Friday, 5 February 2021

Süleyman ve Belkıs - Yetişkinler İçin Masal

 Süleyman ve Belkıs


O Süleyman ki kuşların, rüzgârın ve cinlerin efendisi… O Belkıs ki Saba’nın güçlü, akıllı, güzel melikesi… Biri güneşin altındaki her varlığın dilini bilir; biri güneşe secde eder. Süleyman, melikeyle halkının kendi dinine geçmesini ister. Melike bilir Süleyman’ın ve ordularının kudretini, bu nedenle gönlünü değerli hediyelerle hoş tutmaya çabalar. Ancak nafiledir, Süleyman’ın cevabı daha da sertleşecektir.

Ki Süleyman dediğin yalnızca nefes alan varlıkların değil, rüzgârın da dilini bilen; denize ve dalgalara hükmedendir. Dil onda çeperlerini öyle genişletmiştir ki, ölümüne karar verildiği zaman, haber o sırada asasını yemekte olan bir ağaç kurdu aracılığıyla verilir. Ordusu kuşlar, insanlar, cinlerle baş edilmez bir güce erişmiştir. Büyülü masasındaki ayna geçmişi, geleceği ve bugünü gösterir. Bu yüzden Belkıs tezcanlı korkularla değil de, serinkanlı akılla karşısına çıkması gerektiğini bilir.

Melikenin eşsiz taşlarla süslü, ünlü bir tahtı vardır. Süleyman cinlerin marifetiyle önce tahtı sarayına getirtir, sonra da melikeyi davet eder. Melike rüya gibi geliveren tahtın mucizesinden elbet etkilenir ama önce Süleyman’ın sarayıyla büyülenecektir.

İncedir onun zevkleri, sanata düşkündür ve sarayı dünyanın dört bucağından toplanmış seçkin sanat eserleriyle bezenmiştir. Bahçesi ise görkemiyle nefes keser. Yerler billûrdan yapılmıştır ve bu işte öyle mahir bir sanat gösterilmiştir ki, Belkıs saraya girerken yerdeki billuru derin bir su sanarak, ıslanmasın diye eteklerini yukarı çeker.

İki güçlü hükümdar aşka kapılır çok geçmeden. Derken iki ayrı ülkede yaşayan karı kocayla farklı bir evliliğe dönüşür bu aşk. Süleyman yöneticilik hünerleri dillere destan eşinin ülkesini bırakmasını istemez. Çift , Süleyman’ın can yoldaşı Hüt Hüt adındaki kuş aracılığıyla haberleşir ve buluşmak için Bursa’yı seçer. Süleyman melikesine Bursa’da köşkler, kaplıcalar yaptırır.

Süleyman ve Belkıs zekânın ince oyunlarıyla, tatlı çekişmelerle zenginleşen bir aşk yaşar. Belkıs bilmeceler sormaktan hoşlanır sevgilisine ve Süleyman’ın tutkusu, bu kadının eşsiz akıl gücüyle daha da perçinlenir. Bir gün Saba Melikesi, bulduğu oyunun hınzırlığından hoşnut, sevgilisini içinde binlerce yapma çiçeğin olduğu bir odaya getirir. Ve der ki:

– Burada binlerce yapma çiçeğin arasında tek bir gerçek çiçek var.

Senden onu bulup, bana vermeni istiyorum.

Bir oda ki binlerce kusursuz taklitle dolu! Süleyman bir ona dokunur, bir bunu koklar, işin içinden çıkamaz. Çatılan kaşları ağrımış, bedeni terden sırılsıklam olmuştur. Nefessiz kaldığı için melikeden camı açmasını ister. Ve hemen arkasından da tek gerçek çiçeği bularak, Belkıs’ın avuçlarına bırakır. Şaşırır melike:

– Bunu nasıl yaptın Süleyman?

Bir yaprağın diğerinin üzerine kapanışı kadar ince, sade gülümser Süleyman.

– Basit. Pencereden giren arıyı takip ettim.

Hikâye hoştur hoş olmasına ya, sorusu kendisinden çok daha güzeldir:

Binlerce yapma çiçeğin arasındaki tek gerçek çiçeği arayan Süleyman olmak mı zor, yoksa binlerce yapma çiçeğin arasındaki tek gerçek çiçek olmak mı?

Diyor ki biri, bence arı olmak daha doğru.

Kaynak: Melek Özlem Sezer - Masal Masal Matitas - Yetişkinler İçin Masal Antolojisi, 18-20

No comments:

Post a Comment

Post-Oryantalizm - Hamid Dabâşî

Post-Oryantalizm: Terör Çağında Bilgi ve İktidar —  Hamid Dabâşî Kitabın Tümünün Özeti Hamid Dabâşî’nin Post-Orientalism: Knowledge and Powe...