Hayırsever Banker James de Rothschild
James de Rothschild filantrop (hayırsever) banker prototipi olmasının ötesinde bir ikondur; o, Paris ya da İstanbul'da bankacı olarak var olmak iddiasındaki her Yahudi'nin model alması gereken biridir. James de Rothschild'in finansal başarısı, getirdiği yenilikler ve Credit Foncier bankasıyla finansal çekişmeleri tarihçileri adeta büyülemiş, ondan ve ailesinin yaşamından söz ederken "saga", "hanedan" ve "imparatorluk" terimlerini kullanmalarına yol açmıştır. Parmak ısırtacak bir başarı, orası kesin. Ancak gördükleri bu ilgi toplum içindeki nüfuzlarına da bağlıdır; Rothschild'ler yeni davranış biçimleri geliştirmiş, "haute banque"a (Yüksek Banka) mensup toplumsal grubun davranış normlarını belirlemiştir. Grup üyeleri, Rothschild'leri taklit ederek hangi sınıfsal kesite ait olduklarını belirten ve camialarının homojenliğini sağlayan simgeler kullanmışlardır. Rothschild'ler örnek alınacak bir model oluşturduysa bu sadece zengin ve güçlü olmalarından değil, filantropik girişimlerinden de kaynaklanmaktadır.
Hızlı Yükseliş
James'in Paris'e yerleştiği 1812 yılı, tarihçi Louis Bergeron'un deyişiyle, "Çaykovski'nin (adını bu yıldan alan) uvertüründeki bakır üflemeliler gibi çınlayan meşum bir tarih"tir.(1) Çağdaşları, James de Rothschild'in Paris'e geldiğinin farkında bile değillerdir. Bunda şaşılacak bir şey de yoktur, zira James henüz başarılı milyoner değildir ama daha yarım yüzyıl geçmeden devlet adamları ona yaranmak için yarışacaklardır. O sıralar sadece on dokuz yaşında bir delikanlı, Louis Bergeron'a göre "ufak tefek, kızıl, çirkin ve kendisinden emin" biridir. James, babası Meyer Amschel Rothschild'in ölümünden sonra Frankfurt'tan ayrılmıştır. İki yıl önce, babası 370 bin florinlik büyük servetini de katarak beş oğluyla bir şirket kurmuştur; en büyükleri Nathan 1798'de İngiltere'ye yerleşmiş, 1806'da "hayli seçkin, kibar ve katıldığı en şık toplantılarda mevkiini temsil edebilen"(2) dindaşı İngiliz bir genç kızla evlenmiştir. James için ağabeyi Nathan, Avrupa ruhunu, sevdikleriyle ilişkiyi koparmadan Frankfurt gettosundan ayrılma imkanını temsil etmektedir.
James Paris'e geldiğinde, Yahudilerin Fransa başkentindeki sayısı ancak bin kadardır, aralarındaki bölünmelerden ve farklı diller konuşmalarından ötürü gerçek bir cemaat oldukları söylenemez. Buna karşın Londra'daki Yahudilerin sayısı altı bin civarındadır; yaşam düzeyleri daha yüksektir ve topluma daha iyi entegre olmuşlardır. Fransa'daki Yahudilerin hepsi henüz laik bir kamu düzeninde yaşamayı kabul etmemişlerdir, bu sorun nedeniyle de Ortodokslar, liberaller ve rasyonalistler arasında uzlaşmazlık çıkmaktadır. Ayrı sinagoglar kuran Alman ve Portekizli Yahudiler gibi, Fransa'daki Yahudiler, Yahudi İspanyolcası, Yidiş ya da Almanca gibi , konuştukları dillere göre gruplaşmışlardır. Fransızca ancak 1831'de sinagoglara yerleşmiştir. James, az yapılanmış ve politik sorunlardan çok kişisel sorunlar yüzünden bölünmüş bir cemaatle karşı karşıyadır. Kendisini, "sürekli mücadelenin zorunluluklarıyla birbirlerine kenetlenmiş, Frankfurt'taki getto dünyasından çok farklı bir dünyada bulur. Kendini katılmak zorunda hissetmez. Zaten kimse de ondan böyle bir şey istememiştir. Fransız Yahudi liderleri bu gence kucak açmamışlardır."(3)
Paris'teki Yahudilerin durumu aralarına meteor gibi düşen James'in gelişiyle hızla evrim geçirir. önce finans dünyası değişir. Alman bankerler Fransız Devrimi'ne kadar finans dünyasında neredeyse hiç yer almamışlardır. Direktuvar ve Konsül dönemlerinde tek tük Alman banker sayılabilir, ancak hiçbiri ön planda değildir. Frankfurt'taki bir şirketin temsilcisi olan James'in Paris'e yerleşmesi bu durumu tersine çevirecek ve "Londra'yla birlikte kapitalist işlemlerin merkezi olması beklenen Paris'teki uluslararası ilişkileri güçlendirecekti." (4) 1815'ten başlayarak Paris mıknatıs görevi görür. Sadece ikisi de James gibi Frankfurt doğumlu olan Jacob-Frederic Gonthard ve Salomon Oppenheim gibi Rheinland'ın bankerlerini değil, Karlsruhe'den Maurice Haber'i ve Eichthal'dan Louis-Aron-Adolphe'u da kendisine çeker. Başkent, aynı şekilde, taşradaki Yahudi bankerleri de cezbeder. Michel Goudchaux Paris'e yerleşmek için Nancy'den ayrılır; Saint-Simon'cu Emile ve Isaac Pereire kardeşler Bordeaux'dan gelirler, Fould'lar, Romilly'li Worms'lar ve diğerleri de Lorraine bölgesinden Paris'e göçerler. Aralarından birçoğu ileride en büyük bankacılardan oluşan Haute Banque mensubu olacaklardır. Napoleon'un kurduğu Consistoire bu burjuvazinin Yahudi cemaatiyle sağlam ilişkiler kurmasını ve liderliğine katılmalarını sağlayacaktır. (5) 1808 yönetmeliği de bunu şart koşmuştur: "Her Consistoire bölgesinde yönetim tarafından en çok vergi veren ve en güvenilir Yahudiler arasından yirmi beş kişi seçilecekti." (6)
Restorasyon döneminde ortaya çıkan "Haute Banque" terimi, kendilerine sık sık "gizli ve sihirli bir güç" isnat edilen yirmi otuz kadar banker için kullanılır, zira bu bankerler "kendi hesaplarına ve başkalarının adına tam yetkili olarak borçlanmak, sanayi şirketleri kurmak gibi genel olarak sermaye yoğunlaşmasını gerektiren bütün işlere girişecek konumdadırlar."' Kazançları borsa hareketlerine bağlıdır. Aristokratlarınkine rakip olabilecek büyük servetlerle ve kendi fonlarıyla yatırım yaparlar; bu bankerler 19. yüzyılın ikinci yarısından sonra orta sınıfın tasarrufunu kanal ve demiryolu inşası gibi büyük yatırımlarda kullanmak üzere toplayan Pereire kardeşlerin öncülüğünü yaptığı "yeni banka" sisteminden farklıdırlar. Emile ve Isaac Pereire kardeşler, James de Rothschild hesabına çalıştıktan sonra Credit Mobilier bankasını kurmuşlardır, bu stratejiyi geliştiren bankaya eski patronları hemen karşı çıkmıştır.
