Friday, 19 August 2022

İffet ve Cinsellik - C. S. Lewis

 İffet ve Cinsellik

Eğer insanlar, kendi zamanlarında ve toplumlarında kendilerinde  ya da başkalarında şehvet uyandırmak için edep kurallarını çiğniyorlarsa, o zaman iffeti de çiğniyorlar demektir. 

**

Yemek yemenin biyolojik amacı bedeni onarmaktır. Şimdi, canımız istediği kadar yersek, çoğumuz aşırıya kaçarız ama çok da abartmayız. Yani bir kişi iki kişilik yemek yiyebilir ama on kişilik yemek yiyemez. İştah, biyolojik amacını aşırıya kaçmadan biraz aşar. Ancak sağlıklı genç bir adam, her kabardığında cinsel iştahını gidermeye kalkışsa küçük bir köy doldurabilir. Bu, işlevini çok aşan gülünç ve budalaca bir iştah olur.

Yiyecek iştahıyla ilgili sapkınlıklar son derece nadirdir. Oysa cinsellik güdüsünün sapkınları sayısızdır, tedavisi zordur ve korkutucudur. Bu ayrıntılara girdiğim için üzgünüm ama mecburum. Çünkü son yetmiş-seksen yıldır bize cinsellikle ilgili anlatılanların çoğu yalan dolandır. Cinselliğimizin tüm diğer doğal arzularımız gibi olduğu, bunu eski usule göre bastırmaya çalışmak yerine serbest bırakırsak her şeyin gül bahçesine döneceği boyuna anlatılıp duruyor. Propagandayı bırakıp da gerçeklere baktığımızda bunun böyle olmadığını görürüz. 

Bastırılan cinselliğin bozulduğunu söylerler. Ama geçtiğimiz yetmiş-seksen yıl boyunca cinsellik bastırılmadı. Hatta bütün gün cinsellikten konuşulduğunu işitiyoruz. Ne var ki cinsellik hâlâ berbat durumda. Eğer sorun bastırmadaysa, serbest bırakmakla çözülmeliydi! Ama çözülmedi. Oysa tam tersi geçerli. Bilakis insanlık cinselliği bastırdı, çünkü berbat durumdaydı. Çağdaş insanlar durmadan cinselliğin utanılacak bir şey olmadığını söylüyor. Bu sözlerle iki şeyi kast etmeleri mümkündür. “ İnsanlığın belli bir şekilde üreyip çoğalmasında ve bundan zevk almakta utanılacak bir şey yoktur.” Eğer kastettikleri buysa, haklıdırlar. Sorun ne cinselliktedir ne de zevkinde! Kafası karışık bazılarının sanki cinsellik, beden ve zevk kendi içlerinde kötüymüş gibi konuştuklarını biliyorum. Yanılıyorlar. Bedenler mutluluğumuz için temel bir parçadır; güzelliğimiz, mutluluğumuz ve enerjimizdir. “Cinsellik utanılacak bir şey değildir” diyenler, bunu söylediklerinde cinsel içgüdünün şu anda içine düştüğü durumu kastediyor olabilirler. 

Kastettikleri buysa yanılıyorlar. Oysa epeyce utanılması gerekir. Yemekten zevk almanın utanılacak yanı yoktur. Ama dünyanın yarısı yemeyi hayatlarının saplantısı haline getirmişlerse, yemek resimlerine bakarak kafa yoruyor, ağızlarının suyu akarak yemek fantezileri kuruyorlarsa, gerçekten de utanmalılar. Şu anki durumun sorumluluğu bizlerde demek istemiyorum. Atalarımızdan çarpık organizmalar aldık ve iffetsizliği öven propagandalarla büyüdük. Cinsel arzularımızı kabartarak para kazanmak isteyen insanlar var. Saplantılı bir kişi, böyle bir pazarlamaya karşı koyamaz. Tanrı durumumuzu bilir. Bizi yargılarken karşılaştığımız zorlukları dikkate alacaktır. Önemli olan. Bunları kararlılıkla alt etmeyi istemektir.

Tedavi edilmeden önce tedaviyi istemeliyiz. Gerçekten yardım isteyenler yardım bulurlar. Ne var ki çağdaş insanlar için bunu istemek bile büyük bir zorluktur. Gerçekten istekli olmadığımız bir konuda istekli olduğumuzu zannetmek kolaydır. Ünlü biri, gençliğinde iffet konusunda dua ediyormuş. Yıllar sonra dudaklarından “Ya Rab, beni iffeti kıl” duası dökülürken yüreğinin “ama bunu şimdi yapma” dediğini fark etmiş. Başka erdemler için ettiğimiz dualarda da aynı şey geçerli olabilir. İffetli olmayı istemenin zorluğu bazı nedenlere dayanır. 

Bunlardan birincisi, çarpık doğamız ve şehvet uyandıran çağdaş propagandadır. Bunlar cinsel arzuların çok doğal, sağlıklı ve mantıklı, bunlara karşı koymanın ise anormal ve sapkınca olduğuna dair bizi ikna etmeye çalışır. Posterlerde, filmlerde, romanlarda cinselliğe düşkünlük sağlık, normallik, gençlik, keyif ve açık sözlülükle bağdaştırılır. Ama elbette bu bir yalandır. Bütün güçlü yalanlar gerçekleri temel alır. Gerçekte, saplantılı haline getirilmediği müddetçe normaldir ve sağlıklıdır cinsellik. Bunun yalana dönüşen biçimi ise, kabaran her cinsel arzuyu eyleme dökmenin sağlıklı ve normal olduğu düşüncesidir. Bu düşünce insanlara saçma gelmelidir. Bütün arzularımıza boyun eğmenin bizi hastalıklara, güçsüzlüğe, kıskançlıklara, yalanlara ve gizliliğe yani sağlığın, keyfin ve açık sözlülüğün tam tersi yöne götürdüğü çok açıktır. Mutluluğun herhangi bir türüne ulaşmak isteyen insan, çoğu kez doğal arzularında da ölçülü olmalıdır. Şiddetli olan arzuların sağlıklı ve makul olduğunu düşünmek yanlıştır. Aklı başında her uygar insan arzularına ket vurmalı ve ilkeli davranmalıdır. Neticede kendi hayatını mahvetmek istemeyen her insan, öyle ya da böyle doğasını kontrol edecektir. 

Kaynak: C. S. Lewis, Mere Christianity, Çev. Levent Kınran, Haberci Yayıncılık, 3. Basım Şubat 2019, İstanbul,  ss. 88-93


No comments:

Post a Comment

Post-Oryantalizm - Hamid Dabâşî

Post-Oryantalizm: Terör Çağında Bilgi ve İktidar —  Hamid Dabâşî Kitabın Tümünün Özeti Hamid Dabâşî’nin Post-Orientalism: Knowledge and Powe...