Thursday, 25 July 2019

Yeteri Kadarsa Çoktur, Thoreau’nun Alternatif İktisadı - Samuel Alexander

YETERİ KADARSA ÇOKTUR, THOREAU’NUN ALTERNATİF İKTİSADI


Bütün bilge düşünceler şimdiye dek binlerce kez düşünülmüştür; bu düşünceleri gerçekten kendimizin kılmak istiyorsak, onları, kişisel yaşantımızda kök salmalarını sağlayıncaya dek dürüst bir şekilde yeniden ve yeniden düşünmeliyiz. [Johann Wolfgang von Goethe] s. 13

Şöyle yazıyordu: “Hissettiğin acı, kapitalizmin ölümüdür.” Yazar Joe Brewer, bu ölmekte olan sistemin içinde yer almamızın yarattığı ıstırabı açıklamaya girişip, bu sürdürülemez uygarlık formunun içinde bulunduğumuzu ve bunun da “Dünya” dediğimiz yaşam destek sisteminin kuyusunu kazdığını belirterek sözlerine devam eder. s. 9

Thoreau’nun mezuniyet töreninde konuşurken Ralph Waldo Emerson'un söylediği gibi: “Her zaman olduğu gibi bu sefer de yine harika; keşke onunla ne yapmamız gerektiğini bilseydik. s. 16

Concord'da bir öğretmenlik işi olduğunu görünce, Thoreau hem anne-babasının hem de toplumun beklentileri ve ekonomik ihtiyaçlar doğrultusunda bir hevesle başvuruda bulundu ve şehirdeki okulda öğretmenlik yapması için teklif aldı. Bu işe kendini adadığı halde daha bir ay geçmeden okul komitesinin bir üyesi tarafından kızağa çekilip, öğrencileri sopa ile dövmediği için uyarı aldı. Halbuki, yaramaz çocukları dövmek bir okul politikasıydı ve tartışmaya açılması bile söz konusu değildi. Thoreau fiziksel cezanın saçmalığına protesto etmek amacıyla yeniden sınıfa girip rastgele altı öğrenci seçip onlara bir sopa attı ve ardından istifa etti. s. 17

Hem ruhunun çağrısına cevap verip hem de geçinecek parayı nasıl kazanacaktı? Bu, belki de hepimizin kendimize ait bir tarzda kendimizle ilişkilendirdiğimiz bir sorudur. Thoreau, bunu “tüm soruların en önemlisi” olarak görüyordu. Bu konuda diyordu ki: “Bana öyle geliyor ki tüm soruların en önemlisi yaşamımı nasıl idame ettireceğimdir. Ancak hiçbir kitapta bu amaca hitap eden bir şey bulamadım. Kanımca toplum, bu açıdan bizim için hiçbir şey yapmamıştır. s. 18-19

“Yaşamlarımızı nasıl geçirdiğinizi bir düşünelim,” diye başlar Thoreau’nun makalelerinden biri. Kendine özgü tarzıyla, “övgüleri bir kenara bırakıp eleştirilere yer vereceğini” söyler. “Özgür doğmak ve özgür yaşamamak nasıl bir şeydir?” diye sorar yurttaşlarına. 
Amerika siyasi titanlardan azade olabilir ancak Thoreau’nun işaret ettiği acı gerçek şudur ki; Amerika “buna karşın ekonomik ve ahlaki bir tiranın kölesidir.” Mammon adında bir tiran. s. 20

Tabii ki Thoreau, emek, sanayi ve girişim gibi kavramlara karşı çıkmıyordu. Onun üzerinde durduğu şey, para kazanma yollarını “neredeyse istisnasız olarak bizi aşağı çektiğiydi.” Neredeyse her örnek, “yalan söylemek, dalkavukluk etmek, oy vermek, kendini bir nezaket cenderesine sıkıştırmak ya da komşunu onun ayakkabı, şapka manto, taşıt ya da meyve-sebzesini almaya ikna edebileceğin ince ve buharlaşıp uçabilecek bir cömertlik ortamı yaratmayı gerektiriyordu.” 

Bu sebeple Thoreau, yalnız para ya da maddi fazlalıklar kazanmak uğruna yapılacak her şeyin “gerçekten sebepsiz ve boş ya da bundan daha kötü” olduğunu düşünüyordu. s. 21

Öğleden öncelerimi ve öğleden sonraları mı topluma satacak olursam birçoğumuzun yaptığı gibi uğruna yaşayacak bir şeyim kalmayacağı kesin. Yaşamını kazanmak için yaşamının büyük bir bölümünü tüketen insanın yaptığından daha ölümcül bir ahmaklık olamaz. [Henry David Thoreau] s. 21

Thoreau, insanların materyalist hırslarını hidranın* başlarına benzetip “biri ezilir ezilmez onun yerine iki tane çekiyor” derdi. 