1830'lardan itibaren Parisli finansçılar zenginleşir. Ancak yaklaşık bir yüzyıldır Fransa pazarına egemen olan Protestan bankaya meydan okuyan sadece James'tir. En güçlü kimselerle görüşmeler yapar; 1830 ve 1848 arası yapılan beş büyük operasyonla Fransa'ya borç verdikleri anlaşmaları onlarla birlikte imzalar.
James, Fransız vatandaşı ve Consistoire üyesi değildir. Cemaatin liderlik görevini dışarıdan yürütmektedir. Yahudilerin hamisi, tüm güçlü bir Rothschild imajı tam da Şam Hadisesi vesilesiyle ortaya çıkmıştır. Nasıl cevap verileceğini tartarak, izlenecek yolu ilk belirleyen James de Rothschild'dir: Başbakan Thiers'in Suriye'deki konsolos yardımcısı Ratti-Menton'un hevesini kırmaya hiç de niyeti olmadığını anlayınca, konuyu Avrupa kamuoyuna taşımak için efsanevi ihtiyatını bir kenara bırakmaya karar verir. Sadece Fransız basınıyla yetinmez. Alman ve Avusturya gazetelerini de harekete geçirir. "O artık sadece kulislerde gizli girişimlerin adamı değildir, yeni bir gücü harekete geçirir, temsilci rejimin düşünce özgürlüğünü bütün Yahudilerin yararı için kullanır, Yahudi örgütlerini bu mücadele için seferber eder."(8) Sıra kendisine gelince Cremieux de hiç nazlanmadan sahnede yer alır. James'e danışarak, savunmaları için o pek sevdiği türden, etkili ve mübalağalı bir stilde kaleme aldığı yazıyı yayımlar. "Biliyor musunuz, onları yok etmek, kurban etmek için neyle suçluyorlar? Yahudileri Hıristiyan çocukları öldürerek elde ettikleri kanla uğursuz bayramlarında hamursuzlarını yoğurmakla suçluyorlar. Yahudileri sürgüne yollamak ve mallarına el koymak için ne yaptıklarını biliyor musunuz? Oturdukları semtlerdeki lağıma bir Hıristiyan'ın cesedini atıyorlar ve Yahudileri bu Hıristiyanı boğmakla suçluyorlar. Peki, buna inandırmak için ne yaptıklarını biliyor musunuz? Bu talihsiz insanlardan istenen itirafı söküp alana kadar onlara işkence ediyorlar."(9).
