve benim yetkime verilen Sidon, güvende ve emniyette. Ve kralın hizmetkarına yazdıklarını duyduğumda kalbim rahatladı ve benim başım yükseldi, gözlerim parladı. Kral bilsin ki kralın okçularının gelmesinden önce hazırlıklarımı tamamladım. Kralın emirleri doğrultusunda her şeyi hazırladım. Kral bilsin ki bana karşı verilen savaş çok şiddetli. Kralın benim yönetimime verdiği bütün şehirler Apiru'ların (İbrani) yönetimine geçti. Kral, beni okçularının liderliğini yapanların önderliğine versin, Apiru'ların ele geçirdiği şehirleri (yeniden) krala hizmet eder hale getireceğin. O şehirler benim yönetimime geçtiğinde atalarımın yaptığı gibi, benim daha önce yaptığım gibi, sana hizmet edeceğim." [W. L. Moran, The Amarna Letters. Johns Hopkins University Press, (1992), 230. (EA144)]. s. 117
Mısır'ın başkentinin Amarna'ya taşınmasından sonra Akhenaton'un iç işlerle vakit geçirip Mısır'a bağlı Doğu Akdeniz kıyılarındaki müttefik ve bağlı devletlerle ilgilenememesinden dolayı bir taraftan Apiru'ların saldırıları devam ederken diğer taraftan Hitit Kralı I. Şuppiluliuma, Kargamış, Halep ve Alalah kentlerini ele geçirerek bölgede Mısır'ın siyasi gücüne karşı bir alternatif nüfuz alanı oluşturmaya başlamıştır. Hititlerin bu ilerleyişi Mısır ile Mitanni arasındaki iletişimi zayıflatmış ve Mısır'ın en sadık müttefikini kaybetmesine sebep olmuştur. Sonraki dönemlerde eskiçağ tarihinin en büyük savaşına neden olacak bu siyasi mücadeleye giden yolda yaşanan olaylar Mısır'daki yönetim sistemine yön veren bürokrasi sınıfının gelişmişliğini kanıtlamıştır. Bir taraftan yükselen Hitit tehlikesi diğer taraftan Apiru topluluklarının saldırıları karşısında, yeni inancı yaymakla meşgul olan Akhenaton'a rağmen ülkenin bir arada kalabilmesi kökleşmiş bürokrasi sınıfının başarısı gibi gözükmektedir. s. 118
Akhenaton'un hayatı boyunca uğraştığı Tanrı Aton'un benimsetilmesine seçerek yanına aldığı ve büyük ihtimalle toplumun seçkin sınıfından olmayan, kralın büyük memurluklara getirdiği kişilerden oluşturduğu yeni sınıf kralın yokluğunda başarısız olmuştur. Bu başarısızlık, yeni inancın toplumun her kesimine yayıla- mamasından, önceki tanrıların ruhban sınıfı mensuplarının sahip olduğu birikime Aton'un yeni ruhbanlarının ulaşamamasından, Akhenaton'un inancını yaymak için kullanmış olduğu yöntemin yetersizliğinden kaynaklanmış olduğu düşünülebilir. Fakat ekonomik zenginlikle desteklenmeyen bir inancın toplumda daha az kabul göreceği gerçeğinden hareketle Akhenaton döneminde yaşanan siyasi karmaşanın halkın ekonomik gücünü zayıflatması insanların Aton'a olan bağlılıklarını azaltmış da olmalıdır. Bütün bu etkenlerden dolayı Akhenaton'dan sonra Tanrı Aton, Mısır'ın diğer tanrıları arasında kalmayı sürdürmesine rağmen tekleşmeyi başaramamış, Akhenaton'a tabi yeni memur zümresi zamanla tasfiye edilerek eski seçkin sınıf mensupları yönetimdeki yerlerini almıştır. s. 119.
Kaynak: Ercüment Yıldırım - Nilin Tanrı Kralları, Arkeoloji ve Sanat Yayınları, İstanbul 2019, ss. 103-119
No comments:
Post a Comment