Bir zamanlar Çinli filozof Lao Tzu, “Yeteri kadarına sahip olduğunu bilenler zengindir” demişti, Thoreau, çağdaşlarına “yeteri kadarına” sahip olduklarını, ama bunu bilmedikleri için fakir olduklarını söyleyip duruyordu. Her zaman daha fazla lüks arayışında olup daha azıyla yetinip memnun olamadıklarına, “ekonomi” kavramının anlamını idrak edemediklerine ve “bir şeyin bedelinin onunla takas edilmesi gereken yaşam... miktarı” olduğunu anlamadıklarına inanıyordu. “İnsanların çoğu bu görece özgür ülkede dahi cehalet ya da hata sebebiyle yaşamdaki yapay kaygılar ve lüzumsuz işlerle o denli meşguller ki lezzetli meyveleri koparamıyorlar” diye yazmıştır. “Sözde kaderleri” yüzünden “makineden başka bir şey olmaya zamanları yoktu”

Peki ne için? Altı üstü “ihtişamlı evler” ve “daha kaliteli ve daha çok kıyafet vb. elde etmek için. Ancak Thoreau'nun ısrarla söylediği güzele “Aşırı varlık, yalnızca lüzumsuz şeyleri satın alabilir.” Aslında “yaşamdaki lüksler ve sözde konfor denilen şeyler, vazgeçilmez olmamakla kalmayıp insanlığın yükselmesi önünde bir engeldir de” iddiasında bulunur. s. 22-23

* Hidra, Yunan mitolojisinde anlatılan çok başlı efsanevi bir yaratık. Hidra'nın nefesi bir insanı öldürecek kadar zehirliydi. Bu canavarın öldürülmesi Herkül'ün on iki görevi arasında 2. sırada yer alan vazifedir. 
222-23

Örneğin, “piramitlere bakın” diye dikkatleri çeker Thoreau. Beşeri sanayinin doğasını yeniden düşünmeye teşvik eder; “bunların içinde bu kadar merak edecek bir şey yok; bir sürü adamın hırslı bir sümsük için mezar inşa etmek uğruna hayatlarını harcayarak kadar düşmüş olmasından başka. Aslında Nil'de boğulsalar ve cesetleri de köpeklere verilse daha akıllıca ve erkekçe bir iş yapmış olurlardı.” s. 24

Thoreau, büyük ekonomik dönüşüm zamanında yaşıyordu ve ona göre demiryolu sanayileşmenin amblemiydi. Ondan genelde mecazi anlamda Amerika'nın ve aslında tüm dünyanın yüzünü hızla değiştiren, yükseliş halindeki bir ekonomik sistemin temsili olarak söz ederdi. “Demir yolunun üstünde gitmiyoruz; o bizim üstümüzde gidiyor” iddiasını ortaya attı ve şöyle bir tablo çizdi:

“Şu demiryolu raylarının altında uyuyanların ne olduğunu hiç düşündünüz mü? Her biri bir insan. Bir İrlandalı ya da bir Yankee. Raylar onların üstüne uzatıldı ve üstleri kumla örtüldü. Birkaç yılda bir yeni bir grup daha yere uzatılıyor ve bunların üstlerinden geçiliyor ki herhangi biri rayların üstünde gitme keyfini yaşarsa diğerleri ezilme talihsizliğini yaşasın.”


Thoreau, aslında sanayileşmenin altında ezilmiş bu “uyuyanların”, “bir zaman tekrar ayağa kalkacağını,” umuyordu ve komşularını uyandırabilmek için elinden geleni yaptı. s 24-25

Daima düşünceli ve topluma ayak uydurmayan biri olan Thoreau. ''Eski insanların yapamayacağımızı söylediğine varsa deneyip yapabileceğimizi görün'' dedikten sonra bunu temel alarak ''eski insanlar için eski eylemler, yeni insanlar için yeni eylemler olması gerektiği'' önermesi de cesurca ortaya atmıştı. s. 26



No comments:

Post a Comment

Post-Oryantalizm - Hamid Dabâşî

Post-Oryantalizm: Terör Çağında Bilgi ve İktidar —  Hamid Dabâşî Kitabın Tümünün Özeti Hamid Dabâşî’nin Post-Orientalism: Knowledge and Powe...