Metternich, Rothschild kardeşlere 1818'de soyluluk unvanı verir. Bu hareket henüz kariyerinin başındaki James'in değişmesine katkıda bulunmuştur. İngiltere'deki ağabeyi Nathan "baron" unvanını pek kullanmamaktadır. James ise bu ayrıcalığı taşımaktan çok memnundur. Hiç zaman kaybetmeden fırsatı değerlendirmek ister ve Büyük Britanya elçisi Wellington'ı akşam yemeğine davet eder. (10) Dük daveti kabul eder ve işte genç baron böylece cemiyet hayatına girmiş olur. Kendisini ünlü ve saygın kılma konusundaki kararlılığını açıkça göstermektedir artık, sadece Fransız aristokrasisiyle bağlantı kurmakla yetinmez, iki farklı strateji izler: ilk stratejisi insanseverlik konusundaki çalışmalarına yön verecek ve bu sıra dışı konumunu meşrulaştıracaktı, ikincisiyse kentsel alanda yer alış tarzını ve yaşamak için seçtiği mekanları belirleyecekti. James tam da tarihçi David Landes'in tanımladığı 19. yüzyıl girişimcisidir: "Bir şahıs toplumun kendisine biçtiği rolü benimser. Zamanla çıkış noktası ne olmuş olursa olsun, ilk davranışı, bu rolün gerektirdiği kişiliğinin ayrılmaz bir parçası haline gelir."(11)
Yeni Toplumsal Mecburiyetler
James Fransa'ya geldiğinde, öncüsü olacağı filantropik hareketlerin doğuşunu haber veren hiçbir belirti yoktur. Modernist yardımseverliğin doğuşunu hızlandıran James olur. Yüzyılın ilk yarısında, Fransa'daki Yahudilerin sadaka yöntemi, geleneksel hevra kadişa sistemine bağlı kalmıştır. Yahudiler arasındaki yardımlaşma ağının temelini oluşturan hayır derneğidir bu. Yoksullar, hastalar, yetimler için toplanan bağış çedaka'yı, Hevrot denilen gönüllü ağları organize etmektedir. Gelgelelim, bu gönüllüler yeni elitler ve Haute Banque üyeleri arasından çıkmamaktadır. Yardım kasalarını doldurmak için bağış toplayanlar "eski geleneklere bağlı" Yahudilerdir. Onları cemaat içinde sorumluluk almaya iten şey dindarlıklarıdır. Yahudilerin 1809'dan beri yardımlaşma komiteleri vardır. Ancak yeni zenginler bu komite toplantılarına katılmak yerine, borsa seanslarında ve Champs de Mars Meydanı'nda boy göstermeyi tercih ederler. Ama 1843'te Albert Cohn'un Rothschild ailesinin temsilcisi olarak komiteye girmesiyle işler değişir. Beş yıl önce çocukların öğretmeni olarak işe alınan genç Cohn'un komitede yer almasıyla hemen komiteye yeni elitler katılır ve komitenin niteliği değişir. Çok geçmeden Paris bölgesinden Pereire kardeşler, Jules Mires, Javal, Anspach, Michel Goudchaux gibi bankerler ve avukat Cremieux bu komiteye girerler. Yardım komitesinin bütçesi on yıllık süre zarfında, yani 1843'ten 1853'e, 50.820 franktan 133.274 franga çıkar, üçe katlanır.(12) Consistoire'ın elitleri Rothschild ailesinin uygulamakta olduğu yeni dayanışma biçimlerini benimserler. Zenginler, vasiyetlerinde Consistoire'ın yardım işleri için miraslarından pay ayırma alışkanlığı edinirler. Onların bağışları sayesinde James hastane ve sinagogların yapımına finansal destek sağlar. "İş hayatında birbirleriyle rekabet halinde olan ailelerin adlarını, sık sık aynı bağışçılar listesinde yan yana görürdünüz. James de Rothschild ve Pereire kardeşler Versailles'daki bir sinagog inşaatının bağışçıları arasında kendi adlarını peş peşe görmüşlerdi. Emile Pereire, Rothschild ailesinin adını taşıyan bir hastane için bağış yapmıştı; ayrıca bir huzurevi ve Rothschild Vakfı'na da destek vermiş, hatta, James'le yollarını kesin olarak ayırmalarından sadece birkaç ay önce buranın açılışına da katılmıştı."(13).
Rothschild'ler gibi davranmak, derneklerde ve hayır işlerinde onların yanında yer almak, büyük burjuvazinin sosyal tırmanma yöntemine dönüşür. Aralarında Rothschild soyadının parıldadığı bir yetimhanenin bağışçı listesinde kendi adlarını görme hevesiyle kadınlar da bu hareketlere katılır. Bu yarış cemaat içindeki rekabete rağmen oluşur. Sefaradlar bu işten geri kalmak istemezler; Aşkenaz öncüleri örnek alan "Portekizli" bankerler yardım hareketlerinde sıraya girerler."
James bu sırada Fransız dindaşları arasında Osmanlı topraklarındaki Yahudilere yardım götüren tek kişidir. 1854-1855 yıllarında Kudüs'te bir dispanser ya da İstanbul'da bir okul yaptırırken onu örnek alan kimse yoktur. Fransa'daki nüfuzlu Yahudiler sanat yapıtları koleksiyonu yapmak ya da Rothschild'lerle aynı kaplıcalarda boy göstermek merakındadırlar, ancak Doğu'da hastane ve okul kurulmasına pek katkıda bulunmazlar. Bu tarz girişimler, 1860'ta Alliance Israelite Universelle'in açılışına kadar, James ile oğulları Alphonse ve Gustave'ın, özellikle de "yardımseverlik delegeleri" eski oryantalist Albert Cohn'un tekelinde kalır. Kudüs'te James'in hem ortağı hem rakibi Sir Moses Montefiore'dir. Şam Hadisesi sırasında Montefiore ve James de Rothschild saygıdeğer iki ortak olarak işbirliği yapmışlardı ancak on beş yıl sonra, bu iki filantrop Kutsal Topraklar'daki ilk hastaneyi kurmak için birbirlerine rakip olurlar. Rekabetleri ortaklıklarını bozmuş ve iki yardımseverin farklı stratejilerini açıkça ortaya koymuştur.(15)
James, 1838'de Cohn'la birlikte İtalya'ya yaptığı yolculuktan sonra, ilk filantropik kuruluşunu açar. Vatikan'da Papa XVI. Gregorius tarafından kabul edilmiş; Papa, kunduracı ve döşemeci yetiştirmek üzere surların dışında, gettonun çok da uzağında olmayan bir "meslek okulu" yaptırması için Cohn'a izin vermiştir. Cohn'un görevi yerel cemaatten bağış toplanmasını ve okul yönetiminin üstlenilmesini istemektir. Bu girişim, Cohn'un başarılı ve özverili hizmetleri sayesinde Rothschild'lerin yıllarca uygulayacakları stratejiyi başlatmış olur. Bu faaliyet programını 1860'tan itibaren Alliance Israelite Universelle yüklenecektir. Bu programı ya da politikayı şöyle tanımlamak mümkün: Toplanan bağışları, cemaatlerin yaşam koşullarını eğitim yoluyla iyileştirme yolunda kullanmak, mesleki yapılanmayı dönüştürerek ve yerli nüfuz sahiplerini seferber ederek, yani Yahudi elitleri filantropiye yönelterek söz konusu cemaatlerin hayat standartlarını, özgürleşmiş Avrupalı dindaşlarınınkine yaklaştırmak.
