Kurtuluş Kilise'de/Hıristiyanlıkta mı? Ya da Tevhidci Hıristiyanlar
On altıncı yüzyılın
sonları. İtalya'nın bir dağ köyünde herkesin Menocchio (1532-1599) dediği bir
değirmenci yaşar. Latincesi kıt olan bu yoksul köylü koskoca Engizisyon'a
meydan okur. Eline geçen, halk diline çevrilmiş, içlerinde Kuran'ın da bulunduğu
bütün kitapları okuyan Menocchio, o karanlık çağda kendi evren kuramını yaratır.
Ona kalırsa dünya, kaostan, bozulan peynirde oluşan kurtlar gibi türemiştir.
Tanrı, gücünü herkese; "Yahudiler'e, Türkler'e, Hıristiyanlar'a ve hatta
sapkınlara" eşit olarak vermiş, kimseyi kayırmamıştır. İsa'ya gelince, o
da sıradan, yoksul bir köylüdür. Cehennem de araf da papaz ve keşişlerin halkı
soymak için uydurdukları şeylerdir. Engizisyon karşısında bir türlü geri çekilmeyi
bilmeyen bu bilgiye susamış köylü, bütün din iktidarını karşısına alır.
Kaynak: Carlo Ginzburg -
Peynir ve Kurtlar
Katolik Kilisesi,
"kilise dışında kurtuluş yoktur" derken, 28 Nisan 1584’de İtalya’da,
değirmenci Domenio Scandella (Menocchio takma adı) "Tanrı herkesi eşit
derecede sever." diye Kilise'ye meydan okur. s. 52
Menocchio 1599 yılındaki
mahkemesinde engizisyon heyetine, Tanrı’nın tüm çocuklarına karşı merhametli
olduğunu söylemişti. s. 54
Menocchio’ya göre hiç
bir din diğerinden üstün değildi. Bu çağdaşlarının çoğundan onu ayırıyordu ve
tehlikeli bir ayrılıştı.
Nitekim Hıristiyanlığın
üstünlüğü kabul etmeyi reddettiği için ‘’kafir’’ ilan edildi. İki yıl sonra
1601’de Menocchio idama mahkum edildi. s. 54
Bir Anabaptist lideri
olan Thomas Muntzer (ö. 1525) ‘’birisi Türk olarak doğsa bile aynı inancın esasına
sahiptir, bu da Kutsal Ruh’un hareketidir’’ düşüncesinde ısrarcıydı. 1550’de
Venedik’te buluşan Kuzey İtalya Anabaptistleri, Menocchio’nun da benimsediği
gibi İsa’nın Tanrı değil insan olduğu fikrini desteklediler. s. 56-57
Bir İspanyol olan
Servetus (1511?-1553), Calvin’in emri ile, sapkın ilan edilerek 1553 yılında
yaklaşık 42 yaşındayken Cenevre kapıları önünde yakılarak öldürüldü. s. 57
1531 yılında Teslis'in
Hataları adlı eseri hem Katolikler hem de Protestanlar tarafından kınanmıştı.
