Meşrulaştırma Aracı Olarak Sembolik Evrenlerin Kökleri - Peter L. Berger - Thomas Luckmann
Meşrulaştırma, kurumsal düzenin nesnelleşmiş anlamlarına bilişsel bir geçerlilik atfetmek suretiyle mevcut düzeni 'izah eder'. Meşrulaştırma, kurumsal düzenin pratik buyruklarına normatif bir itibar kazandırmak suretiyle bu düzeni haklılaştırır. s. 136
Farklı meşrulaştırma düzlemleri arasında analitik bir ayrım yapmak mümkündür (şüphesiz bu düzlemler, gerçekte örtüşmektedirler). insani tecrübeye ait bir dilsel nesnelleşmeler sistemi aktarılır aktarılmaz, başlangıç halindeki meşrulaştırma hazır duruma gelir. s. 137
İkinci meşrulaştırma düzlemi, henüz gelişmemiş şekildeki teorik önermeleri içerir. Burada, nesnel anlam dizileriyle ilgili muhtelif açıklayıcı şemalar bulunabilir. Bu şemalar, doğrudan somut eylemlerle ilgili olmaları anlamında, oldukça pragmatiktir. Atasözleri, ahlaki ilkeler ve bilgece sözler, bu düzlemde yaygın olarak bulunur. Sıklıkla şiirsel biçimlerde aktanlan efsaneler ve halk hikayeleri de buraya aittir. Böylelikle çocuk, "Kuzeninden çalan kişinin ellerinde siğiller çıkar" ya da "Karın seslendiğinde git, kuzenin çağırdığında koş" gibi atasözlerini öğrenir. Ya da çocuk, "Birlikte Ava Giden Sadık Kuzenlerin Şarkısı"ndan ilham alabilir. s. 138
Üçüncü meşrulaştırma düzlemi, kurumsal bir kısmın ayrımlaşmış bir bilgi gövdesi aracılığıyla meşrulaştırıldığı belirgin teorileri içerir. s. 138
Dördüncü meşrulaştırma düzlemini sembolik evrenler teşkil eder. Bunlar, farklı anlam bölgelerini bütünleştiren ve 'sembolik' terimini daha önce tanımladığımız şekliyle kullanırsak, kurumsal düzeni sembolik bir bütünlükle çepeçevre kuşatan teorik gelenek gövdeleridir. Sembolik süreçler, gündelik tecrübelerdekilerden başka gerçekliklere atıfta bulunan göstergeleştirme süreçleridir. Sembolik alanın bu en kapsamlı meşrulaştırma düzlemiyle ne tür bir ilişki taşıdığı kolayca görülecektir. Pragmatik uygulama alanı, bir kez ve geri dönmemecesine aşılmıştır. Meşrulaştırma artık, gündelik hayatta asla tecrübe edilemeyecek sembolik bütünsellikler aracılığıyla vuku bulmaktadır; şüphesiz 'teorik tecrübe' den (ki doğrusunu söylemek gerekirse, eğer keşif anlamında kullanılmıyorsa bu yanlış bir adlandırmadır) bahsedildiği durumlar hariç. Bu meşrulaştırma düzlemi, anlamlı bütünleşme kapsamı açısından, bir önceki düzlemden oldukça farklıdır. Bir önceki düzlemde, tikel anlam bölgeleri ve farklı kurumlaşmış davranış süreçleri açısından yüksek bir bütünleşme derecesi bulmak halihazırda mümkündür. Ancak bu düzlemde, kurumsal düzenin her kısmı, kuşatıcı bir referans çerçevesi içinde bütünleştirilmiştir ve bu referans çerçevesi, artık her insani tecrübe sadece onun içerisinde vuku bulduğu şekliyle kavranabildiği için, kelimenin tam anlamıyla bir evren teşkil etmektedir. ss. 139-140
Sembolik evren, sosyal olarak nesnelleşmiş ve öznel bakımdan gerçek her anlamın dölyatağı olarak kavranır; her tarihsel toplum ve bireyin biyografisi, bu evrenin içersinde vuku bulan olaylar olarak görülür. Asıl önemli olan şey şudur: bireyin yaşamındaki olağandışı (olağandışı, yani toplumdaki gündelik varoluşun gerçekliğine dahil olmayan) durumlar da sembolik evren tarafından kuşatılır. Böylesi durumlar, gündelik hayattan kopmuş anlam bölgeleri olarak rüyalarda ve fantezilerde tecrübe edilir ve kendilerine özgü bir gerçekliğe sahiptir. Sembolik evren içersindeki bu birbirinden kopmuş gerçeklik diyarları, bunları 'izah eden' ve muhtemelen de haklılaştıran anlamlı bir bütünlük içinde birleştirilir (örneğin rüyalar, bir psikoloji teorisi aracılığıyla 'izah edilebilir' ve bir ruh göçü teorisi aracılığıyla da hem 'izah edilebilir' hem de haklılaştırılabilir; sonrasında bu teorilerden biri - sözgelimi 'metafizik' olan karşısında 'bilimsel' olan -, çok daha kapsamlı bir evrenden temellenir hale gelecektir). Sembolik evren, şüphesiz sosyal nesnelleşmeler aracılığıyla inşa edilir. Gelgelelim onun anlam-bahşetme kapasitesi, sosyal hayat alanını bir hayli aşar; zira birey, en kuytu tecrübelerinde dahi kendini sembolik evrenin içinde 'konumlandırabilir'. ss. 140-141
Sembolik evrenlerin cisimleşmesi, daha önce tartıştığımız nesnelleşme, tortulaşma ve bilgi birikimi süreçlerini takip eder. Bu demektir ki, sembolik ürünler, bir tarihe sahip sosyal ürünlerdir. Bunların anlamlarını kavramak için, üretilmelerinin tarihini anlamak gerekir. Hepsinden önemlisi budur; zira insan bilincinin bu ürünleri, kendi özel doğalarına sahip olmalarından dolayı, tam-gelişmiş ve kaçınılmaz bütünlükler olarak kendilerini sunarlar.
Artık şimdi, sembolik evrenlerin bireysel biyografiyi ve kurumsal düzeni meşrulaştırma işlevini nasıl gördüğü hakkında ileri soruşturmalar yapabiliriz. Bu işlem, her iki durumda da temel olarak aynıdır. Bu, karakteri gereği, mutat ya da önceden düzenlenmiş bir işlemdir. s. 142
Kaynak: Peter L. Berger - Thomas Luckmann, Gerçekliğin Sosyal İnşası,
Not: Bu çalışma tamamlanacak....
No comments:
Post a Comment