İtalya seyahatinden sonra Cohn, "Doğu cemaatlerinin eşit haklardan faydalanmaları için yürütülen kampanyanın ortalığı kasıp kavurduğu dönemde"(16) Cezayir'e, 1854-1856 arasındaki Kırım Savaşı dolayısıyla İstanbul'a ve Filistin'e gider. İstanbul'a ilk gelişinde Cohn, Haliç'teki Hasköy semtinde bir okulun açılışını yapar, daha önce anlattığımız gibi Abraham Behor Camondo'yla ortak bir girişimdir bu. 1856'da, Banker Camondo'nun okulun yönetimini üstlenmesinden kısa süre önce okulu teftiş etmek için yine gelir. Aynı yıl 25 Ağustos'ta Journal de Constantinople (gazetesi) Cohn'un gelişini şöyle anlatmaktadır: "Heyet halka açık bir şekilde yapılacak ödül dağıtımında bulunmak üzere Yahudi okuluna gelmişti. Çocuklar heyetin kendilerine Fransızca olarak sorduğu Türkçe, İbranice, coğrafya, tarih dallarındaki soruları son derece tatmin edici biçimde yanıtladılar. Oradakiler okul müdürü Bay Benoit Brunsvick'i övgülere boğdu; çünkü bu sınav müdürün burada geçirdiği kısa süre içinde dindaşlarını çok iyi anladığını ve hiç okulu bulunmayan bu semtin yeni ilkokulunun düzeyini daha üst seviyedeki okulların düzeyine çıkarmış olduğunu kanıtladı. Sayın Albert Cohn bu görev için Brunsvik'e güvenmiş olmaktan dolayı kendisini kutlamalıdır."
Açılacak her yeni kuruluş için padişahın iznini alması gerektiğinden, Cohn'un Osmanlıı topraklarına yaptığı yolculuklar yerel basınca izlenir. 1856'da Tanzimat'a yeni bir soluk veren Islahat Fermanı'nı imzalamış olan Sultan Abdülmecit tarafından kabul edilir. Padişah, Cohn'u 21 Ağustos perşembe günü sarayda ağırlar. Bir kez daha Journal de Constantinople Cohn'un gelişini aktarır: "Bay Albert Cohn, Majesteleri Sultan'la görüşme onuruna erişti. Majesteleri onu iki yıl önce aynı gün 21 Ağustos'ta görmüş olduğunu hemen hatırlayarak, ilk gelişinde açtığı kuruluşlar hakkında bilgi almak istedi. Bay Cohn Padişah'a Kudüs'teki Yahudi hastanesi hakkında hazırlanmış basılı raporu sundu ve İskenderiye, Kahire, Kudüs ve İstanbul'daki eğitim kuruluşlarının memnuniyet verici durumundan Sultan'a ayrıntılı biçimde söz etti. Bay Cohn Yahudilerin memnuniyetinin tercümanı oldu ve Hatt-ı Hümayun Fermanı'yla cemaatlerine tanınan eşitliğe minnettar kaldıklarını söyledi. Majesteleri şöyle yanıt verdi: Bay Cohn Majesteleri'ne daha çok sayıda Yahudi öğrencinin Tıp Fakültesi'ne alınması ve eğitimlerini sürdürmeleri için Yahudilerin de Avrupa'ya gönderilebilmesi dileklerini iletti, Majesteleri bu iki dileği de kabul etti."(17)
Cohn bu yolculuklar sırasında Fransa'yı ihmal etmez. İstanbul'dayken, ikinci vatanında meydana gelen sel baskının kurbanlarına da yardım toplama kampanyası düzenler. "Bay Cohn, önce ölenler için, ardından padişah, Napoleon ve müttefik güçler için dua etti. Yahudiliğin her zaman dinin bayrağını taşıdığı gibi, Fransa'nın da insanlık bayrağını taşıdığını dile getirdiği yuvarlak bir konuşmada Lyon'daki selzedeler için para yardımı başlatılmasını istedi. Sayın Albert Cohn, Sayın Castro, Pano ve Brunsvick'in topladığı 1.612 kuruşluk yardımı Fransa elçisinin ellerine teslim etti."(18)
James de Rothschild bu tür inisiyatifler için sadece o topraklarda yaşayan Yahudi elitlerle ortaklaşa çalışır. İstanbul'da Camondolar, okulun masraflarını üstlendikten sonra Doğu'nun Rothschildleri diye anılmaya başlanırlar. Ancak kısa süre sonra 1869'da, Paris'e yerleşmek üzere Doğu'dan ayrılacaklardır. Şüphesiz gidişlerinde Rothschildler tarzında yaşama arzularının payı büyüktür. Abraham Behor ve Nissim Camondo yerleşir yerleşmez Rothschild malikanesine bitişik bir av köşkü ve arazisi kiralayarak tablolar ve sanat objeleri koleksiyonu yapmaya başlayacaklardır. (19)
Bankerin Kente Damgası
James'in taklitçilerinin çok olduğu başka bir alan daha vardır. James'in şehirdeki ikamet seçimi tek bir stratejiye uygun olarak yapılmaktadır: Paris'te peş peşe oturduğu evler, çalıştığı işyerleri aristokrat sınıfa ait olduğunu açıkça belirtmelidir. Baron önce Le Peletier Caddesi'nde oturur, ardından "Chausseed'Antin Caddesi'nin bittiği yerde, Provence Caddesi'nde, en gözde finansçılardan birinin malikanesine taşınır, daha sonra şimdiki Laffitte Caddesi olan Artois Caddesi'ndeki, 1794'te giyotinle idam edilen Banker Laborde için 10 Aralık 1818'de inşa edilmiş malikaneyi satın alır. Bu malikanede sırasıyla Kraliçe Hortense ve Fouche oturmuşlardır. Fouche malikaneyi Viyanalı bir banker, Fries'a ve Praglı bir işadamı Lamel'e satmış, onlar da binayı James'e devretmişti."(20) James ilkin, finans ve aristokratların muhiti olarak bilinen yerlerde oturur. Ama sonraları, James'in yerleşmesiyle oturduğu semtin değeri artar. Semt James'in damgasını taşır, artık para ve lüksü çağrıştıracak olan bu çevrenin finansal işlevini pekiştirir.