Daha önce Fransa’da Katolik engizisyonu tarafından yakalanan Servetus, İsviçre’nin
Cenevre kentine kaçmıştı, burada Protestan reformcu Calvin tarafından iki sapkın
düşünceyle suçlandı: Teslis'i ve vaftizi reddetmek. Hıristiyan doktrinine karşı
sapkınlığın cezası ölümdü Avrupadaki tüm dini otoritelerin böyle bir yetkisi
vardı o dönemde. s. 57
Servetus kitabında
Yeni Ahit’de Teslis konseptinin bulunamayacağını iddia etmiş, doktrinin
kendisini değil Kutsal Kitap dışı bilgilerin geçerliliğini reddetmişti. Çalışması
ayrıca İsa’nın insani doğasını da vurguluyordu. Fakat hem Katolik hem de
Protestan tüm Hıristiyanlar tarafından kabul edilen bir doktrinin kaynağını
sorgulamak bile sapkın ilan edilmesi için yeterliydi. s. 57
Servetus, Katolik
olmayan ve Teslis'i kabul etmeyi reddeden yüzbinlerce Musevinin ve Müslümanın
1492 yılında ülkesinden kovulduğunu biliyordu. Servetus gizli bir müslüman ve
politik bir hain olarak damgalandı. s. 58
Servetus’un halkın önünde
öldürülmesinden bir yıl sonra Sebastian Castellio, bir çalışma kaleme almıştı. Çalışması
Calvin tarafından kınanan Fransız bir Protestan İncil bilgini olan Castellio,
1554’de Basel, İsviçre’de yayımladığı sapkınlar ve Müslümanlara yapılan zulme
karşı olan çalışmasında, takma isim olarak Martin Bellius’u kullandı. Hıristiyanların
Hıristiyan olmayan bu kişilere karşı şiddet içeren davranışlarının Hıristiyanlığa
aykırı ve etkisiz olduğunu iddia etti. ‘’Bu nedenle, bir insan öldürmek bir öğretiyi
savunmak değildir. Bu sadece insan öldürmektir’’ diye yazar Castellio. "Kendisi
dışındakileri kınamayan hiç bir din ve mezhep yoktur. Bu sefil inançtan ve öfkeden
sürgünler, zincire vurmalar, hapsedilmeler, kazığa bağlanamalar ve ipe çekilmeler
doğmaktadır." s. 58
Castellio sonunda,
sapkınlığın, suçlamayı yapan kusurlu insanın nazarında olduğuna inandı.
Anlatmak istediğini kanıtlamak için de ant,k dönemden kendi zamanına kadar yaşamış
Hıristiyan düşünürlerin, dini hoşgörü ile ilgili görüşlerini topladı.
Castellio, Tek bir Tanrı olduğu konusunda hem Musevi hem de Müslümanlarla olan
ortak noktayı tespit etmiş; İsa’ya karşı duyulan büyük saygıda da müslümanların
Hıristiyanlarla ortak olduklarına işare etmişti. Sadece İsa’nın insanlığı
konusunda ayrıldıklarını belirtmişti. Bundan dolayı da öldürülmeyi hak
etmediklerini düşünüyordu. s. 59
Menocchio’dan farklı
olarak Castellio Hıristiyanlığın diğer tüm dinlere karşı üstün olduğuna inanıyordu.
Ve ‘’gerçek din ve adaletle onlara öğretelim ve onları kazanalım’’ diyordu. s.
59
Castellio, Luther’de şu
yumuşaklık örneğini bulmuştu: ‘’Eğer tüm Musevi ve Türkler öldürülse veya işkence
gorse hiç birinin üstesinden gelinememiş ve hiç biri Hıristianlığa geçirilmemiş
olur’’. (Luther daha sonra bu tür pratik barışçıllıktan vazgeçip 1530’da sapkınlar
ve diğerleri için ölüm cezasını savunmuştur. Ölümünden üç yıl önce Musevilerin
din değiştirmesinin imkansız olduğunu ifade etmiş ve yöneticileri, tüm Musevi
evlerini, kitaplarını ve sinagoglarını yok etmeye çağırmıştır.) s. 60
Hoşgörüyü destekleyen
sözlere Calvin’de rastlamak daha zordur; çünkü Calvin sürekli olarak sapkınlığı
vatana ihanet ve ölüm cezasına layık görmüştü. Ancak Castellio Calvin’de de hoşgörü
örneği bulmayı başarmıştı. Calvin 1536 yılında sapkınları öldürme sebebine bir
limit koymuştu. ‘’Tanrıya dualarımızla onların fikirlerini iyileştirerek
topluma dönmeleri ve kilisenin birliğine katılamalarını sağlamak için her yolu
denemeliyiz.’’ Calvin bu yaklaşımın ‘’Türkler, Sarazenler ve gerçek dinin diğer
düşmanları için bile’’ geçerli olması gerektiğini savunmuştur. Castellio burdan
yola çıkarak Servetus’un nasıl olup da ölüme gönderilebildiğini tartışmıştır.
