KUR'AN PERSPEKTİFİNDEN NAMUS VE TÖRE CİNAYETLERİ
Mustafa Özbaş
Mustafa Özbaş
Bu köşede üçtür,
bir Müslümanın hayatında belirleyici olanın yalnızca Kur’an olması gereği
üzerine vurgu yapmaya çalışıyorum. Fakat ne esef vericidir ki, Müslüman’ım
diyenlerin hayatı fersah fersah Kur’andan uzak bir durumdadır. İslam, Allah’a
teslimiyetin adıdır. Müslüman ise, Allah’ın iradesine gönül rızasıyla teslimiyet gösterene verilen addır. Bu aynı
zamanda şu demektir: Bu dinin kaynağı Allah’tır, yani bu din Allah’tan
kaynaklanmaktadır. Allah’a teslimiyetimizin sağlamasını, O’nun iradesini
temsilen ellerimiz altında bulunan kitap ile yapmak durumundayız.
İşte bu
yazımızda Müslüman coğrafyada, hala uygulamada bulunan namus veya töre
cinayetlerinin sağlamasını, mensubu olduğumuzu söylediğimiz dinin kaynağına
göre yapmaya çalışacağız.
Kur’an’a göre
cinsel ahlaksızlık (zina) işlemiş olan kişilere kadın erkek ayırımı
yapılmaksızın öngörülen bir tek ceza vardır: ‘yüz celde’ cezası. (24 Nur 2)
Taşlayarak öldürme anlamına gelen ‘recm’ cezası diye bir ceza
öngörülmemektedir. Linç etme veya başka şekillerde de olsa bu suçu işleyen bir
kişiye asla ölümle neticelenecek bir ceza belirlenmiş değildir. Celde cezası
bile, adından da anlaşılacağı üzere cilde uygulanması gereken ve asla
yaralanmaya sebebiyet verecek şekilde uygulanmaması gereken bir cezadır. Bu
cezadaki öncelikli amaç ise, kişiyi kamuoyu gözünde utandırmak, mahcup etmek ve
böylece toplum nezdindeki kişisel saygınlığını yitirmesine sebep olmaktır. Ve
buna ilaveten kendisi gibi veya daha kötü biriyle evlenmeye mahkum etmektir.
(24 Nur 3) Ayrıca vurgulamak lazımdır ki, bu cezayı uygulayacak olan da devlet
otoritesidir, kişiler değil. Müslümanların henüz bir devlet otoritesinden
mahrum oldukları Mekke dönemi ayetlerinde zinanın çok büyük bir ahlaksızlık
olduğu belirtilmesine ve Müslümanların bu edepsizlikten uzak durmaları
istenmesine rağmen, cezayı uygulayacak otorite olmadığı için herhangi bir
müeyyidenin öngörülmemiş olması da bu tezimizi destekler mahiyettedir. (17 İsra
32; 6 Enam 151)
Bunlar konuyla
ilgili doğrular…
Gelelim
yanlışlara:
Kur’an’da recm
cezası diye bir ceza bulunmamasına rağmen, Kur’an dışında, muteber kabul edilen
kimi kitaplarda; recm cezasıyla ilgili bir ayetin mevcut olduğu, fakat daha
sonra bu ayetin Kuran metnine dahil edilmediği, lakin uygulamasının devam
ettiği, bu sebeple evli olup ta zina edenlerin recmedilmesi gerektiği Hz Ömer’e
dayandırılarak mevcut uygulamaya bir meşruiyet temeli sağlanmaya çalışılmıştır.
Hatta Hz Ömer’in, kendi devlet başkanlığı döneminde; insanların beni
kınamasından endişe etmeseydim bu ayeti Kuran metnine dahil ederdim, dediği
rivayet edilmektedir. Artık biz bu noktada pirincin içindeki taşları mı yoksa
taşların içindeki pirinçleri mi ayıklamamız gerektiği konusunda hakikaten
şaşkına dönmeden edemiyoruz. Hani
Kuran’ın korunmuştu, bir harfine dahi bir şey olmamıştı. Bunun adı bindiği dalı
kesmek demek değil de nedir??? Bu aynı zamanda Hz Ömer’e bir iftira değil
midir? Bu aynı zamanda Allah’ın vur, dediğini öldürmek değil midir? Kaldı ki
bugün töre cinayetlerinde evli olamayan kızlar recmedilmekte, öldürülmektedir.
Halbuki geleneksel uygulamaya göre, evli olmayana ‘celde’ evli olana ise ‘recm’
öngörülmekteydi. Açıkça görülmektedir ki, töre, kendi yaptığı bu putu
acıktığında yemektedir. Yine ‘töre’nin ceza mantığında, erkekleri kayıran,
kızları mahkum eden cinsiyet ayrımcılığı da çok belirgindir. Cezada muadiliyet
yani eşitlik yoktur. Töre’nin mantığı kör bir mantıktır kısacası.
Ben töre
cinayetlerini ve bu konudaki cinsiyet ayrımcılığını, İslam öncesi kız
çocuklarını diri diri toprağa gömen cahiliye dönemi töre cinayetlerine
benzetiyorum. Onun da mantığı kördü; tıpkı bugünkü gibi. “Öncekiler sonrakilere
böyle mi vasiyet ettiler? Hayır; bunlar azgın bir millettir. Onlardan yüz
çevir; sen kınanacak değilsin. Öğüt ver; doğrusu öğüt ancak inananlara fayda
verir. (50 Kaf 53-55)
Sözümü sözlerin
en güzeliyle noktalamak istiyorum:
“Kız çocuğuna,
hangi suçtan ötürü öldürüldüğü kendisine sorulduğu zaman…” (81 Tekvir 8-9)
Onlardan birine
(…) (kız çocuğu) müjdelense yüzü kapkara kesilir, öfkesinden yutkunup durur.
(43 Zuhruf 17)
Sevgi ile
kalınız…
No comments:
Post a Comment