Saturday, 27 August 2022

Bilinçli Zihnin Temel Psikolojik İşlevleri

 Jung'un Dört Farklı Temel Psikolojik İşlevi 

Jung'a göre, bilinçli zihnin temel psikolojik işlevleri veya bilincin yönelimleri şunlardır: Duyu, düşünce, his ve sezgi. Bunu açabilmek için bir örnek verelim: 

Şu an karşımda duran nesnenin ışıltılı, yuvarlak, şu veya bu şekilde olduğunu söyleyen görsel bir izlenime sahibim. Bunlar duyusal verilerdir, şekildir, renktir, konumdur ve bu duysal veriler Jung'un anlayışına göre, duyumlar aracılığıyla algılanır. Duygularım, dolayısıyla, bana karşında kesin bir şey bulunduğunu ve bu şeyin şu şu niteliklere sahip olduğunu söylemektedir. Ancak bunlar hiçbir açıdan yeterli değildir. Bizler bu şeyin ne olduğunu anlamaya çalışmalıyız ve bu anlayışı bize veren -Jung'un deyimiyle- düşüncedir. Bu nedenle düşünce, algıladığın bu şeyin bir bardak olduğunu ve bu bardağın içindekinin de görünüşe bakılırsa su olduğunu söylememi sağlamaktadır. Eğer içindeki sıvı kırmızı renkte olsaydı, o zaman muhtemelen şarap olduğunu söyleyecektim. O nedenle, duyumun sunduğu algıyı tanımak dışında yaptığım bu ikinci şey, nesneyi, önceden var olan bilgiyi sistemim açısından, genellikle ''değerlendirme'' olarak adlandırılan bir süreç içinde teşhis etmektir. Artık gördüğüm şeyin ne olduğunu biliyorum. Orada bir şey (nesne) olduğunu duyularımla, oradaki şeyin NE olduğunu ise düşüncelerim sayesinde biliyorum. Fakat yine de tatmin edici olmayabilir, zira muhtemelen nesne hakkında söylenebilecek başka şeyler de vardır. Örneğin ,bu şarap kadehinin benimle alakalı olup olmadığını bilmek gibi. Diyelim ki bir yeşilaycı olsaydım; bu durumda ''Ah, ne korkunç bir zehir!'' diyecek ve nesneyi reddedecektim. Başka bir deyişle onu değersizleştirecek ve değeri hakkında olumsuz bir yargıya varacaktım. Fakat eğer bir şarapsever olsaydım o zaman da şöyle diyecektim ''Ne harika, umarım tadı iyidir.'' Bir nesnenin böylesi şekilde değerlendirme süreci, Jung'a göre his olarak adlandırılır ve algılanan nesnenin, kişinin sevdiği veya sevmediği bir şey olduğunu veya onun için hiçbir şey ifade etmediğini bildirir. Jung'un ifadesine göre his, değerler faktörüyle tanımlanır. 

Sonrasında Jung daha da ileri gider ve nesne hakkında bilinebilecek yahut bilinmesi istenecek şeylerin bununla sınırlı olmadığını söyler. Belki bu kişi daha önce daha çok bilmeyi istiyordur. Yine de daha fazla bilgi edinebildiğim başka bir kanal yok gibi görünür. En azından bilinçli bir kanal. Ancak, bilinçdışının daha farklı yollarla biçimlendirdiği başkaca bilgiler olabilir ve Jung bu şekilde elde ettiğimiz bilgiye sezgi adını verir. Örneğimize geri dönersek: Şarap kadehine baktığımda sezgilerim, bunun arkadaşıma ellinci doğum gününde hediye ettiğim meşhur Pommard şarabı gibi göründüğünü ve bunda muhtemelen haklı olduğumu söylüyor. Fakat bunu bilebilmek ne mümkün! Jung, bu tür bir bilginin ve böylesi bir bilgi edinme yolunun tartışmalı olduğunu söyler. Çünkü yanlış olduğu kadar doğru da olabilir; doğru olduğu zaman ise hayret vericidir. Ancak Jung, sezginin yaşamda önemli bir rol oynadığını, çünkü insanların genellikle belirli bilgilere ihtiyaç duyduklarını, ancak yeterli bilgi sahibi olmadıkları durumlarla karşı karşıya kaldıklarını savunur. Bu gibi durumlarda sezgi hayati öneme sahip olabilir.

Jung, bilinçli zihnin dört temel psikolojik işlevini ayrıştırarak, zaman içinde, dördünden ikisinin daima bir çift oluşturacak şekilde zıt ikilikler oluşturduklarını fark etmiştir. Örneğin, düşünce ve his birbirleriyle çelişirler. Her ikisi de rasyonel işlemlerdir ve bir yargı oluşturabilirler, ancak insan düşünürken hislerini bu süreçten ayrı tutmalıdır veya tam aksini yapmalıdır. Öte yandan, duyu ve sezgi, mantık dışı olan işlevlerdir, çünkü insan böyle bir duyuma veya böyle bir sezgiye neden sahip olduğunu ve rasyonel yollardan açıklayamaz. Her iki işlev de algısaldır, ancak aynı zamanda karşılıklı çatışma halindedir. Çünkü eğer kişi, karşısındaki nesnenin belirli niteliklerini duyularına dayanarak inceliyorsa, duyuların algılayamacağı birtakım yeni bilgiler verecek olan sezgiyi almaktadır. Ve bunun tam tersi de aynı şekilde geçerlidir.

Kaynak: Carl Alfred Meier - Arketipler, Rüyalar ve Din, Çev. ve Yayına Hazırlayan: Süha Zaimoğlu, Lejand Yayınevi, İstanbul 2022, ss. 27-29

No comments:

Post a Comment

Post-Oryantalizm - Hamid Dabâşî

Post-Oryantalizm: Terör Çağında Bilgi ve İktidar —  Hamid Dabâşî Kitabın Tümünün Özeti Hamid Dabâşî’nin Post-Orientalism: Knowledge and Powe...