Tuesday, 16 July 2019

Wilhelm Reich - Dirimin Öldürülüşü - İnsandaki Coşkusal Veba


WILHELM REICH - DİRİMİN ÖLDÜRÜLÜŞÜ - İNSANDAKİ COŞKUSAL VEBA

Çevresindekiler İsa'nın dediklerinden hiçbir şey anlamazlar. Onlar, içle­rindeki doğadan acıklı bir biçimde kopmuşlardır. Tanrı'nın Cenneti'ni yitirmişlerdir, yürekleri cennet özlemiyle doludur. Bal yapan arılar yetiştirebilmek için kimsenin çalışmak zo­runda kalmayacağı bir yer gibi düşlemektedirler cenneti. Bal orada geniş ırmaklar halinde akmaktadır, kimsenin serçe parmağını oynat­ması gerekmemektedir. Söylemek bile gereksiz, süt de aynı biçimde, en küçük bir çaba harcamaksızın, dereler halinde akmaktadır. Orada ne çalışma vardır, ne çaba, ne de tasa: dereler halinde akan bal ve süt vardır yalnız. Ayrıca, kudret helvası gökten yağmaktadır. Yağan helvayı yutabilmek için biraz eğilip ağzını açmak yetişecektir.

Ancak, gökten kudret helvası yağmamaktadır, bal ve süt elde etmek için çok çalışmak gerekmek­tedir. Tanrı insanları kurtarmak üzere Mesih'i göndermemiştir henüz. Daha önce Musa, yandaşlarına bal ve sütün bol olduğu bir ülke vaat etmişti. Ancak bu, Romalıların bölgeyi ele geçirmesiyle, vergilerle, kölelikle, işkencelerle uyku kaçırıcı hale gelen tatlı bir düştür. Derken Mesih çıkagelmiştir. Ancak, yurttaşlarına hiç mi hiç benzememektedir. Öyle bir dil konuşup öyle yaşamaktadır ki, berikiler hiç anlayamamak­tadır.

Wilhelm Reich - Dirimin Öldürülüşü - İnsandaki Coşkusal Veba, 38

İsa'nın Tanrı konusundaki duygusu Yahudi vaizleriyle incelemecilerinkinden apayrıdır. Bunlar içlerindeki canlı Tanrı'yı yitirmişlerdir. Ardı arkası gelmeyen yakarmalarında sorguya çekerek, hiç görmedikleri Tanrı'nın kendilerine gö­zükmesi için yalvararak, yana yakıla O'nu aramaktadırlar. Hiç inançları olmadığından, habire inanç vaazı vermek zorundadırlar. Onların gö­zünde Tanrı garip, öfkeli, katı bir varlıktır. Bir zamanlar, Cennet'ten kovarak hepsini cezalandırmıştır. Sonra, Cennet'in kapısına elinde alevden yapılmış kılıç bulunan bir melek dikmiştir. Böylece, hepsi İblis'in kurbanı olmuştur.

İblis, insanın tenindeki hastalık ve haz düşkünlüğüdür, açgözlülük­tür, cana kıymadır, benzerlerimize döneklik etmedir, kandırmadır, yalandır, para ardında koşmadır. Onlar Tanrı'yı yitirmişlerdir, artık görseler de tanıyamazlar. Yüzlerce yıldır peygamberler onları Tanrı'ya dönmeye çağırmıştır, ancak kimse insanın içinde yaşayan ve işleyen Tanrı'yı olduğu gibi görme yürekliliğini gösterememiştir. Ten, bedenin ayağını kaydırıp yerine geçmiştir. Artık yeni doğan çocuklar bile Tanrı'ya benzememektedir, kasılmış, soğuk, solmuş ana karnından sapsarı bir benizle, hasta, mutsuz olarak çıkmaktadırlar.

Tanrı yine içlerindedir elbet; ama öylesine derinlere kaçmış, öylesine çarpılmıştır ki, artık kimsecikler tanıyamaz onu. İçlerinde yatan Tanrı duygusu kaygıya sıkı sıkıya bağlıdır. Yavaş yavaş, tanınmasını ve istencine uygun yaşanmasını buyuran Yasa'ya karşın, Tanrı'nın tanınmaması inancı yerleşiyordu kafalarına. İnsan tanımadığı, hiçbir zaman tanıyamayacağı bir şeyin önünde nasıl yaşar? Kimse çıkıp bunu onlara söylememiştir. Kimse söyleyemez zaten. Tanrı'yla ilgili her şey ırak bir geleceğe atılmıştır, giz dolu büyük bir umudun, insanların umutsuzca kollarını uzattıkları bir serabın içindedir. Oysa Tanrı kendi içlerindedir, erişilmez bir yerdedir, onların çirkin sarılmalarından korku ve kaygı eliyle korunmaktadır. Ürkütücü bir melek, melekleri kendi kendilerinden korumaktadır.

Wilhelm Reich - Dirimin Öldürülüşü - İnsandaki Coşkusal Veba, 39

İsa'yı, kendilerinin olmadıkları, hiçbir zaman olamayacakları şey olduğu için sevmektedirler. Onun gücüne, yalınlığına, içten gelme güzelliğine kavuşmaya çalışmaktadırlar. Ama becerememektedirler. Kendilerini daha iyi, daha güçlü, daha bilge, o anki hallerinden başka türlü duyumsayabilmeleri için İsa'ya kulak vermeleri, ağzından çıkan garip ve yalın doğruyu, hiçbir zaman ereğini şaşmayan, hep istediği yere vuran doğruyu dinlemeleri yetişirdi.

Wilhelm Reich - Dirimin Öldürülüşü - İnsandaki Coşkusal Veba, 40

Bu sefer de neden sözettiğini anlamazlar. Onlara göre, vermek yoksullaşmaktır. Almak, birtakım güçleri biraraya toplamak, bir boşluğu doldurmak, varlığın derinlerindeki bir uçurumu kapatmaktır. Onlar yanız almayı bilirler, vermeyi değil. Onların gözünde veren bir kaçıktır ya da suyu sıkılacak, yararlanılacak bir meyvedir. Böylece, pek çok gönlü zengin insanı umutsuzluğa düşürür, sevgi dolu bir sürü yüreği yalnızlığa iterler. Ve dünya yeniden yoksullaşır.

Wilhelm Reich - Dirimin Öldürülüşü - İnsandaki Coşkusal Veba, 41

Böylece, Doğru'yu baştacı eder, yalanla yaşarlar. Doğru, yaşamın bedendeki akımlarına ve bunların algılanmasına ayrılmamacasına bağlıdır. Dirim, doğru olması gerektiği ya da doğru sayıldığı için doğru değildir: o, her bir devinimiyle doğruyu dile getirir. Bedensel anlatım yalan söyleyemez. Bir insanın yüzündeki devinimlerin ya da yürüyüşünün dilini çözmeyi biliyorsanız, o insanla ilgili doğruyu okuyabilirsiniz. Genellikle yalan söylediğini ve yalanlarını aldatıcı duruşların cilası altında gizlediğini söylemek zorunda kalsa bile, beden doğruyu söyler.

Wilhelm Reich - Dirimin Öldürülüşü - İnsandaki Coşkusal Veba, 42





No comments:

Post a Comment

Post-Oryantalizm - Hamid Dabâşî

Post-Oryantalizm: Terör Çağında Bilgi ve İktidar —  Hamid Dabâşî Kitabın Tümünün Özeti Hamid Dabâşî’nin Post-Orientalism: Knowledge and Powe...