Luther’inki gibi Calvin’in hoşgörü desteği çok kısa ömürlüydü. Calvin’in Hıristiyan
Dİninin Kurumları adlı eserinin sadece ilk baskısında yer alan bu ifadeler
sonraki baskılarında yer verilmemiş, Calvin’in kendisi tarafından çıkarılmıştır.
s. 60
Luther ve Calvin’in
aksine Protestan Sebastian Franck (1499-1542/43) Tanrının favori dini olmadığını
tartışmıştır. s. 60
Franck’ın Hıristiyan
olmayanlara karşı hoşgörüsü bir tür ‘’evrensel tanrıcılık’’ a ulaşmıştı. Çağdaşlarının
çoğu, Franck’ın ‘’Türkler ve kafirler, tıpkı Almanlar gibi Tanrı’nın sûretinden
yaratılmışlardır ve taraf tutmayan Tanrı kendi yasasını ve sözünü onların
kalplerine yazmıştır’’ iddiası karşısında şaşırmış olmalılar. Franck ısrarcıydı:
‘’Bu yüzden kalbim hiç kimseye yabancı değildir. Doğu’dan Batı’ya, İbrahim’in çocukları
taşlardan kalkacak ve onunla birlikte Tanrı’nın sofrasına oturacak.’’ s. 62
Castellio’nun
incelemesinde yer alan Franck’ın fikirleri Latince, Fransızca ve Almanca tercümelerle
yayıldı. Fransa, Almanya ve İtalya’da Castellio’nun kitabıyla ilgili tartışmalar
başladı. Castellio’nun çalışmasının en çok kabul gördüğü yer, dini çeşitliliğin
ve özgürlüğün geliştiği yer olan Hollanda’ydı. İlk İngiliz Baptistlerin, 1608 yılında
kendi ülkelerindeki zulümden kaçıp geldikleri yer yine Hollanda’ydı. Bu ilk mültecilerden
biri nihayet kendi vatanına döndüğünde, Müslümanlara karşı hoşgörüyü bir devlet
politikası olarak onaylayacaktı. Böylece Castellio’nun çalışmasının, Müslümanlara
karşı hoşgörü hakkında 17.yy İngiliz düşüncesi üzerinde doğrudan etkisi olmasa
bile, çalışma dolaylı yoldan etkisini hissettirmişti. İngilizlere ait bu
fikirler, benzer 17. ve 18.yy Amerikan fikirleri üzerinde de en doğrudan etkiye
sahip olmuştur. s. 62
***
Socinianlar gibi
deistler de hem İsa’nın hem de kutsal üçlünün tanrısallığını reddediyor ve tıpkı
Müslümanlar gibi Tanrının birliğine inanıyorlardı. Gerçektende bazı deistler ve
Socinianlar, kendilerini eleştirenleri şaşırtacak şekilde İslam’ın ödün
vermeyen tek tanrıcılığına iyi gözle bakıyorlardı. s. 28-29
***
Müslüman, Musevi ve sapkın Hıristiyanları savunan Sebastian Castellio, Servetus’un 1533’de öldürülmesine yanıt olarak en önemli incelemesi olan Sapkınlar Üzerine’yi yazdı. s. 119
Voltaire, Servetus’un yakılarak ölürülmesinde Calvin’in rolu olduğunu not etmişti. Belki de Calvin’i dini demonizm (cin-şeytan bilim) olan bir ateist olarak değerlendirmesinde kendisine ilham kaynağı olmuştur. Calvin üzerine son sözü, inanç adına tüm hoşgörüsüzlüklere eşit olarak uygulanabilir: “Tarihte yanlış tanrıya tapan biri varsa, o da Calvin’dir.”
***
Müslüman, Musevi ve sapkın Hıristiyanları savunan Sebastian Castellio, Servetus’un 1533’de öldürülmesine yanıt olarak en önemli incelemesi olan Sapkınlar Üzerine’yi yazdı. s. 119
Voltaire, Servetus’un yakılarak ölürülmesinde Calvin’in rolu olduğunu not etmişti. Belki de Calvin’i dini demonizm (cin-şeytan bilim) olan bir ateist olarak değerlendirmesinde kendisine ilham kaynağı olmuştur. Calvin üzerine son sözü, inanç adına tüm hoşgörüsüzlüklere eşit olarak uygulanabilir: “Tarihte yanlış tanrıya tapan biri varsa, o da Calvin’dir.”
Kaynak: Denise A. Spellberg, Thomas
Jefferson’un Kur’an’ı, Çev. Nesrin Atasoy, Kalyon Yayınevi, 1. Baskı,
Mart 2018, İstanbul
No comments:
Post a Comment