CAHİL'İN BAZI KARAKTERİSTİKLERİ
Hikmet ZEYVELİ
Cehl ya da cehalet,
toplumumuzda genellikle ümmî karşılığında anlaşılmıştır...
Gerçekten,
“cahil’in, okuma-yazma bilmeyen (illiterate) ya da mevki-makam sahibi olmayan
kişi olmadığı İslâmî muhtevayı kavrayan insanlar için daha da kesinlik
kazanmaktadır.
Kimdir câhil o
halde?
Cahil’in genel ve
kapsamlı bir tarifini aramak yerine, en belirgin karakteristiklerini sergilemek
daha uygun olacaktır:
- CAHİL ilme ve akletmeye karşıdır. Arzu ve hevası onun akıl ve tefekkürünü köreltmiştir. İlimden, düşünceden hep köşe-bucak kaçmaktadır.
«Rencide olur dîde-i huffâş ziyadan»
- CAHİL dogmacıdır. İnanç ve davranışlarına esas aldığı öncüllerini akıl ve tefekkürle oluşturamaz. Her inanç ve davranışında a priori’lik vardır.
- CAHİL kolaycıdır. Tefekküründeki yozlaşmadan ötürü her sonuca kolay ulaşmak çabasındadır. Dolayısıyla slogancı ve şabloncudur. Kendine yön veren esaslar için mahdut sayıda slogan ve şablon oluşturmuş olup bunlara uygun düşmeyen her fikri, her davranışı mahkûm etmektedir.
- CAHİL statükocudur. Bozulmuş çevrelerin ürünü olan fıtrî ve fikrî bozulmuşluğunu değiştirmeye zorlayan her şeyden rahatsız olmaktadır, «...elden gidiyor!» huzursuzluğunu iliklerine kadar hissetmektedir. Bunu kamufle etmek için -sözümona- geleneğini ve ‘ecdâd mirası’nı savunmaktadır.
- CAHİL kalabalıkçıdır,
kemiyetçidir. O’nca, bir fikrin doğruluğu, sahip
çıkanların kalabalık oluşu ya da onu onaylayan parmak sayılarının çokluğu ile; bir eserin ilmiliği ise sayfa sayısının bolluğu, ciltlerinin taşınamaz ağırlığı ile belirlenir. Bir noktada ’batıl’ının farkına varsa bile «elle gelen düğün-bayram» enjeksiyonuyla statüsünü korumaya devam eder.
- CAHİL hoşgörüsüzdür. Kendi fikri ve zikrine aykırı her ’karşı’nın yok edilmesi gereğine inanır. Kendine alternatif gibi görünenlere «vurun kellesini!» formülü uygulanır.
- CAHİL yaftacıdır. Başka usullerle yok edemediği rakibine yakıştıracağı yaftalar icat etmede üzerine yoktur. Karşısındakini dinler görünürken bile, aslında onu ne ile itham edeceğini hangi yaftalarla taltif edeceğini kurmaktadır.
- CAHİL iftiracıdır. Rakibi bildiğine iftira ederken tek endişesi maddî müeyyide ve tehlikelerdir. İlâhî muhasebe yönünden bir endişesi yoktur.
- CAHİL telaşlıdır. Becerebileceği herhangi bir önlemle engelleyemediği fikir ve eylemler karşısında telaşı büyüktür. Bunun sonucunda provokatör bir karakter ortaya çıkar.
- CAHİL maddecidir. Bütün değer ölçülerine madde ve yakın menfaatler temel teşkil etmektedir. Kendisine ‘madde’ ya da ‘mide’ yoluyla etki yapmak en kolay iştir.
Ve…
- CAHİL PUTÇUDUR. Yalnız Yaratıcısı’na kul olmasını bilemediği için başka mabûdlara köle olmuştur. Servet, şöhret, şehvet, iktidar hırsı ve benzerlerinden oluşan mabûdlar panteonunda kulluğunu sürdürmektedir.
Asr-ı saadet’in câhil prototipi Ebu Cehl’in Bedr’de öldürülüp tarihe karıştığını; cahiliyye dönemi’nin, İslâm’a takaddüm eden dönemden ibaret olduğunu sanırsak günümüzdeki cehalet psikozlarına bir yenisini ilave etmiş oluruz.
Allah’a teslim olmuş «müslim»lerin imtihanları gereği her devirde var olması mukadder olan CEHALET’LE yapılacak sürekli savaşta merhum Akif’le beraber yaralan mana erlerine Allah’tan muvaffakiyetler diliyoruz.
«Ey hasm-ı hakîkî, seni öldürmeli evvel:
Sensin bize düşmanları üstün
çıkaran el!»
No comments:
Post a Comment