Monday, 15 June 2020

Profesyoneller İktidarı veya Kapitalizmin İhtiyaç Üretme Mekanizması

Profesyoneller İktidarı veya Kapitalizmin İhtiyaç Üretme Mekanizması

Profesyoneller insan tabiatının gizli sırlarını ancak kendilerinin vakıf bulundukları iddiasındadırlar ve bu bilgiyi ancak kendilerinin kullanmaya muktedir bulunduklarını ifade etmektedirler. İnsanların nerede bir ihtiyaçları varsa bu yeni profesyoneller oradadırlar; dominanttırlar, otoriterdirler, tekelcidirler, meşruiyet kazanmışlardır ve aynı zamanda insanların elini ayağını bağlamaktadırlar, takatini kesmektedirler ve köreltmektedirler. Halkın maddi-manevi her türlü gereksiniminden kendilerine ziyadesiyle pay çıkarmaktadırlar. s. 20

***

İnsanların profesyonellerin kendilerine ihtiyaç olarak sundukları şeylerin eksikliğini hissetmemiş olmaları durumunda profesyonellerin toplum içinde dominant bir pozisyon edilebilmeleri ve insanların yeteneklerini iğdiş edip köreltebilmeleri mümkün değildir. s. 23

***

Piyasada bulunan malların hızlı değişmesi istekleri sığlaştırmaktadır. Tüketiciler mal çeşitliliğinin arz ettiği bolluk karşısında duyarsız hale gelmektedirler. İhtiyaçları reklam sloganları belirlemektedir. İnsanlar deneyimlerinden yararlanarak ihtiyaçlarını gidermenin yollarını aramaktan uzaklaştırılmışlardır. Kendilerine ne öğretildiğiyse onu yapmaktadırlar. Gereksinimler küçücük parçalara ayrılmışlardır ve bunların herbiri bir başka uzmanın ihtisas alanı içerisine sokulmuştur. Böylesi bir ortamda tüketici; uzmanların tekliflerini değerlendirme, bir araya getirip kendisi için en iyi olanı bulma ve bu suretle tatmin olma uğraşında çok zorlanmaktadır. s. 24

Bir isim olarak kullanılan ''ihtiyaç'', profesyonel bir tasarımın bireyin şahsında tezahür eden görüntüsüdür. Bireyin ihtiyacını belirlemek uzmanların, kendisine duyurmak reklamcıların, icabını yerine getirmek ise bireyin işidir. Bir kimsenin kendisine bildirilen ihtiyaçlarını duymamazlıktan gelmesi, anti-sosyal bir eylem olarak vasıflandırılıp birey suçlanmaktadır. İyi vatandaş dediğin kendisine empoze edilen ihtiyaçları başımın üzerinde yerleri vardır, diyerek kabul etmeli, aykırı seslere kulak asmamalı, kendisi için uzmanların çizdiği yoldan milim dışarı çıkmamalıdır. s. 25

Doğduğumda yalnızca zenginler, sinir hastalıkları ve seçkinler vücut sıcaklıkları yükseldiğinde tıbbi bakıma muhtaç olduklarından söz ederlerdi. Doktorların elinden gelen, büyükannenin evinden gelenden daha fazla olmadığı için en küçük bir rahatsızlık için bile doktora gitmek pek az kimsenin aklına gelirdi. Antibiyotiklerin bulunmasıyla işin rengi değişti; enfeksiyonlarla başa çıkmak sıradan işlerden oldu. Reçetelere yazılan ilaçlar giderek kabardı. Hasta rolü oynamak tıbbi bir tekel oldu. Kendini hasta sanan bir kimse hemen bir kliniğe koşmalı, hastalığının adını tespit ettirmeli ve hastaların oluşturduğu azınlığın bir üyesi olmanın keyfini sürmeliydi. Hasta olan insanlara izin veriliyor, yardıma muhtaç insan statüsü kazandırılıyor, doktor kontrolü altına alınıyor, tekrar topluma faydalı bir insan haline gelebilirsin diye tedavi ediliyordu. Tıbbi ihtiyaçların gösterdiği ikinci mutasyon, hastaların azınlık olmaktan çıkmasıyla yaşandı. 60'lı yılların sonunda Batılı ülkelerin çoğunda her iki bireyden biri en az üç ayrı hastalıktan tedavi görmekteydi. Kimi dişinden, kimi karın ağrısından, kimi tansiyonundan, kimi ruh sağlığından şikayetçi duruma gelmişti. s. 25-26

Profesyonellerin hükümranlığı altındaki ekonomi, çarpık çoğunluk ve bunların muhafızlarının çıkarlarına hizmet verecek tarzda organize olmuştu. s. 26

Bu kritik noktada var kılınmış gereksinimler üçüncü mutasyonu geçirdiler. Uzmanların ifadesiyle ''çok boyutlu problem'' haline dönüştüler. İhtiyaçların küçücük parçalara ayrılması karşısında afallayan tüketici bunları bir araya getirip anlamlı bir bütün oluşturabilmek için uzmanların yardımına muhtaç duruma düştü. Bir parça aşırıya kaçmanın kusuruna bakılmazsa otomobil endüstrisi bu alanda güzel bir örnek oluşturmaktadır. s. 26

Servis ekonomisinin yoğunluğunun artması, muhtaçların pedagojik, tıbbi ve içtimai tedavileri için gerekli zamanı nadir mallar cümlesinden kılınmıştı. s. 27

Vatandaşın profesyonellerin hükümranlığı altında ezilmesi ve köreltilmesi olgusu illüzyon gücüyle tamamlanmaktadır. Din olgusu, devletin etkisiyle veya insanların inancının zayıflamasıyla değil ama profesyonel kurumlar ve bunlara karşı duyulan güven sayesinde dünkü önemini kaybetmiştir. Profesyoneller toplumun derdinin ne olduğunu, çaresini nerelerde ve nasıl aranacağını belirleme hakkını ele geçirmiş bulunmaktadırlar. Bu hakkın ele geçirilmesi demek, sokaktaki insanın ihtiyaçlarının neler olduğunun belirlenmesi hakkının ele geçirilmesi demektir. s. 28

Profesyonellerin gücünün büyüklüğünü anlayabilmek için büyük kentlerin üzerinde gökdelenlerin kurduğu hakimiyetine bakmak yeterli olacaktır. İnsanlar, kenti ve kendilerini tepeden seyreden bu binalar arasında sigorta problemlerini, sağlık problemlerini, eğitim problemlerini halledebilmek için sanki tavaf edercesine dolaşıp durmaktadırlar. s. 28


Kaynak: Ivan Illich, Irving Kenneth Zola, John McKnight, Jonathan Caplan, Harley Shaiken, Profesyoneller İktidarı, Çev. Cevdet Cerit, Pınar Yayınları, 1. Baskı, Ekim 1994, İstanbul, ss. 20-

No comments:

Post a Comment

Post-Oryantalizm - Hamid Dabâşî

Post-Oryantalizm: Terör Çağında Bilgi ve İktidar —  Hamid Dabâşî Kitabın Tümünün Özeti Hamid Dabâşî’nin Post-Orientalism: Knowledge and Powe...