WILHELM REICH - DİRİMİN ÖLDÜRÜLÜŞÜ - İNSANDAKİ COŞKUSAL VEBA
Çevresindekiler
İsa'nın dediklerinden hiçbir şey anlamazlar. Onlar, içlerindeki doğadan acıklı
bir biçimde kopmuşlardır. Tanrı'nın Cenneti'ni yitirmişlerdir, yürekleri cennet
özlemiyle doludur. Bal yapan arılar yetiştirebilmek için kimsenin çalışmak zorunda
kalmayacağı bir yer gibi düşlemektedirler cenneti. Bal orada geniş ırmaklar
halinde akmaktadır, kimsenin serçe parmağını oynatması gerekmemektedir.
Söylemek bile gereksiz, süt de aynı biçimde, en küçük bir çaba harcamaksızın,
dereler halinde akmaktadır. Orada ne çalışma vardır, ne çaba, ne de tasa:
dereler halinde akan bal ve süt vardır yalnız. Ayrıca, kudret helvası gökten
yağmaktadır. Yağan helvayı yutabilmek için biraz eğilip ağzını açmak
yetişecektir.
Ancak, gökten
kudret helvası yağmamaktadır, bal ve süt elde etmek için çok çalışmak
gerekmektedir. Tanrı insanları kurtarmak üzere Mesih'i göndermemiştir henüz.
Daha önce Musa, yandaşlarına bal ve sütün bol olduğu bir ülke vaat etmişti.
Ancak bu, Romalıların bölgeyi ele geçirmesiyle, vergilerle, kölelikle,
işkencelerle uyku kaçırıcı hale gelen tatlı bir düştür. Derken Mesih
çıkagelmiştir. Ancak, yurttaşlarına hiç mi hiç benzememektedir. Öyle bir dil
konuşup öyle yaşamaktadır ki, berikiler hiç anlayamamaktadır.
Wilhelm Reich -
Dirimin Öldürülüşü - İnsandaki Coşkusal Veba, 38
İsa'nın Tanrı
konusundaki duygusu Yahudi vaizleriyle incelemecilerinkinden apayrıdır. Bunlar
içlerindeki canlı Tanrı'yı yitirmişlerdir. Ardı arkası gelmeyen yakarmalarında
sorguya çekerek, hiç görmedikleri Tanrı'nın kendilerine gözükmesi için
yalvararak, yana yakıla O'nu aramaktadırlar. Hiç inançları olmadığından, habire
inanç vaazı vermek zorundadırlar. Onların gözünde Tanrı garip, öfkeli, katı
bir varlıktır. Bir zamanlar, Cennet'ten kovarak hepsini cezalandırmıştır.
Sonra, Cennet'in kapısına elinde alevden yapılmış kılıç bulunan bir melek
dikmiştir. Böylece, hepsi İblis'in kurbanı olmuştur.
İblis, insanın
tenindeki hastalık ve haz düşkünlüğüdür, açgözlülüktür, cana kıymadır, benzerlerimize
döneklik etmedir, kandırmadır, yalandır, para ardında koşmadır. Onlar Tanrı'yı
yitirmişlerdir, artık görseler de tanıyamazlar. Yüzlerce yıldır peygamberler
onları Tanrı'ya dönmeye çağırmıştır, ancak kimse insanın içinde yaşayan ve
işleyen Tanrı'yı olduğu gibi görme yürekliliğini gösterememiştir. Ten, bedenin
ayağını kaydırıp yerine geçmiştir. Artık yeni doğan çocuklar bile Tanrı'ya
benzememektedir, kasılmış, soğuk, solmuş ana karnından sapsarı bir benizle,
hasta, mutsuz olarak çıkmaktadırlar.
Tanrı yine
içlerindedir elbet; ama öylesine derinlere kaçmış, öylesine çarpılmıştır ki,
artık kimsecikler tanıyamaz onu. İçlerinde yatan Tanrı duygusu kaygıya sıkı
sıkıya bağlıdır. Yavaş yavaş, tanınmasını ve istencine uygun yaşanmasını
buyuran Yasa'ya karşın, Tanrı'nın tanınmaması inancı yerleşiyordu kafalarına.
İnsan tanımadığı, hiçbir zaman tanıyamayacağı bir şeyin önünde nasıl yaşar?
Kimse çıkıp bunu onlara söylememiştir. Kimse söyleyemez zaten. Tanrı'yla ilgili
her şey ırak bir geleceğe atılmıştır, giz dolu büyük bir umudun, insanların
umutsuzca kollarını uzattıkları bir serabın içindedir. Oysa Tanrı kendi
içlerindedir, erişilmez bir yerdedir, onların çirkin sarılmalarından korku ve
kaygı eliyle korunmaktadır. Ürkütücü bir melek, melekleri kendi kendilerinden
korumaktadır.
Wilhelm Reich -
Dirimin Öldürülüşü - İnsandaki Coşkusal Veba, 39
İsa'yı,
kendilerinin olmadıkları, hiçbir zaman olamayacakları şey olduğu için
sevmektedirler. Onun gücüne, yalınlığına, içten gelme güzelliğine kavuşmaya
çalışmaktadırlar. Ama becerememektedirler. Kendilerini daha iyi, daha güçlü,
daha bilge, o anki hallerinden başka türlü duyumsayabilmeleri için İsa'ya kulak
vermeleri, ağzından çıkan garip ve yalın doğruyu, hiçbir zaman ereğini
şaşmayan, hep istediği yere vuran doğruyu dinlemeleri yetişirdi.
Wilhelm Reich -
Dirimin Öldürülüşü - İnsandaki Coşkusal Veba, 40
Bu sefer de
neden sözettiğini anlamazlar. Onlara göre, vermek yoksullaşmaktır. Almak,
birtakım güçleri biraraya toplamak, bir boşluğu doldurmak, varlığın
derinlerindeki bir uçurumu kapatmaktır. Onlar yanız almayı bilirler, vermeyi
değil. Onların gözünde veren bir kaçıktır ya da suyu sıkılacak, yararlanılacak
bir meyvedir. Böylece, pek çok gönlü zengin insanı umutsuzluğa düşürür, sevgi
dolu bir sürü yüreği yalnızlığa iterler. Ve dünya yeniden yoksullaşır.
Wilhelm Reich -
Dirimin Öldürülüşü - İnsandaki Coşkusal Veba, 41
Böylece,
Doğru'yu baştacı eder, yalanla yaşarlar. Doğru, yaşamın bedendeki akımlarına ve
bunların algılanmasına ayrılmamacasına bağlıdır. Dirim, doğru olması gerektiği
ya da doğru sayıldığı için doğru değildir: o, her bir devinimiyle doğruyu dile
getirir. Bedensel anlatım yalan söyleyemez. Bir insanın yüzündeki devinimlerin
ya da yürüyüşünün dilini çözmeyi biliyorsanız, o insanla ilgili doğruyu
okuyabilirsiniz. Genellikle yalan söylediğini ve yalanlarını aldatıcı
duruşların cilası altında gizlediğini söylemek zorunda kalsa bile, beden
doğruyu söyler.
Wilhelm Reich -
Dirimin Öldürülüşü - İnsandaki Coşkusal Veba, 42
No comments:
Post a Comment