James de Rothschild, Paris'te bir semtten diğerine geçtiğinde, banka dünyasının başındaki yeni statüsünü ve aristokrasiyle eşitliğini teyit eden seçimler yapar. Bir evden diğerine taşınma faslı Artois Caddesi'ndeki malikaneyle son bulmaz. 1838'de kısa süre önce ölen Talleyrand'ın Saint-Florentin Caddesi 2 numaradaki malikanesini satın alır. "Londra'daki City'nin Paris muadili olan bu mahallede seçmiş olduğu yerleşim yerleri bir diagonal oluşturan bankacılar kralı, bakanlıkların ve sefaretlerin mekanına bitişik olan bu malikaneye taşınır."(21) Rothschild malikaneleri başkentteki, Banque de France, Opera Binası, Saint-Lazare Garı ve tam ortalarında Borsa'nın da bulunduğu bu bölgenin finansal fonksiyonunu doğrular niteliktedir. "Tüm öğeleri artık para ve prestij odağında billurlaşan ve gerek Fransızlara gerek yabancılara yönelik bir söyleme ilham veren bu mahalle, hem nesnel olarak hem de mitoslaşarak bundan böyle önemli bir çekim merkezi haline gelir, bu nedenle de banka genel müdürlüklerini, borsa kuruluşlarını ve sigorta şirketlerini sarmalayan dekorun niteliğini, lüks tüketimin ve daha sonra da büyük mağazaların, burjuvalara yönelik gösteri ya da eğlence faaliyetlerinin merkezi olarak tayin eder."(22)
Nasıl ki başka bankerler Londra ya da İstanbul'a damgalarını vurduysa James de Rothschild de Paris'e damgasını vurmuştur: Rothschild'in yerine Camondo'ları, Borsa semti yerine de Galata'yı koyabiliriz.(23) Kentsel alan, yani semtlerin morfolojisi ve meskun mekanların dokusu, sosyal grupların oluşumu ve kabul görmesinde önemli rol oynar.(24) 19. yüzyılın Paris bankerleri müesseseleri için muzafferane bir mimari seçmişlerdir. Bu mimari, biçimi ve malzemesiyle, kullanışlılıkla lüksü, işlevsellikle anıtsal şatafatı bir araya getirir, modernliğe duyulan özlemi ve bankanın etkili çalışmasına ilişkin kaygıyı ifade eder. Eski aristokrat bir malikanenin yerinde yükselen, Borsa ve Opera'nın yanında yer alan Credit Lyonnais Bankası'nın binası buna iyi bir örnektir. Görkemli bir stilde inşa edilmiş, metal, pahalı camlar, aynalar, yer için cam döşemelerin kullanıldığı bu bina, bankeri yönlendiren temel ihtirasın göstergesidir: Aristokrasinin yerine geçmek.
Dindaşları James'i "Yahudilerin kralı" olarak olarak gördüyse, bu yakıştırma ona yalnızca Paris'te gerçekleştirdikleri sayesinde layık görülmemiştir. James bu nitelemeyi daha ziyade Rothschild ailesinin insansever girişimlerine ve Doğu Yahudilerini korumasına borçludur. Ancak kentsel stratejisi, içinde aristokratlar gibi yaşadığı arazi ve şatolar alması, bankanın ve zengin burjuvazinin başında olduğunun teyididir. Yapımı 1859'da tamamlanacak olan, gücünün simgesi Ferrieres Şatosu, III. Napoleon'un ilgisini çeker ve 1862 yılında oraya ava çıkmaya gelir. Şato misafirlerin konaklayabileceği on sekiz süitten ve beş ayrı daireden oluşmaktadır, yüzden fazla hizmetlinin ikameti için uygundur, ahırsa seksen atın barınabileceği biçimde inşa edilmiştir. Şatonun iç düzeni de son derece şatafatlıdır; Betty de Rothschild, bu sarayı döşerken "patrisyenlerin olağan üstü malikanelerini yakından görmek için"(25) dekoratör Eugene Lami'yle birlikte Venedik'e gitmiştir. James 1868'de, yaşamının sonunda doğru, uzun zamandır gözünü diktiği, "en değerli şaraplardan birini üreten" Lafite Şatosu'nu alır.
Büyük bankerler kendilerinin ve ailelerinin tüm inşaatlarını yapan bir aile mimarı edinirler. Nasıl ki James de Rothschild Cohn'u, Moses Montefiore Loewc'yi "aile oryantalisti" yapmışlardır, büyük bankerler de birer "aile mimarı" istihdam ederler. Rothschild ailesi söz konusu olduğunda bu kişi, önce bahçıvan peyzajcı iken hayatının sonuna doğru mimar olan, ününü 1851'de uluslararası bir sergi için Londra'da inşa ettiği Crystal Palace'a borçlu olan, İngiliz Joseph Paxton olacaktır. ister Londra'da, isterse de Fransa'da ya da Viyana'da yaşıyor olsunlar, Rothschildler kendilerini inşa ettirme tutkusuna kaptırmışlardır. Her biri Paxton'a zirveye ulaşma hayallerini somutlaştıracak işler verir. "Bir ev inşa ettirmek ve Mentmore'daki malikanesinin bahçe düzenini değiştirtmek için onu ilk tutan, Mayer (Nathan'ın büyük oğlu) olmuştu. Çok fazla çalışma gerektiren bu devasa projeleri gerçekleştirmek için on yıl bile yeterli olmadı. [...] Bu arada Anthony [Nathan'ın ikinci oğlu], 1851 yılında almış olduğu Aston Clinton House'u genişletmesini ister Paxton'dan ve Carl'ın oğlu Adolphe de ona Cenevre yakınındaki Pregny Şatosu'nun işlerini verir."(26) James, Ferrieres Şatosu'nun yeniden yapılması için de yine Paxton'ı görevlendirir.
