Tuesday, 19 February 2013


KUR'AN PERSPEKTİFİNDEN NAMUS VE TÖRE CİNAYETLERİ

Mustafa Özbaş

Bu köşede üçtür, bir Müslümanın hayatında belirleyici olanın yalnızca Kur’an olması gereği üzerine vurgu yapmaya çalışıyorum. Fakat ne esef vericidir ki, Müslüman’ım diyenlerin hayatı fersah fersah Kur’andan uzak bir durumdadır. İslam, Allah’a teslimiyetin adıdır. Müslüman ise, Allah’ın iradesine gönül rızasıyla  teslimiyet gösterene verilen addır. Bu aynı zamanda şu demektir: Bu dinin kaynağı Allah’tır, yani bu din Allah’tan kaynaklanmaktadır. Allah’a teslimiyetimizin sağlamasını, O’nun iradesini temsilen ellerimiz altında bulunan kitap ile yapmak durumundayız.

İşte bu yazımızda Müslüman coğrafyada, hala uygulamada bulunan namus veya töre cinayetlerinin sağlamasını, mensubu olduğumuzu söylediğimiz dinin kaynağına göre yapmaya çalışacağız.

Kur’an’a göre cinsel ahlaksızlık (zina) işlemiş olan kişilere kadın erkek ayırımı yapılmaksızın öngörülen bir tek ceza vardır: ‘yüz celde’ cezası. (24 Nur 2) Taşlayarak öldürme anlamına gelen ‘recm’ cezası diye bir ceza öngörülmemektedir. Linç etme veya başka şekillerde de olsa bu suçu işleyen bir kişiye asla ölümle neticelenecek bir ceza belirlenmiş değildir. Celde cezası bile, adından da anlaşılacağı üzere cilde uygulanması gereken ve asla yaralanmaya sebebiyet verecek şekilde uygulanmaması gereken bir cezadır. Bu cezadaki öncelikli amaç ise, kişiyi kamuoyu gözünde utandırmak, mahcup etmek ve böylece toplum nezdindeki kişisel saygınlığını yitirmesine sebep olmaktır. Ve buna ilaveten kendisi gibi veya daha kötü biriyle evlenmeye mahkum etmektir. (24 Nur 3) Ayrıca vurgulamak lazımdır ki, bu cezayı uygulayacak olan da devlet otoritesidir, kişiler değil. Müslümanların henüz bir devlet otoritesinden mahrum oldukları Mekke dönemi ayetlerinde zinanın çok büyük bir ahlaksızlık olduğu belirtilmesine ve Müslümanların bu edepsizlikten uzak durmaları istenmesine rağmen, cezayı uygulayacak otorite olmadığı için herhangi bir müeyyidenin öngörülmemiş olması da bu tezimizi destekler mahiyettedir. (17 İsra 32; 6 Enam 151)

Bunlar konuyla ilgili doğrular…

Gelelim yanlışlara:

Kur’an’da recm cezası diye bir ceza bulunmamasına rağmen, Kur’an dışında, muteber kabul edilen kimi kitaplarda; recm cezasıyla ilgili bir ayetin mevcut olduğu, fakat daha sonra bu ayetin Kuran metnine dahil edilmediği, lakin uygulamasının devam ettiği, bu sebeple evli olup ta zina edenlerin recmedilmesi gerektiği Hz Ömer’e dayandırılarak mevcut uygulamaya bir meşruiyet temeli sağlanmaya çalışılmıştır. Hatta Hz Ömer’in, kendi devlet başkanlığı döneminde; insanların beni kınamasından endişe etmeseydim bu ayeti Kuran metnine dahil ederdim, dediği rivayet edilmektedir. Artık biz bu noktada pirincin içindeki taşları mı yoksa taşların içindeki pirinçleri mi ayıklamamız gerektiği konusunda hakikaten şaşkına dönmeden edemiyoruz.  Hani Kuran’ın korunmuştu, bir harfine dahi bir şey olmamıştı. Bunun adı bindiği dalı kesmek demek değil de nedir??? Bu aynı zamanda Hz Ömer’e bir iftira değil midir? Bu aynı zamanda Allah’ın vur, dediğini öldürmek değil midir? Kaldı ki bugün töre cinayetlerinde evli olamayan kızlar recmedilmekte, öldürülmektedir. Halbuki geleneksel uygulamaya göre, evli olmayana ‘celde’ evli olana ise ‘recm’ öngörülmekteydi. Açıkça görülmektedir ki, töre, kendi yaptığı bu putu acıktığında yemektedir. Yine ‘töre’nin ceza mantığında, erkekleri kayıran, kızları mahkum eden cinsiyet ayrımcılığı da çok belirgindir. Cezada muadiliyet yani eşitlik yoktur. Töre’nin mantığı kör bir mantıktır kısacası.

Ben töre cinayetlerini ve bu konudaki cinsiyet ayrımcılığını, İslam öncesi kız çocuklarını diri diri toprağa gömen cahiliye dönemi töre cinayetlerine benzetiyorum. Onun da mantığı kördü; tıpkı bugünkü gibi. “Öncekiler sonrakilere böyle mi vasiyet ettiler? Hayır; bunlar azgın bir millettir. Onlardan yüz çevir; sen kınanacak değilsin. Öğüt ver; doğrusu öğüt ancak inananlara fayda verir. (50 Kaf 53-55)

Sözümü sözlerin en güzeliyle noktalamak istiyorum:

“Kız çocuğuna, hangi suçtan ötürü öldürüldüğü kendisine sorulduğu zaman…” (81 Tekvir 8-9)
Onlardan birine (…) (kız çocuğu) müjdelense yüzü kapkara kesilir, öfkesinden yutkunup durur. (43 Zuhruf 17)

Sevgi ile kalınız…


No comments:

Post a Comment

Post-Oryantalizm - Hamid Dabâşî

Post-Oryantalizm: Terör Çağında Bilgi ve İktidar —  Hamid Dabâşî Kitabın Tümünün Özeti Hamid Dabâşî’nin Post-Orientalism: Knowledge and Powe...