Toplumlar Köklü
ve Göklü Temeller Olmaksızın Uzun Süre Yaşayamazlar
Kuran-ı Kerim,
İbrahim Sûresi 24. Ayette şöyle bir benzetme yapılır:
Görmez misin/iz,
Allah nasıl bir benzetme yapıyor? Güzel bir söz, kökü yerin derinliklerinde
sabit, dalları ise göğe doğru yükselmiş bir ağaç gibidir ki (o ağaç), Rabbinin
izniyle her zaman yemişini verir. Allah, öğüt almaları için insanlara böyle
benzetmeler yapar.
Bakara Sûresi
113. Âyette de:
Yahudiler,
“Hristiyanlar geçerli, tutarlı bir inanç temelinden yoksunlar” iddiasında
bulunurken Hristiyanlar da (aynı şekilde,) “Yahudiler, geçerli, tutarlı bir
inanca sahip değiller” diye iddia ederler; ve her iki taraf da (bu
iddialarında) ilahî kelâma atıfta bulunurlar!
şeklinde bir
tespit yapılır.
Son günlerde
vahyin tabiatına ilişkin akademisyenlerle mollalar arasındaki tartışma epey bir
gerilim meydana getirmiş durumda.
Meselenin özü
aslında toplumların ve medeniyetlerin kendilerini sağlam (meşru) bir temel
üzerine bina edip sonsuza değin yaşama istekleridir.
Bu mesele
yüzyıllardır, dünyanın en fazla müntesibi ve mensubu bulunan iki din,
Hıristiyanlık ve İslam, tarafından Allah'ın Kelamı, -Hıristiyanlara göre İsa
Tanrı'nın Kelamı/Vahyi, Müslümanlara göre Kur'an Allah'ın Kelamı/Vahyi-
üzerinden mevcudiyetlerini ezeli (köklü) ve ebedi kılmanın bir yolu olarak
işlev gördü. Hıristiyanlar İsa'yı Tanrı gibi başlangıcı olmayan, ezeli bir
konuma yükseltti ve yücelttiler, Müslümanlar da Kur'anı ''kadim: ezeli'' (mahluk
değildir: yaratılmamıştır, sonradan meydana gelmemiştir) ilan ederek
kendilerine esaslı bir temel oluşturma çabası içine girdiler. Ve bu çaba tuttu.
Mevcudiyetinin meşru temelini Tanrı'ya dayandırmak, bir köklülüğün, sağlam bir
temeli olmanın işareti ve kanıtı olarak görüldü. Gökyüzü yağmurunu indirir ve
toprağın derinliklerindeki tohum toprağın derinliklerine kök salar ve kökü
sarsılmaz güçlü kuvvetli bir ağaç haline gelir ve artık meyvesini verir de
verir.
Bu köklü temeli ifade eden Kelam (Ağaç) artık ''ölümsüz kitaptır'' tıpkı Tanrının ölümsüz oluşu gibi...
Bu köklü temeli ifade eden Kelam (Ağaç) artık ''ölümsüz kitaptır'' tıpkı Tanrının ölümsüz oluşu gibi...
Joseph M.
Kitagawa 1987 yılında yazdığı The
History of Religions (Dinler Tarihi) isimli kitabının içerisinde Theos (Tanrı),
Mythos and Logos başlıklı bir bölüm yer alır. Kitagawa bu bölümde, her dinin
merkezinde, kutsal yani teos (Tanrı) tecrübesinin bulunduğunu, bu tecrübenin
sembol ve ritüellerle birlikte iman dili olan mitos aracılığı ile ifade
edildiğini, insan zekasının zamanla mitostaki anlam modelini, logosu ayırt
ettiğini söyler.
Yazara göre, her
birey, kültür ve topluluk sadece coğrafi, fizikî dünyada yaşamaz aynı zamanda
kendi “anlam dünyaları” içinde yaşar.
Kendi anlam dünyamız bizim kültürel ve dinî geleneklerimizde içkin olan
dünya görüşümüzü yansıtır; ki bunlar, zamanla, davranış, inanç ve hayatımızın
gayesinin şekillenmesinde kesin bir etkiye sahiptir.
No comments:
Post a Comment