Bu davranış biçimleri sadece Rothschild'lere has değildir. Banker Henri Germain Paris'in ünlü Belle Epoque binalarını, özellikle de Credit Lyonnais Bankası'nın merkez binasını yaratan Mimar William Bouwens'la anlaşır. Bouwens, Germain'in 1905'teki ölümüne dek onun hizmetinde çalışır. Ancak bu, onun Paris'te başka bankerlerin verdiği projeler üzerinde çalışmasına engel olmaz. Bouwens, Champs-Elysees dönemecinde, Faris ve Hollanda Bankası'nın eşbaşkanı Henri Bamberger için özel bir malikane inşa eder. 1881'de Emile Pereire'in oğlu için Monceau Parkı'na bakan bir malikane yapar. Yine Monceau semtinde, Wagram Bulvarı'nda Maximilien Edouard Kann için bir malikane inşa eder. Bu "sosyetik mimar" 20. yüzyıl başında başka bankerler için çalışmaya devam eder: Birinci Dünya Savaşı öncesinde Lazard'ların mirasçıları için David Weill malikanesini inşa eder ve Cambon Caddesi'ndeki Taşra Bankaları Merkez Şirketi binasını tamamlar.
Mesenlik Sayesinde Entegrasyon
Statü sembolü olan davranışlar edinmek, sonra da bu davranışların sosyal bir sınıfın göstergeleri, markası olarak kabul edilmesini sağlamak: Rothschildler ya da Camondo'lar gibi zenginlerin kendi sınıfsal kesitleri için yeni yaşam tarzları oluştururken izledikleri yol budur. Elitler hem kentsel, mekansal yerleşimleri sırasında hem de iyilikseverlik standartları oluştururken bu yoldan şaşmazlar.
Bu taklit mekanizması kültür-sanat alanında da işler. "Louvre'un bağışçıları" na(27) ayrılan sergi Fransa'da 19. yüzyıl sanat koleksiyonlarında Yahudi mesenliğinin önemini ortaya koymuştur. Bu alandaki cömertlik, müzelere yapılan bağışlar, sanata, bilime ya da arkeolojik çalışmalara verilen destekle kendini gösterir. David Weill'ler ve Rothschild'ler gibi büyük bankerlerin meslek yaşamlarına sanat hamiliği eşlik eder. Sanat yapıtları koleksiyonu yapmak, bu yapıtların değerini tanıtmak ve bunun için düzenlenmiş iç mekanlarda onları sergilemek geleneksel olarak aristokratların işi olagelmiştir. Bankerlerin kaymak tabakası, vasiyet etme ve bağış işlerini de ekleyerek bu adetleri yeniden uygulamaya koyar.
Sanatla amatör olarak ilgilenen bu kişiler bir müzeye, devlete ya da bir belediyeye hibe etmek amacıyla gitgide daha çok sanat yapıtı edinmeye ve biriktirmeye başlar. Isaac de Camondo'nun koleksiyonu Louvre Müzesi'ne bağışlanmış, müze böylece
1903'te dört yüz elli Japon gravürüne ve çoğunluğu empresyonistlere ait olan altmış iki tabloya sahip olmuştur. Kimi zaman yapıtların bulunduğu binalar da bağış olarak verilmiştir. İstanbul doğumlu Moise de Camondo, Monceau Caddesi 63 numaradaki 18. yüzyıl Fransız eşya ve sanat yapıtları koleksiyonunu barındıran özel malikanesini, Fransız ordusunda pilot olan ve Birinci Dünya Savaşı'nda ölen oğlunun adını taşıyacak bir müze yapılması kaydıyla 1935'te Union Central des arts dicoratifs'e bağışlamıştır.
Başka bir koleksiyoncu olan banker ve ünlü bağışçı Enrico Cernuschi, 1873-1874 tarihlerinde Camondo'lar gibi, onlara yakın bir muhitte, Uzakdoğu yolculuğundan topladığı Japon ve Çin sanat koleksiyonlarını sergilemek üzere yine Monceau semtinde, aynı adlı parka bakan bir malikane yaptırmıştır. Malikaneyi ve hazinesini Paris kentine bağışlar; Cernuschi Müzesi 26 Ekim 1898 tarihinde açılır.
Rothschild'ler ise doymak bilmez koleksiyonculardır. Rothschild hazinelerini kamu koleksiyonlarına bağışlamaya başlayan, James'in çocukları olmuştur. Suluboya resim yapan kızı Charlotte (1825-1899) İtalya'ya yaptığı yolculuklarda Quattrocento dönemi ressamlarını beğenir ve saygınlıklarını yeniden kazanmalarına katkıda bulunur. Charlotte, aralarında Botticelli ve Ghirlandajo'nun yapıtlarının da yer aldığı İtalyan resimlerinden oluşan koleksiyonunu 1900'de Louvre Müzesi'ne, kardeşi Alphonse ise, koleksiyonunun büyük bölümünü taşra müzelerine bağışlamıştır.
En küçük kardeşleri ve hiç kuşkusuz en bilgilileri Edmond (1845-1934) ergenliğinden beri sabırla biriktirip bir araya getirdiği (bazıları Boucher imzalı) kırk binden fazla gravür ve üç bin çizimden oluşan modern zamanın en büyük koleksiyonlarından birini Louvre Müzesi'ne bağışlar. Gelenek böylece sürüp gidecektir. Alphonse'un kızlarından biri, Barones Ephrussi de, 18. yüzyılın olağanüstü yapıtlarından oluşan koleksiyonu Saint-Jean-Cap-Ferrat'daki villasında bir araya getirir ve; "bunların tümünü Güzel Sanatlar Akademisi'ne verilmesi için, 1934'te Fransa Enstitüsü'ne bağışlayarak bir müze kurulmasını sağlar."(28)
18. yüzyıl Fransız sanatının terk edilmesine ilk tepki gösterenler Moise de Camondo ve Edmond de Rothschild olmuştur. Babalarına, sırayla il. Victor-Emmanuel ve Metternich tarafından verilmiş soyluluk unvanlarının hakkını vermek istercesine, edindikleri yapıtlarla aristokratlığın devamını temsil etmeye çalışırlar. Koleksiyonları Fransız ulusuna entegre olma stratejilerinin de bir parçasıdır.(29)
Koleksiyoncu, seçimleri ve keşifleriyle sanat eserlerini tutarlı bir bütün içinde bir araya getirerek ortak sanatsal mirası oluşturmuş ve artırmış olur. Molse de Camondo için anne babasının yaşadığı Monceau Caddesi 63 numaradaki malikaneyi yeniden düzenlemek, mobilyalarla donatmak ve olağanüstü koleksiyonlarıyla süslemek ömrünün tutkusudur. Bunları bağışlaması ise hem yapıtları sergileme ve hafızalarda sonsuza dek yaşatma arzusunun hem de cömertliği ve kusursuz estetik görüşüyle hatırlanmak arzusunun ifadesidir. Banker koleksiyonunu devlete bağışlayarak, kamusal bir rol yüklenmekte, ulusun hizmetine sunduğu bir zenginlik yaratmakta, ortak bir sorumluluk duygusu ifade etmekte ve politik bir görev yerine getirmektedir. Estetik mihenk taşları ve sanat yaratıcılığın belleğini oluşturmaktadır. Tüm bunları sonraki nesillere iletirken de kuşkusuz paranın alçaltıcı imgesinden kurtulmak arzusundadır. Gerçekten de böylelikle bencilce yararlandığı ayrıcalıktan vazgeçmiş olur.
James de Rothschild, 1820'den başlayarak, neredeyse Paris'e gelir gelmez ender ve değerli parçaları biriktirmeye başlar. Michel Laclotte için Rothschild'ler, 19. yüzyılın yani "koleksiyonculuğun altın çağının prensleri"dir. David-Weil'llar, Fould'lar ve önde gelen başka aileler de James'in yaptıklarına bakarak onun izinden gitmişlerdir. Sanki finansal başarısı zevkinin tartışılmazlığının, şehir ve taşınmazlar konusundaki sağduyusunun bir garantisiymiş gibi... Aynı zamanda genelde yakın çevresinden, özellikle de dindaşlarından sorumlu, merhamet ve cömertlik gibi erdemlere sahip biri olduğunun teyidiymiş gibi... Sanki toplumsal konumu düşüncelerinin her alandaki isabetinin kanıtıymış gibi. James yükselmekte olan Yahudi burjuvazisinin taklit etmeye çabalayacağı yeni yaşam tarzları, davranış biçimleri geliştirmiştir. Bu dinamik, Norbert Elias'ın curialisation olarak adlandırdığı, yani saraydaki alışkanlık ve davranışların, seçkinlik kazanmak için çabalayan(30) topluluk içinde gitgide yayılması anlamına gelen kavramı anımsatır. Tablo ve sanat yapıtları biriktirmek, koleksiyon bağışlamak gibi uygulamalar finansçı elitlerce kural olarak benimsenecektir. Kendilerine yeni roller biçecekler ve yeni ritüeller edineceklerdir. Yahudi iyilikseverliği yepyeni dayanışma biçimlerinde, okullar ve hastaneler açan insanseverlikle ifade bulacak ve yayıldığı coğrafya genişleyecektir: Yardımsever, bundan böyle, bakışlarını Kudüs'e çevirmiş olan Moses Montefiore gibi, Yakındoğu'daki cemaatlere yönelecektir.
Dipnotlar:
(1) Louis Bergeron, Les Rothschild et /es autres ... la gloire des banquiers (Rothschild'ler ve Diğerleri, Bankerlerin Zaferi) Perin, 1 99 1 , s. 19.
(2) Salomon de Rothschild'in kardeşlerine mektupları, 14 Temmuz 1814, Rothschild arşivi, Londra, cilt 29 (1) , Anka Mulhstein'dan alıntı, James de Rothschı1d, Gallimard, 1981 , s. 45. Nathan'ın eşi Moses, Montefiore'nin eşinin kız kardeşiydi.
(3) Mulhstein, a.g,y., s. 51.
(4) Bergeron. a.g.y. s. 19-20.
(5) Michael Graetz. "Hiyerarşik olarak merkeziyetçi bir yapı yeni elit sınıfın elinde birikmiş ekonomik gücü değiştirdi," diyordu. "Les fuifs en France au X/Xeme siec/e. De la Revolution Jrançaise a l'Alliance israelite universelle ("Fransız Devrimi"nden Musevi Birliği'ne Kadar XIX . Yüzyılda Fransa"daki Yahudiler"), Le Seuil, 1989, s. 67.
(6) A.E. Halphen. Recueil des lois, decrets, onionnances, avis du Conseil d'Etat, arretes et reglements concemant fes israelites depuis la ltvolution de 1789, (1789 Devrimi'nden Bu Yana Yahudilerle ilgili Kanunlar, Kararlar, Yönetmelikler. Konsey Kararları) 1851. d. 37-42.
(7) işte bu sözlerle "Banka işlemlerinin Rehberi"nin yazarı 1852'de Haute Banque sermaye kuruluşlarının tanımını yaptı. Bergeron'dan alıntı, a.g.y , s. 10.
(8) Graetz, a.g,y., s.134.
(9) Hebey'den alıntı, s. 204.
(10) Anka, Mulhstein Nathan'ın soyluluğa karşı tutumunu şu sözcüklerle anlattı: "Yaşamındaki onuru ve görevi konusunda herhangi bir rahatsızlığı yoktu. Ortamından ayrıl mayı hiç düşünmüyor, kardeşlerinin bu cemiyet hayatına hiç ihtiyaç duymuyordu." James de Rothschild içinde, a.g,y., s. 24.
(11) David Landes, "French Entreprenership and Industrial Growth in the Nineteenth Century", The Joumal ef Economic History, cilt IX, no. I. Mayıs, 1949.
(12) Graetz. a.g,y., s. 140.
(13) A.g.y. , s. 141.
(14) "Aşkenaz bankerler kendi cemaatlerinin sinagogları için seferber oluyorlar, peki biz Portekiz ulusunun çocukları geri mi kalacağız?" J. Mires, A mes juges, ma vie et mes affaires 1861, s. 15-43, Graetz'den alıntı, Graetz, a.g, y., s. 142.
(15) A Schischa, "The saga of 1855: A Study in Depth" Lipman, The Century ef Moses Montefiore ("Moses Montefiore Yüzyılı"), Oxford University Press, 1985, s. 269-346.
(16) Loeb, a.g,y.
(17) Journal de Constantinople, 25 Ağustos 1856.
(18) A.g,y.
(19) Nora Şeni"den alıntı, "Di{fusion des modeles.français de philanthropie au X!Xeme siec!e•. a.g.y., s. 230-25 1 .
(20) Muhlstein. a.g.y, s. 68. Fransa'da 19. yüzyılda Haute Banque'ın gösterişli işleri sıralayarak "bankerin kentteki izlerini, gayrimenkul alımları kadar kültür elçisi olduklarını ortaya koyduğu için Louis Bergeron'a borçluyuz.
(21) Bergeron. a.gy.. s. 153.
(22) A.g.y., Bergeron Rothschildler"in Paris"e yerleşmelerini aristokratların Paris çevresine yerleşmesiyle karşılaştırır: "Duc de Galliera"nın da Talleyrand"ın eskittiği Matignon malikanesini alması eşiyle de ikinci İmparatorluk'ta çok itibar gören toplantılar düzenlemesi yakındır. Ancak Saint Germain'e atılmış bu tohumlar yeşermeyecektir."
(23) 1850'li yıllarda, Banker Camondo'lar, finansçı sayılmak için 1. Camondo Bankası'nın yanında yer almak gereken Konstantinopolis'te finans zenginleri için yeni yaşam biçimleri geliştirdi. Bankerlik işlemlerinde yeni ölçütler uygulandı. aralarında Credit Lyonnais. Socicte Generale'in de bulunduğu Konstantinopolis'te 1860-1880 arası açılan çağdaş altı bankadan dördünün merkezi Camondolar'a ait bir handa yer alıyordu. Elçiliklerin ve Avrupa konsolosluklarının bulunduğu Galata'nın bu bölgesinde tefeci dükkanları ya da döviz değiştirilen yerler her zaman yer almıştı. Bu semtin saygınlığı bu bankaların yer almasından değil, konsoloslukların temsilciliklerinden kaynaklanıyordu. işte bu nedenle ve Avrupa'nın ışıltılı yaşantısının bir uzantısı olarak gördüklerinden Camondolar ofislerini ve evlerini bu semte taşıdılar. Bkz. Şeni, "The Imprint of the Camondos in XIXth century in İstanbul" (XIX. Yüzyılda İstanbul'da Camondo'ların izleri), International Journal of Middle East Studies, Cambridge University Presses, 26, (1994), s. 663-675 ve Pardes, a.gy.
(24) Bkz. Creusot'da işçilerle memurların konutlarını incelemiş Jean-Pierre Frey la Ville industrielle et ses subanites. la distinction ouvriers-employes le Creusot 1870-1930 (1870-1930 arası sanayi kenti le Creusot işçi ve memurlarn farkları), Brüksel, Pierre Madraga, 1997; ve Le Rôle social du patronat: du paternalisme a l'urbanisme ("İşverenin Toplumsal Görevi, Paternalizmden Kentleşmeye Geçiş"). (Marcel Roncayolo'nun önsözü). L'Harmattan, 1995.
(25) Muhlstein, a.g.y., s. 233.
(26) A.g.y., s. 232.
(27) Sergi kataloğu, Paris, 1991.
(28) Bergeron, a.g,y., s. 140-141.
(29) Dominique Jarrase, "Le mecenat juif et l'art e n France: une strategic de l'integration· ("Fransa'da Yahudilerde Sanat Hamiliği ve Sanat: Entegrasyon Stratejisi"), Orsay Müzesi, 23 Mart 1991 konferansı. Ayrıca bkz. aynı yazar. L'Age d'or des zynagogues. ("Sinagogların Altın Çağı"), Herscher, 1991 ve Une histoirie des synagogues françaises, entre Orient et Occident, (Doğu ve Batı Arasındaki Fransız Sinagogların Tarihi), Actes Sud. 1997.
(30) Norbert Elias, La Civilisation des moeurs ("Gelenekler Medeniyeti"), Calmann-Levy, 1973.
Kaynak: Nora Şeni - Oryantalizm ve Hayırseverliğin İttifakı, Çev. Elif Ertan, YKY, 1. Baskı, İstanbul, Ekim 2009
No comments:
Post a Comment